"gelmek için etmedin ama gitmek için edeceksin"

945 Words

Güneş yavaşça batıyordu Mardin’in taşlarının üzerine… Ama Miralî ve Xezrawî aşiretlerinin birleştiği o düğün alanı, ışıl ışıl parlayan lambalarla aydınlatılmıştı. Avlunun ortasında davul-zurna yankılanıyordu. Davulcunun tokmağı yere vurdukça yer titriyor, ama kalpler yerinden kıpırdamıyordu. Soreş ve Solîn, sahnenin ortasına alındılar. Davul zurna coşkulu bir Kürtçe ezgiye geçti: > "Şemamê şemamê, Ax lê dilê min tev çû…" (Şemamê şemamê, Ah kalbim de onunla gitti…) Davulun her vuruşunda Solîn’in kalbi bir çentik daha içe çöktü. Yüzünde bir tebessüm vardı, ama o tebessüm “birazdan bitecek” umudu değil, “herkes baksın, ben hâlâ ayaktayım” direnişiydi. Halay başında Soreş vardı. Yanına yakın akrabaları, önde Rûbar… Ama Rûbar’ın elleri ipteydi, gönlü hâlâ Solîn’in sustuğ

Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD