ürkek adımlarla baba ocağımdan sağa
doğru kıvrılan patika yolda Elif ile beraber elimde fenerle önümüzü aydınlatarak sessizce ilerliyorduk...Niyetim sabahı beklemekti aslında ama kahvelerimizi içtikten sonra yerimde duramamıştım.
Durumu nasıl ? diye sordum Elif 'e derin bir iç çekip kafasını sağa sola salladı
bence buna sen karar ver ...Dedi bana..
uzaktan duyduğum ırmağın şırıltısı kulağıma geliyordu çok yaklaşmıştık.
Ürkek adımlarla tam ırmağın kenarındaki değirmene bakan , nerdeyse ağaçlardan varlığı bile belli olmayan evin verandasından adımlarımı attım .
Elif , seni burda bekleyeyim diyerek bana göz kırptı , ona sevgiyle baktım ...benim can yoldaşım bizim yükümüzü bizimle beraber nasılda sırtlanmıştı .
iki oda bir salon olan tahtadan eve girdiğimde göz yaşlarım istemsizce akmaya başladı ...
Bu yüzleşmeye ne kadar hazırdım onu da bilmiyordum .
Ama gözümden bile sakındığım Ceylin benim kızım uğruna hayatımı feda ettiğim çocuğum , kaderin oyunu ve benim intikam planım dahilinde Yaman efendiyle çoktan karşı karşıya gelmişti ...
Şimdi bütün oyunları kuracak olan da bozacak olan da bendim !
Ben Vedat ustanın iki ceylanından birincisi , Güldenin ablası , sırdaşı evladının , bana ettiği emanetin ikinci annesiydim.
Odadan içeri girdiğimde gördüm onu ...
en son altı yıl önce görmüştüm.
Ceylin ' im üniversiteyi kazanınca o gece İstanbul 'u terkedip geldiğimiz Antalya'dan Trabzon'a gittiğimizde Ceylin'i okula yerleştirdikten hemen sonra ...
usulca yanındaki sandalyeye çöküp ellerini tuttum .
Hey gidi koca kurt ! nasıl da çökmüş , nasıl da kendinden bi haber kımıldayamadan öylece yatıyor . Bir an için gözlerimiz birbirini bulduğun da onunda göz yaşlarına hakim olamadığını görüyorum .
ikimizde sessizce ağlıyoruz .
Geçip giden yıllara , çektiğimiz onca sıkıntılara ...Hey gidi koca kurt ! Tarkan , benim eniştem , Gülden' imin kıymetlisi herkesin onu ölü bildiği , kendi evladından bile saklamak zorunda kaldığım , bana babamız öldüğünde ikinci babalığı ,babiliği yapan adam .
Beni öz kardeşi olsam ancak bu kadar bağrına basıp sevebilecek koca yürekli adam .Güldenimi taparcasına seven adam , şimdi boyundan aşağı felçli kendinden bi haber öylece yatağa mahkum olan adam ....
Tarkan gözlerini kapayıp ilaçların etkisiyle uykuya dalarken bende pencerenin kenarın da sessizce akan ırmağı dinliyorum. bir ara başımı cama dayayıp olan bitenin kendi içimde muhasebesine başlıyorum. yaşanan herşey zihnimde bir kez daha canlanıyor..
yirmi yıl önce ...
Teyze hadi gel saklambaç oynayalım
! Tamam tatlım hadi ben ebeyim şimdi gözlerimi kapatıp ona kadar sayacağım sen saklan tamam mı !
bir , iki , üç .....yedi , sekiz , dokuz , onnnn
şimdi kızımı bulacağım
nerdeymiş benim kızım
aaa burda yok !
masanın altında da yok !
ağacın arkası da boş !
o zamann , o zaman nerde prenses ? diyerek evin hemen yanında olan içine girdiğinizde biri sola aşağıdaki Bodrum'a açılan kapısı , diğeride mahzene açılan kömürlüğe giriyorum.
Işıkları açınca ortam aydınlanıyor , ve ceylini bir sürü aletlerin ve hurdaların olduğu kömürlükte masanın altına saklanmış olarak bulup sobeliyorum .
sonra kucağıma alıp yanaklarını öpe öpe bahçeye çıkıyoruz.
Baldız ne yaptın bulabildin mi bizim dededen kalma altınları ? diyerek Tarkan çıkıyor bahçeye.
Henüz bulamadım ama önünde sonunda bulacağım , alıp buralardan kaçacağım diye latifesine aynı şekilde şekilde cevap veriyorum.
O zaman bir kahkaha patlatıyor
Sen inanma inanma bak kızım dedem zamanında maden ocaklarında çok çalışmış. bu ev dededen bize Yadigar zamanında bütün akrabalar dedemin bu evin biyerine külçelerle altın sakladığını söyler dururlardı , demedi deme diyip peşine bir kahkaha daha patlatınca e o zaman ne duruyoruz enişte alalım kazma kürek elimize , başlayalım şu kazı işine derken elinde çay tepsisiyle Gülden beliriyor kapıda gülerek..
Yinemi şu dedenin olmayan altın hikayesi ? bıkmadın mı Allah aşkına! bak Gülseren parayı sever en sonunda alacak eline kazma küreği başımıza yıkacak bu evi , diyince üçümüz bir kahkayı patlatıyoruz .
O akşam üstünde konuştuğumuz daha önemli bir konu var Ceylinin doğum günü... iki gün sonra... misafirlerdi , pastası yemeğiydi derken detaylı program yapıyoruz...
Derken Ceylin 'in doğum günü gecesi geliyor . devasa bir yemek masası üzerinde bir kuş sütü eksik eniştemin ortakları aile dostları herkesin keyfi yerinde , ama benim içimde bir huzursuzluk var ...sebebini anlayamadığım adını bir türlü koyamadığım garip bi huzursuzluk.. derken eniştemin ortağı Sefa bu gece böyle bitmesin hadi kalanına muhteşem bir gece kulübünde devam edelim dediği an bütün herkes Sefa 'yı alkışlıyor .
Ben Ceylin 'i bırakıp bir yere gitmek istemiyorum ..e hadi o zaman gençler siz gidin eylenin ! diyorum .
Sefa ve Begüm oğulları yamanı şöforleri ile eve bakıcısına yollayıp bizimkilerin arabasıyla diğerleride kendi arabalarıyla yola çıkıyorlar.. bende Ceylini uyutup yanında uykuya dalıyorum. ta ki ! evin telefonu saatler sonra acı acı çalıncaya kadar..
Telefonu açtığımda Tarkan'ın ağlayarak konuşmasıyla sersemliyorum
Gülseren yetiş ! Karakoldayız ! Çok kötü bir şey oldu ! Sevcan barın tuvaletinde öldürüldü ve tek şüpheli Gülden !
Telefonu kapatır kapatmaz deli gibi evden fırlıyorum.. karakoldayız! Gülden sorguda !Tarkan kafasını karakolun küflü duvarlarına vuruyor ...
Bu nasıl olur ? benim karım asla böyle bir şey yapmaz ? bi yanlışlık olmalı !
orada bulunan bir polis memuru kolundan tutuyor , Tarkan bey ! karınızı cinayet işlendikten sonra oradan kaçarken görenler var ! görgü tanıklarının ifadesi olayı doğrulamakta lütfen sakin olmaya çalışın ama gerçek bu diye uyarıyor...
Tarkanla şok olmuş bir vaziyette gözlerimiz yaşlı öylece birbirimize bakakalmıştık.
İşin kötü tarafı ortakları Sefa eşi Begüm aile dostları , arkadaşları hiç birisi Gülden böyle bir şey yapmaz diyip en ufak savunma belirtisi göstermeden Sevcanın katledilmesinden dolayı bize kötü gözlerle bakıyorlardı.
Gülden sorgudan sonra mahkemeye çıkarılıp 25 yıl cezaya mahkum edilmişti . Bütün deliller ve şahitler herşey Gülden 'in aleyhineydi. Onu elleri kelepçeli cezaevine yollarken arkasını dönüp evladım önce Allah'a sonra sana emanet abla dedi.
Aradan geçen 6 ayda Tarkan artık kendini alkole vermiş elindeki hisseleri ortakları değerinin çok altında bin bir türlü hile ile ellerine geçirmiş, bütün arkadaşları ve aile dostları ona sırtını dönmüştü .
Günden güne daha beter bir hale düşüyorduk ben eczacılığı bitirmeme rağmen Ceylin yanlız kalmasın diye kendime bir iş yeri açamıyordum . hoş açmak istesem ne olacaktı ki? bunun için beş kuruş paramda yoktu.. Tarkan batınca elimde avcumda olanı Gülden' e tuttuğum avukatlara ve evin giderlerine harcamıştım .
Geriye Rahmetli babamızdan kalma köydeki arsamız ve evimiz kalmıştı.. çaresizdim başka yolum yoktu ! onları satmak zorundaydım ! Ceylin için ...
Ceylini bir iki geceliğine babasına teslim edip memlekete gidecek hemen arsa ve evi satıp geri gelecektim .
O gün Ceylin hastalanınca sabah doktora götürdüğüm için yola bayağı geç çıkmak zorunda kalmıştım. Önce İstanbul harem otogarından Esenler otogarına geçecek , ordanda Ordu otobüsüne binip aktarmalı olarak ertesi gün öğle gibi köyde olacaktım.
Harem otogarından Esenler otogarına geldiğimde O gece Orduya gidecek hiç bir otobüsün olmadığını öğrendiğimde sinirden söylenerek tekrar evin yolunu tutmuştum.
Eve geldiğimde , saat gece on iki var ya da yoktu .doğru Ceylin 'in odasına çıktım yatağı bozulmuş kızım ortalarda yoktu.. sonra Tatkan ın odasına daldım Tarkan da odasında yoktu.. evin içinde deliler gibi koşturup heryere bakıyordum.. yoktu ne kızım ne eniştem evin içi bomboştu ! sonra koşarak tekrar bahçeye çıktım kömürlüğün kapısı ardına kadar açıktı hemen içeri daldım, duyularım beni sanki ne bulacağımı biliyormuşum gibi yönlendiriyordu... ordaydı kızım Ceylin 'im saklambaç oynadığımızda saklandığı masanın altında minik elleriyle yüzünü kapamış kımıldamadan öylece çömelmiş duruyordu .
Hemen kucağıma alıp eve odasına götürdüm ve yataktan çıkmamasını söyledim.
Başından öpüp eniştemin çalışma odasındaki kasasında bulunan silahını aldım . ürkek ama temkinli adımlarla kömürlüğe yeniden girdim. Bodrum'a açılan kapıyı iterek açtım , biraz ilerledikten sonra karanlıkta ayağıma takılan şeyle istemsizce bir çığlık attım el yordamıyla Bodrum'un lambasını açınca ağzımdan koca bir çığlık feryad etti ...
ordaydı! Tarkanın ayaklarıma takılan
bedeni külçe gibi yere serilmiş Bodrum'un zemini oluk oluk kan içindeydi.. sıcak kanın Bodrum'un küf kokusuyla buluşmasından kaynaklı , kokudan midem ağzımda bahçeye kendimi zor atmıştım. kendime geldiğimde koşarak telefonun başına geçtim ve o an ihtiyacım olan tek insanı aradım...İki çalıştan sonra açıldı telefon
Alo Cengiz lütfen bana yardım et !!
Hayatım ne oldu cevap ver Gülseren nerdesin!
Kulaklarım uğulduyordu adeta , dilim tutulmuştu , son çabamla evdeyim diyip yere yığılıvermiştim.
Gözlerimi açtığımda yatağımda yatıyordum Cengiz ve Ceylin baş ucumda uyanmamı bekliyordu. Uyanır uyanmaz aklıma gelen dün geceki yaşadıklarım gözlerimi kocaman açmama sebep oldu nerde ! dedim bağırarak ! Cengiz Tarkan nerde ? Şu an hastanede ensesinden vurulmuş çok ciddi bir operasyon geçirdi akşama çıkarmı çıkmazmı bilmiyorum.. diyip kafasını yere eğdi. Ceylin hiç bir şeyi anlamayan gözlerle bir Cengiz 'e bir de bana bakıyordu yavrum ...