Bölüm 3

1102 Words
Ağzımdaki makarnalar boğazıma yapışmış gibi hissettim.Mideme bir anda büyük bir sancı yerleşti.Fotoğraflardakiler bendim. Evimde, yatağımda uyuyan ben. Ellerim titremeye ve başım dönmeye başladı.Bu da neydi böyle?Ne oluyprdu. Bu bir şaka mıydı?Eğer öyleyse bile hiç komik değildi.Televizyonda bir komedi programı vardı. İnsanlar büyük kahkalar atıyordu.Herbir kahkaha suratımda patlıyormuş gibi hissettiriyor kulağımda çınlıyor beynimde yankılanıyordu. Hızlıca paketi yeniden elime aldım ve bunu kimin gönderdiğini yada başka neler bulabileceğimi aramaya başladım.Elimde sadece birkaç fotoğraf ve bir iki not vardı. Tekrardan notlara geri döndüm.Görünüşe göre berbat bir el yazısı vardı bazı harfleri seçmek bile zordu." Nihayet seninle tanışabildim. Bunun için ne kadar bekledim haberin varmı senin?Meğer sana ulaşmak ne kadar da zormuş. Ama ben bunu başardım ve şuan karşındayım."Ellerim titriyordu Midemde oluşan sancı yavaş yavaş kendini kusmaya bırakıyordu.Sakin olmalıydım Nefes alamadığımı farkettim. Diğer notu okumak için daha minik bir zarf daha açtım."EEE bebeğim sürprizimi beğendin mi?Bence beğenmedin ama ben beğendiğini düşüneceğim.Sonuçta bundan sonra sen istesende istemesende yolumuza beraber devam edeceğiz.Sana benin fotoğraf koleysiyonundan birkaç fotoğraf gönderdim. Çok güzeller değil mi? Adeta bir melek gibi gözüküyorsun. Kokunda bi o kadar güzel tabi.Bir gün beraber uyuyacağımız bir gün gelicek ve o zaman sana böyle yukarıdan değil yanındaki yastıktan bakıyor olacağım." Bu saçmalıkda neydi böyle?Bu da kimdi bende ne istiyordu?Evime nasıl girmişti?Beni nereden tanıyordu.?Evimi nasıl bulmuştu?En önemlisi kimdi? Ne yapacağımı şaşırdım. Polisi mi aramalıydım. İlkay'ımı aramalıydım yoksa Aslı yı mı aramalıydım bilemiyordum. Bütün ev etrafımda dönüyormuş gibi hissettim. Midem bulanmaya vücudum uyuşmaya başladı.Korkuyordum. İlk defa birisinden bir yerlerden korkuyordum. Acaba şuan burada mıdır yada beni görüyor mudur diye düşünmeye başladım. Büyük ve uzun bir rezidansda oturuyordum. Neredeyse altmışa yakın komşum vardı.Özel güvenlikleri yedi yirmidört izlenen kameralarla doluydu. Her katta da bu kameralardan mevcuttu.Buraya nasıl girmişti ya o girerken Casper neden ses çıkartmamıştı... Casper... Köpeğim dün geceden beri kötüydü ve sebebi saçma sapan bir ilaçtı. benim evimde olmayan bir ilaç.Fotoğraflara tekrardan baktım. Dün gece giydiğim pijamalar vardı yani dün gece köpeğimi zehirlemiş ve evime girmişti.Fotoğraflarda başka ayrıntılar bulabilir miyim diye daha dikkatli incelemeye başadım.Paniğim ve korkum yavaş yavaş yerini merak ve öfke duygularına bırakmıştı.Fotoğrafları çeken her kimse yatağın üzerine çıkmıştı. Ne ayaklarını nede başka biryerini görebiliyordumçBir dakika ama.. ama bu fotofrağlar flaşlıydı.Nasıl oluyordu da bu kadar olay olurken ben uyanmıyordum anlayamadım.Koşarak yatak odama gittim.Işıkları yakıp acaba yatağın üzerinde birşeyler bulabilir miyim diye incelemeye başladım.Toz parçasına bile bulamadıktan sonra oda da dolamaya başladım. Başka birşeyler aradım.Herhangi birşeyler bir leke, iz yada ne olursa. Odamın zeminine uzanmış takıntılılar gibi yerlerde bir iz arıyordum. Telefonum o kadar yüksek sesle çaldıki yatağın altına soktuğum kafamı bazanın kenarına çarptım. Kalbim o kadar hızlı atıyorduki gibid bakmak istemiyordum.Lütfen dedim lütfen sus artık ama telefonum uzun uzun çalmaya devam etti. Aslının aradığını gördüğümde rahatlama, sevinç ve korku aynı anda bütün bedenimi sardı. -Alo! Telefonun ucundan sadece hıçkırık sesleri nefes sesleri geliyordu. Endişem giderek artıyordu. -Alo! Alo! Aslı orda mısın?İyi misin? Cevap ver. Alo! -Bu.. b. buradayım. Nefesimi tuttuğumu farkettim veyavaşça geri vermeye çalıştım.Ona anlatmak ve çaktırmamak arasında gidip geliyordum. -Bu saatte aradığına göre önemli birşey olmalı. Seni dinliyorum. -Şila hanım. Ne diyeceğimi nasıl diyeceğimi bilmiyorum ama sizin görmeniz gereken bir şey var. -Neymiş tam olarak ne ile ilgili? -Siz efendim.Sizinle ilgili. -Lafı dolandırmadan söyle. -Bu sabah yemeğe giderken bir zarf almıştım.Aynısından sizdede olduğunu düşünüyorum. -Yani. -Zarfı az önce açtım.Açıkcası nasıl söyleyeceğim bilmiyorum. -Direk söylesen olmaz mı? İstemeden de olsa tırnaklarımı yiyordum.Ne zaman kendimi yoğun stres altında hissetsem tırnaklarımı yiyordum.Bu alışkanlığımın okulda kaldığını sanıyordum ama görüyorum ki hala baş edemiyordum. -Sizin fotoğraflarınız var efendim.Uyurken birisi tarafından çekilmiş fotoğraflar.Ve iki tanede not. -Nasıl fotoğraflar tarif edebilir misin? -Siz uyuyorsunuz köpeğinizle beraber. -Bir dakika köpeğimle mi? -Evet efendim. Demekki bu evime ilk girişi değildi.Daha öncede birçok defa gelmişti.Ama ne zamandı. -Üzerimde ne var söyleyebilir misin? -Aslına bakarsanız sanırım birşey yok. kalbim sıkışmaya başladı. -Ne demek yok. -Üzerinize birşey giymemişsiniz.Ama battaniyenizi göğüslerinize kadar çekmişsiniz. Yutkunamadım.Bu aşağılık her kimse beni uzun zamandır takip ediyordu.Yetmiyor evime giriyor, ben uyurken fotoğraflarımı çekiyordu. Buda yetmiyor pijamalarımı çıkartıyor bir de öyle fotoğraflar çekiyordu.Anlaşılan karşımda hiç görmediğim tarzda bir deli vardı. -Neredesin şimdi? -Size doğru geliyorum arabadayım.Fotoğrafları görür görmek evden çıktım notlara bakmadım bile. -Tamam ne zaman burda olursun. -Aracımı otoparka çevirdim bile birazdan orada olurum. -Tamam bekliyorum. Aslı kapıda belirdiğinde gözlerindeki endişeyi, kaskatı kesilen bedenindeki korkuyu, ve içini saran şüpheyi görebiliyordum.İkimizde kapıda dikilmiş biribirimize bakıyorduk. Bu bir oyun muydu eğer oyunsa nasıl bir oyundu ya da biz nasıl bir oyunun içine girmek üzereydik. Bizi bekleyen karanlığın bu sadece fragmanıydı.Asıl film hayatımızı delip içinden geçmek üzereydi.Saf kötülük etrafımızıı ele geçirmişti.Nefesi nefesime değil bilakis gölgemize yakındı.Şuan bizi heyecanlı bir şekilde izliyordu.Bunu hissedebiliyordum. Kahkahası kulaklarımda yankılanıyordu.Duvarın öbür tarafından bize kahkahalarla gülen bir gölge.Salona girip oturduğumuzda ona bir bardak su ve çay getirdim.Bane gelen zarfı incelemeye başladı büyük bir dehşete kapıldı. -Bence polise gitmeliyiz. Bu sandığımdan da kötü olacak gibi geliyor. -Biliyorum şu senin elindekileride birleştirelim de ona göre gidelim.Sen notlara bakabildin mi ne yazıyordu. -Bakamadım hala da bakamıyorum.Resimleri görünce direk evden çıktım.Bakın bugün bizi izlediği bir resmin daha var bütün gün etrafımızdaymış. Uzanıp bana uzattığı resme baktım.Bizim yemek yerken çekilmiş bir resmimiz vardı.Anlaşılan bizi gündüzleride takip ediyordu. Bir ara dışarıya baktığımı hatırlıyorum tamda fotoğrafın çekildiği yöne ama kimseyi görmediğimden eminim. Aslı bana iki küçük hediye kartı boyutundaki zarfı uzattı.Tam dört zarf vardi.Bendeyse üç taneydi.Sayılara takılmalı mıydım bi önemi var mıydı bu da bir oyun muydu bilemedim.İlk zarfı açtığımda içinde sadece iki kelime yazılıydı."polis yok." Aslıya uzattım yüzüme bakıp ; -Her kimse bu oyun için çok zaman harcıyor.Bizim neler yapabieleceğimizi önceden tahmin edebiliyor. -Senin gibi zeki bir kızın bunu söylemesi biraz komik oldu.Her kim olsa böyle bir durum da zaten polise gider. -Bilemiyorum şuan saçmalıyorum sanırım.İlk defa böyle birşeyle karşılaşıyorum. -Biliyorum canım ama şuan bile izleniyor olabiliriz. O yüzden soğuk kanlı davranmaya çalışıyorum. Senden ricam sende korktuğunu belli etme. Bunu dediğim kişi daha yeni otuzlarına gelmiş genç bir kız çocuğuydu. Nasıl sakin olabilirdi?Kendime sinirlenmeden edemiyordum. İkimci zarfı açtığımda bu sefer iki cümle yazılmıştı.Yazı şekli bana gelenlerle aynıydı."Korkuyorsun, korkma.Bütün kontrol bende." -Dalga mı geçiyor bu her kimse!Zaten bütün gün bizi takip ederek evinize girerek yeterince kontrol etmiyormuş gibi. -Bakalım daha ne kadar saçmalayacak. Üçüncü zarfı açtığımda bu sefer panikleyen ben olmuştum.-Ama bu neden neden sen? Aslı yüzüme bakıyordu.Elimdeki küçük foto kartı ona doğru çevirdim. Aslı' nın uyurken çekilmiş bir fotoğrafı vardı.Dudaklarına kırmızı bir ruj sürmüştü.Üzerinde saten bir gecelik vardı. -Ama bu bu benim. Benim evime de mi girmiş.Dudaklarım, (bunu söylerken istemeden parmaklarını dudaklarına götürdü) dudaklarım neden kırmızı? -Anlaşılan uğraştığı tek ben değilim.Bu her kimse ikimizlede uğraşıyor ve korkutucu derecede tehlikeli. Daha ne kadar şaşırtıcı derecede diyecektim ki. Adam ya da kadın her kimse zaten tehlikenin beden bulmuş hali gibiydi. Son zarfada uzandım.Artık daha fazla kart, resim, fotoğraf yada başka birşey görmek istemiyordum.Buna ise bir tekerleme yazılmıştı."Ya şundadır ya bunda, ......... kızında."
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD