İçeriye giren yeni Prens cılız, üflesem uçacak gibiydi. Deynek desem tam yerine oturmuş olurdum. Yanımda duran kıza bakış attığımda bana doğru eğilip tekrar bilgi verdi. "Sınırdaki Krallık olan, Batı Diyarın Prensi efendim. Babasıyla, babanız iyi ilişkiler içinde ve uzun süredir barış var aramızda. Hiç evlenmemiş." "Prenses Rose, Batı Diyarın Prensi Leonard" diyerek takdim edildiğinde önümde hafifçe eğilip reverans yaptı. "Hoş geldiniz" diyerek tebessüm ettim. En azından Krallıklar arasında bir hukuk vardı ve karısını boşamamıştı benimle evlenmek için. "Emrinizdeyim Prensesim" dedi. "Kendinizi tanıtır mısınız?" Birine bu soruları sormam gerekiyordu, dikkat çekmek istemiyordum. "Krallığımın en büyük varisiyim, Ordunun Komutanıyım." O kollarla kılıç tutması zor olmuyor mu diye soraca

