OĞLUM VE KOCAM

1456 Words

Avluda taşların üzerine düşen öğle güneşi, Miran Efe’nin minik adımlarını daha da canlı kılıyordu. Küçük oğlum eline aldığı tahta kaşığı yere vurarak koşuşturuyor, kahkahaları duvarlara çarpıp geri dönüyordu. Her adımıyla kalbim ağzıma geliyor, düşecek diye yüreğim sıkışıyordu ama aynı zamanda o sesler içimi öyle bir ısıtıyordu ki… Ne yorgunluk kalıyordu ne de dert. Sedirin üzerine oturmuş, gölgeliğe yaslanmıştım. Yanımda Şeyda vardı; ince yapılı, her zamanki gibi derli toplu giyinmişti ama yüzünde bir yorgunluk izi vardı. Gözlerinin altındaki halkaları fark etmemek imkânsızdı. Sessizce oturuyor, arada Miran Efe’ye gülümsüyordu ama o eski canlılığını göremiyordum onda. “Ee Şeyda,” dedim, lafa gelişigüzel bir yerden girerek, “Cihan nasıl? Geldi geleli pek görmedim sizi. Yurt dışındaydı ya

Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD