SAVAŞIN KIYISINDA

773 Words
Bölüm 5: Savaşın Kıyısında Şahverdi aşiretinin savunması hızla güçlendiriliyordu. Zilan, Şiyar ve Mirza, bütün aşireti bir araya getirerek savunma planlarını gözden geçiriyorlardı. Kemal Karahan’ın stratejileri her geçen gün daha sinsi ve acımasız bir hal alıyordu. Zilan, şu an yapması gerekenin yalnızca savaşmak değil, aynı zamanda bir lider gibi hareket etmek olduğunu fark etti. Zilan, akşam çadırında toplanan liderlerle toplantı yaparken söz aldı. “Kemal Karahan’ın saldırıları yalnızca köyleri yakmakla kalmayacak. Aşiretimizin içindeki güveni sarsmaya, bizim arasına düşmanlık sokmaya çalışacak. Ama bu oyuna gelmeyeceğiz.” Şiyar, ablasının sözlerini destekledi. “Bize karşı her türlü hileyi kullanacaklar. Ama biz güçlü ve biriz. Bu savaşta birbirimize güvenmek zorundayız.” Mirza, sessizce bir köşede dinliyordu. Kendisini bu kadar derin bir savaşın içinde görmekten dolayı huzursuzdu. Bir yanda babasına karşı duyduğu öfke, diğer yanda geçmişte yaptığı ihanetin yarattığı suçluluk vardı. Zilan’a ve Şiyar’a yardım etmek istiyordu, ancak bu savaşın sonunda hangi tarafın galip geleceğini, kendisini nereye koyması gerektiğini henüz tam olarak bilmiyordu. --- İç İsyan Zilan, geceyi hazırlıklarla geçirdikten sonra, tüm aşiretin sabah erkenden silahlanıp savunma pozisyonlarına geçmesi gerektiğini belirtti. Ailelerin güvenliğini sağlamak adına, köylerin etrafına ek güvenlik noktaları kuruldu. Ancak Zilan, her geçen gün içindeki kuşkuyu daha derinden hissediyordu. Savaş yalnızca dış düşmanlarla yapılmazdı, bazen insanlar arasındaki güven de tehlikeye girerdi. Bir akşam, Zilan, Mirza ile yalnız kalmayı başardı. Onunla konuşmak, bir çözüm bulmak istiyordu ama içindeki öfke, korku ve belirsizlikten dolayı kelimeler bir türlü çıkmıyordu. “Mirza,” dedi Zilan, derin bir nefes alarak. “Bize yardım ettiğini söylüyorsun ama babanın oyunlarına gelip gelmeyeceğini nasıl bileceğiz? İçimizdeki herkes seni bir ihanetçi olarak görebilir.” Mirza, Zilan’a dönerek, “İhanetimi kabul ediyorum,” dedi sert bir şekilde. “Ama artık babamın bir parçası olmak istemiyorum. Onun yolundan gitmek istemiyorum, Zilan. Bu savaşa katılmak, seni ve ailenizi savunmak istiyorum.” Zilan, ona dikkatle baktı. Gözlerinde suçluluk ve kararlılık vardı. Bir an, Mirza’yı gerçek anlamda anlayıp anlamadığını sorguladı. Ancak yavaşça, “Bu savaşın sonunda seninle ne olacağına karar vereceğiz. Ama şunu unutma: Eğer bir adım geri atarsan, bizim için bir tehdit olursun. Ve asla affedilmezsin.” Mirza, başını sallayarak, “Anlıyorum,” dedi. “Ve söz veriyorum, sizinle olacağım.” Zilan’ın içinde hala bir belirsizlik vardı ama Mirza’ya güvenmek zorundaydı. Kardeşinin, ailesinin, tüm aşiretin güvenliğini sağlamak için bir lider olarak sorumluluğu almıştı. --- Savaşın Çeyrek Vuruşu Savaşın sıcak rüzgarları, Karahan aşiretinin savaşçılarıyla Şahverdi aşiretinin savunucularının karşı karşıya geldiği alanı çepeçevre sarmıştı. Zilan ve Şiyar, aşiretlerinin ön cephesindeydi. Arkalarında, kadınlar ve çocuklar güvenli alanlarda bekliyorlardı. Ancak ne kadar hazırlıklı olsalar da, Kemal Karahan’ın gücü ve stratejileri karşısında hiçbir şey garanti değildi. Bir sabah, Karahan’ın savaşçıları sabah erken saatlerde köyleri hedef alarak saldırıya geçti. Zilan, atının üstünde kılıcını çekerek savaş alanına doğru ilerledi. Savaşın patlak vermesiyle birlikte, Karahan’ın ordusu hızla ilerliyordu. Zilan, her darbe ile hem kalbinde hem de bedeniyle savaşı hissediyordu. Savaş alanı, adeta bir cehenneme dönmüştü. Silahlar çarpışıyor, oklar havada uçuyordu. Zilan, bir yandan düşman hatlarını aşmaya çalışırken bir yandan da ailelerinin güvenliğini düşünüyordu. Her adım, bir ölüm kalım savaşıydı. --- Büyük Çatışma Kemal Karahan’ın ordusu, beklenmedik bir şekilde Şahverdi aşiretinin savunmasını geçmeye başladı. Bu durum Zilan’ı derinden sarstı. Şiyar’ın komutasındaki birlikler geri çekilmeye başladığında, Zilan bu durumu kabul etmek istemedi. “Geri çekilmeyin! Bu savaş henüz bitmedi!” diye bağırdı Zilan, kılıcını savururken. Mirza, Zilan’ın yanına geldi. “Zilan, onları durdurmak için daha fazla zamanımız yok!” Zilan, kafasını çevirerek ona baktı. “Hadi o zaman, geri çekilmeyeceksek birlikte savaşalım!” Savaşın ortasında, Zilan ve Mirza birlikte omuz omuza savaşıyorlardı. Her darbe, her hamle onları daha da güçlü kılıyordu. Ancak Karahan’ın ordusunun sayısı çok fazlaydı. Bir anda Zilan’ın önünde, Kemal Karahan’ın oğlu, Hakan Karahan belirdi. Gözlerinde acımasızlık vardı. “Hadi bakalım, Şahverdi kızının ne kadar güçlü olduğunu görelim!” dedi Hakan, kılıcını kaldırarak Zilan’a doğru saldırdı. Zilan, Hakan’ın saldırısını zor bir şekilde savuşturdu. Her darbe, her an daha da yaklaşıyor gibiydi. Ancak Zilan, son bir çaba ile Hakan’a karşı başarılı oldu ve onu yere devirdi. Hakan, yerde boğuşurken Zilan kılıcını ona doğrulttu. “Daha fazla kan dökme, Zilan. Her şeyin bir bedeli var,” dedi Hakan, zorla gülerek. Zilan, Hakan’a bakarken, gözlerinde acı ve öfke vardı. “Seninle değil, babanla hesaplaşacağım,” dedi ve kılıcını geri çekti. --- Yıkımın Ardında Savaş bitmişti ama Zilan’ın içindeki hüzün ve öfke bitmemişti. Her ne kadar zafer kazanmış olsalar da, düşmanlarının stratejileri ve savaşın yarattığı yıkım çok ağır olmuştu. Zilan, ailesiyle birlikte barışın ne zaman geri döneceğini bilmeden karanlık bir yolda yürüyordu. Şahverdi aşireti, zaferin bedelini ağır ödemişti. Ancak Zilan’ın liderliği, onları hayatta tutan tek şeydi. Artık Zilan, yalnızca bir kız kardeş ya da bir savaşçı değil, bir liderdi. Ve bu liderin yolculuğu, sadece ailesini değil, tüm aşiretini korumak için sürecekti. ---
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD