Alya’nın salona attığı o ilk adım, meşe kapının ağırlığıyla birleşerek içerideki tüm fısıltıları, kağıt hışırtılarını ve saat tik taklarını bıçak gibi kesti. Üzerindeki o siyah ceket ve pantolon takımı, ona dün gecenin o duygusal darmadağınlığından sıyrılmış, küllerinden yeniden doğmuş bir savaşçı havası katıyordu. Gözlerindeki o yeşil fırtına, salondaki hiçbir güce boyun eğmeyeceğini açıkça ilan ediyordu. Adımları mermer zeminde ritmik ve kendinden emin sesler çıkarırken, elindeki siyah deri dosyayı adeta bir kalkan gibi göğsünde taşıyordu. Karan, masanın ucuna tutunan ellerinin titremesini engellemek için parmaklarını tahta yüzeye daha da bastırdı. Göğsünden yukarıya doğru yükselen o muazzam rahatlama dalgası, yerini anında Alya’nın bu asil duruşuna duyduğu derin bir saygıya bıraktı. Gi

