Rıhtımdaki son flaş patlamasının ardından, Boğaz’ın lacivert sularından yükselen serin rüzgar, bahçedeki beyaz zambakların kokusunu yalı duvarlarına doğru savurdu. Konukların büyük kısmı rıhtıma yanaşan lüks teknelerle çoktan ayrılmış, bahçedeki pavyonların ışıkları teker teker söndürülmeye başlanmıştı. Yalının o heybetli, asırlık gölgesi rıhtımın üzerine düşerken, Karan ve Alya aralarındaki o iki adımlık mesafeyi koruyarak denizin dalgalanışını izliyorlardı. Parmaklarındaki platin yüzükler, ay ışığının altında soğuk birer mühür gibi parıldıyordu. Tören bitmiş, kurumsal şov başarıyla tamamlanmış, dış dünyaya verilmesi gereken o kusursuz "ittifak" mesajı manşetlerdeki yerini almıştı. Ancak ikisinin de içindeki o görünmez gerilim, etraftaki kalabalık çekildikçe daha da ağırlaşıyor, sessizlik

