Gece, şehrin üzerine ağır bir örtü gibi çökmüştü.
Gökyüzünü kaplayan kara bulutlar ayın ışığını bile saklıyor, sokak lambalarının solgun ışıkları taş yolların üzerine düşüyordu. Uzaklardan gelen rüzgârın uğultusu sessizliği bölüyor, eski ağaçların dallarını savuruyordu.
Şehrin en yüksek tepesinde yükselen büyük konak ise karanlığın içinde heybetli bir şekilde duruyordu.
Bu konak sıradan bir ev değildi.
Yıllardır ayakta duran, birçok sırra tanıklık etmiş bir mirastı.
Ve bu mirasın tek varisi Karan'dı.Karan Demir.
Yirmi dokuz yaşında olmasına rağmen herkesin saygı duyduğu bir adamdı. Uzun boyu, sert yüz hatları ve koyu kahverengi gözleri ona soğuk bir görünüm veriyordu. İnsanlar onun hakkında birçok şey söylerdi.Korkusuz...Güçlü...Acımasız..Ama hiç kimse onun içindeki yalnızlığı bilmezdi.
Karan çalışma odasının geniş penceresinin önünde durmuş yağmuru izliyordu.
Elindeki kahve çoktan soğumuştu.Ama umurunda değildi.Aklı son günlerde ailesinin üzerinde kurduğu baskıyla doluydu.Kapı çalındı."Gel."
İçeri giren kişi en yakın arkadaşı Emir'di.Emir hafifçe gülümseyerek içeri girdi.
"Yine düşünüyorsun."Karan gözlerini pencereden ayırmadı."Başka yapacak bir şey bulamadım."
Emir koltuğa oturdu.
"Amcan yine evlilik konusunu açtı mı?"
Karan sinirli bir nefes verdi."Her gün.""Ne diyor?"
"Ailemiz için uygun bir kız bulduk diyor."
Emir başını iki yana salladı."Sen ne dedin?""Hayır."
"Sonra?""Sonra yine hayır dedim."
Emir istemsizce güldü."Bir gün seni gerçekten evlendirecekler."
Karan yüzünü ona çevirdi.
"Ben istemediğim sürece kimse beni evlendiremez."
Emir bu sözün ardından sessizleşti.
Çünkü ikisi de bunun doğru olmadığını biliyordu.
Karan ne kadar güçlü olursa olsun bazı gelenekler insanlardan daha güçlüydü.Özellikle de ailesinin gelenekleri.Tam o sırada telefon çaldı.Karan ekrana baktı.Arayan amcasıydı.
Derin bir nefes aldı ve telefonu açtı.
"Efendim amca."
Karşı taraftan sert bir ses geldi."Yarın akşam aile yemeği var.""Tamam.""Geç kalma."
"Gelirim."
"Bir de konuşmamız gereken önemli bir konu var."
Karan'ın yüzü gerildi."Evlilik meselesi mi?"
"Yarın öğrenirsin."Telefon kapandı.Odanın içine ağır bir sessizlik çöktü.Emir başını kaldırdı."Yine başlıyor."Karan gözlerini kapattı.
"Evet."
O sırada şehrin başka bir köşesinde bambaşka bir hayat yaşanıyordu.
Yağmur altında yürüyen genç kadın ellerini montunun ceplerine sokmuştu.
Islanan saçları yüzüne yapışmıştı.
Ama umurunda değildi.Çünkü zihni çok daha büyük sorunlarla doluydu.Adı Alya'ydı.Yirmi dörtyaşındaydı.
Üniversiteyi dereceyle bitirmiş olmasına rağmen hayat onun için hiç kolay olmamıştı.
Babası yıllar önce vefat etmişti.
Annesi ise uzun süredir hastalıkla mücadele ediyordu.
Alya bütün hayatını annesine bakarak geçirmişti.
Şimdi ise hastane masraflarını karşılayabilmek için gece gündüz çalışıyordu.
Küçük bir yayınevinde editör olarak görev yapıyordu.
Kazandığı para ancak geçinmelerine yetiyordu.
Ama yine de pes etmiyordu.
Çünkü annesi onun tek ailesiydi.Telefonu çaldı.
Arayan annesiydi.Alya hemen açtı."Anne."
"Kızım neredesin?""Eve geliyorum.""Kendini çok yorma."
Alya hafifçe gülümsedi."Merak etme."Telefon kapandığında gözleri doldu.Ama ağlamadı.Ağlamayı yıllar önce bırakmıştı.Hayat ona güçlü olmayı öğretmişti.Yağmur giderek şiddetleniyordu.
Tam karşıya geçeceği sırada hızla gelen siyah bir araba su birikintisine girdi.
Kirli sular Alya'nın üzerine sıçradı.
Genç kadın şaşkınlıkla geri çekildi.
Araba birkaç metre ileride aniden durdu.
Şoför kapısı açıldı.
Uzun boylu bir adam arabadan indi.
Koyu renk takım elbisesi yağmur altında bile kusursuz görünüyordu.Adam hızla ona doğru yürüdü.Alya sinirle konuştu."Gözünüz yok mu sizin?"
Adam birkaç saniye boyunca ona baktı.
İlk kez bir kadın ona böyle konuşuyordu.
Karan kaşlarını kaldırdı."Haklısınız."Alya şaşırdı.
Özür beklemiyordu."Üzeriniz battı.""Fark ettim."
"Yakında bir mağaza var.""Ne yani?""Size yeni kıyafet alacağım."Alya kısa bir kahkaha attı."Ben dilenci gibi mi görünüyorum?"Karan ilk defa ne diyeceğini bilemedi.Bu kız diğerlerine benzemiyordu.Korkmuyor...Çekinmiyor...Boyun eğmiyordu.Alya başını iki yana salladı."Boş verin."
Arkasını döndü.Yürümeye başladı.Karan ise olduğu yerde kaldı.Nedense gözleri genç kadının arkasından ayrılmıyordu.İçinde açıklayamadığı garip bir his oluşmuştu.Belki de ilk kez birisi onun kim olduğunu umursamamıştı.Alya birkaç adım attıktan sonra dönüp baktı.Adam hâlâ oradaydı.
Yağmurun altında durmuş onu izliyordu.
Bir anlığına göz göze geldiler.
Sonra Alya yürümeye devam etti.
İkisi de bilmiyordu.
Bu karşılaşma hayatlarını sonsuza kadar değiştirecekti.
Çünkü kader bazen en büyük oyunlarını tesadüf gibi gösterirdi.Ve kader onların hikâyesini çoktan yazmaya başlamıştı.
O gece Karan uzun süre uyuyamadı.
Sürekli aynı yüz gözlerinin önüne geliyordu.
Yağmur altında duran o genç kadın...Meydan okuyan gözleri...Korkusuz tavırları...İlk kez birisi ona Karan Demir olarak değil, sıradan bir adam gibi davranmıştı.
Bu düşünce onu rahatsız etmesi gerekirken garip bir şekilde hoşuna gidiyordu.
Diğer tarafta Alya da yatağında dönüp duruyordu.
Aklına sürekli siyah arabanın sahibi geliyordu.Soğuk bakışları...Sert yüzü...Ve beklenmedik özrü...
Bir daha karşılaşmayacaklarını düşünüyordu.
Ama kader çoktan kararını vermişti.
Ve onların yolları yeniden kesişecekti.
Hem de hiç beklemedikleri bir yerde...