Jinda, bütün ağaların önüne başı dik bir şekilde çıkıp.
“Ben Fırat Ağa ile değil,” dedi, “Amcasının oğlu Yaman Ali şoreşvan, Ağa’yla evleneceğim. Dedi..
İşte tam o anda Yaman'la göz göze geldiler. Meydana geldiklerinden beri ilk defa Yaman'ın gözlerinin içine baktı. Onu oturduğu tekerlekli sandalyeden tanımıştı jinda.. Yaman'ın küçük kız kardeşi yasemin ile arası çok iyiydi.. Yasemin her gün Yaman'ın nasıl bir adam olduğunu anlatırdı Jinda'ya... Daha önce Yaman'ı hiç görmemişti. Yakışıklılığını delikanlılığını ve korkusuz bir adam olduğunu her zaman duymuştu Yasemin'den.. Ama bugüne kadar hiç denk gelmemişti.. Daha doğrusu Jinda öyle sanıyordu.. Yaman şaşkınlıkla Ona bakarken. Jinda konuşmaya devam etti.
"Madem berdel'i hak gördünüz, o zaman kaçan kızın abisiyle evleneceğim. Ha, kabul etmezseniz de alın kanım size helaldir. Madem kan istiyorsunuz, abimin değil, benim kanımı alın Benim damarımda da karadağ kanı akıyor. Hem bu konu da böyle kapanır.”
İşte o an Fırat'ın gözü döndü.. Öfkeyle ayağa kalktı. Gözleri öfkenin verdiği ateşle parlıyordu...
“Ölsem de seni kimseye vermem! Sen benim sözlüsün.. ” dedi.
"O sözün bir hükmü kalmadı Fırat Ağa.. Zaten benim isteğimle olmamıştı o söz.. Ama artık bir önemi yok ölsem de sana kuma olarak gelmem. Karımı boşayıp seni alayım desen yine sana varmam. Şerefsiz bir adamla evleneceğime canıma kıyarım daha iyi..
Fırat öfkeyle bakarken..
Yaman tekerlekli sandalyede şaşkınlıkla olanlara izliyordu. Kız kardeşinin kaçtığına inanamazken. Şu an yaşadığı şok onu ayrı bir şekilde sarsmıştı... Daha önce hayatını kurtardığı bu kız onu tanımışmıştı... Ama yaman onu tanımıştı. Ve günlerce aklından çıkmayan kızı burada görmeyi beklemiyordu..
"Demek ki Fırat'ın sözlüsü o diye geçirdi içinden. Ben sakat olduğum için beni tercih etti. Hala Fırat'ı seviyor. Eğer onu sevmeseydi benimle değil yavuz'la evlenmek isterdi..' dedi. Çünkü yavuz da onun kardeşiydi ve sağlıklıydı..
Bu düşünce yaman' ın içini yaktı.. Oysa ki şu an gözlerinden Jinda’nın ne kadar yürekli bir kız olduğunu görüyordu. Fırat'a karşı gelecek kadar yürekliydi.. Fırat'ın günlerdir dilinden düşürmediği sözlüsü karşısında duruyordu. Ve o kız Yaman'ın aylar önce kurtardığı, üstüne Fırat’a kim olduğunu öğren dediği kızdı.. jinda'nın kim olduğunu kimin kızı olduğunu az önce öğrenmişti.. Jinda, istemese de Fırat’ın sözlüsüydü eskiden. Ama Yaman'ı hiçbir şekilde tanımamıştı.. Çünkü yaman altı ay öncesine kadar İstanbul'da şirketlerin başındaydı. Mardin'e sık sık gelip gitmezdi, kazadan önce Jinda'yı dere kenarında üzerinde görmüştü.. Ve hayatını kurtarmıştı..
Daha o zaman içi kaynamıştı ama kim olduğunu bilmiyordu. Birkaç defa sorup üstü kapalı soruşturmuş ama kim olduğunu bulamamıştı. Fırat da o kız evli diyince. Açık açık arayıp kızı zor durumda bırakmak istememişti. Ve ne tesadüftür ki. Aylar sonra onu karşında .. Görüyordu.. O adamlardan kaçarken. Kendini uçurumdan serin sulara bırakmıştı.. Yaman onu sudan çıkartmış olmasa kim bilir ne gelecekti başına.. Atlamasa belki de Jinda ablasının kaderini yaşayacaktı.. Ve işte bu akşam aylar sonra karşısındaydı arayıp da bulamadığı kız meğerse kuzeninin sözlüsüymüş. Daha doğrusu eski sözlüsü, Bu yaman'ı daha da öfkelendirdi. Çünkü haberi olmadan Fırat'tan ikinci kazığı yemişti.. Onu ilk gördüğünde
“Bu nasıl bir güzellik demişti.. Kalbini deli gibi attıran kız kim diye geçirmişti içinden,”.
Bu konuyu Fırat'a anlattığı için bin pişmandı şuan.. Öfkeyle Fırat’a baktı. Ve o an fırtına da ona baktığını gördü..
Yaman sert, ve soğuk bir adamdı. Bu güne kadar gönlüne kimseyi almamıştı. Bir kaza geçirmiş, ve sakat kalmıştı. Jinda ile Fırat’ın sözlü olduğunu az önce öğrenmişti içindeki yangına anlam verememişti. Kalbi sıkışmıştı resmen. Ama şu an, o kızın bu yürekliliği onu bile şaşırtmıştı.
Fırat, Yaman'ın kaçan kız kardeşinin karşılığında verilen kızın Jinda olduğunu duyunca o evlenmek istemişti zaten benim sözlüm demişti.. Çünkü Jinda'yı kendi hatası yüzünden kaybetmişti Fırat Abisinin nişanlısıyla evlenmek zorunda kalmıştı. Daha doğrusu bu hatayı kendi yapmıştı.. Fırat'ın abisinin nişanlısı hamileydi çünkü. Ve bu bebek Fırat'ın bebeğiydi.. Buna rağmen utanmayıp Jinda’yı da ona kuma etmek istemişti. Ama bilmediği bir şey vardı:
Jinda ölse bile kuma olmayacaktı.
Bunu er ya da geç o da anlayacaktı.
Yaman, Jinda’nın isyanını görüp içinden geçirdi:
“Demek kuma olmamak için sakat bir adamla bile evlenecek kadar gözünü kararttın.”
Sonra herkesin içinde, Jinda’nın gözlerinin içine bakarak konuştu:
“Kimse beni berdel ile evlenmeye ikna edemez. Fırat’la evlen. Kuma da olsan en azından sağlıklı bir kocan olur.” dedi ama kendi dediğine içi sıkıştı..
Jinda bir adım ileri çıkarak. Yaman'ın gözlerine baktı. Yaman daha Jinda'yı tanımıyordu. O istemezse hiç kimse ona hiçbir şey yaptıramazdı.. Bir an kalbinin çarptığını hissetse de cesur bir ses tonuyla konuştu..
“Sözünün eri, şerefli bir adam olmadığı sürece,” dedi, “sağlıklı olsa ne yazar? Adam gibi adam olsun yeter. Ben ona el'de olurum ayakta.”
Bu söz, meydandaki ağaların arasında yankılandı. Çok şaşırmadı Jinda'nın nasıl bir kız olduğunu herkes bilir.. Onu sever sayarlardı..
Fırat öfkeyle Jinda’nın gözlerine bakıyordu. Jinda ise sadece Yaman'ın gözlerinin içine bakıyor, ona ne kadar kararlı olduğunu bakışlarıyla hissettiriyordu.
Jînda'dan...
"Kader'in bazen insana nasıl oyunlar edeceği belli olmazdı. Ben zorda olsa alıştığım sözlüm'den yediğim darbe yüzünden berdel'e razı geldim.. Ama kader yine beni ona mahkum etmek istedi. Bu defa ben kader'e karşı gelip kendi berdelimi kendim belirledim.. Ben Jinda Karadağ... Sakat bir adama eş olmayı kendim istedim. Sakat da olsa Yaman Ali şoreşwan'ın nasıl şerefli bir adam olduğunu biliyordum. Yasemin'den çok dinlemiştim abisini.. Ama ilerde öğreneceklerimin bütün hayatımı kökünden değiştireceğini bilemezdim.. Meğerse Yaman Ağa sakat değilmiş. Ve hayatımın yalanını Fırat söylemiş. Beni o gün ölümde kurtaran o değilmiş..