Alya’nın sırtı holdingin ellinci katındaki o devasa, soğuk cam cepheye yaslanmışken, Karan’ın parmaklarının köprücük kemikleri üzerinde bıraktığı o yakıcı his, genç kadının zihninde bir süredir çalan tehlike çanlarını son bir darbeyle patlatmıştı. Karan’ın sert, karanlık ve tamamen arzunun esiri olmuş bakışları dudaklarına doğru inerken, Alya içindeki o girdabın kendisini tamamen yutmak üzere olduğunu fark etti. Eğer bir adım daha atarlarsa, kurdukları o çelikten kurumsal imparatorluk da, annesini kurtarmak için imzaladığı o rasyonel sözleşme de bu yangının içinde eriyip yok olacaktı. Kendini kaybetmenin, bu adamın o sınır tanımayan gücüne ve çekimine teslim olmanın eşiğindeydi ama hayatı boyunca onu ayakta tutan o savunma refleksi, o katı mahalleli gururu son anda bir barikat gibi dikildi

