"Doruk nerede?"
Koray'ın sorduğu soruyla "Bilmiyorum." manasında dudaklarımı büzmüştüm. Dakikalar önce zil çalmıştı, kapıyı açıp baktığımda Koray ve Eray'ı görmüştüm. Şimdi ise Koray, Eray, Eda ve ben salondaydık. Doruk'u ise ne kapıyı açarken görmüştüm salonda ne şimdi.
"Bilmiyorum."
Sesli bir şekilde de söyledim. Bakışlarım yerdeki halıyı keserken Eray'ın sesini duymuştum. İkisi de yan taraflarımda oturuyorlardı.
"Bu kızın burada ne işi var Buğu?"
"Grup yapıyoruz, sana ne Eray?"
Eda'nın dalgaya aldığı şey kafamda canlandığında güzüm buruştu. Bakışlarım anında yerden onu buldu. Tırnaklarını inceliyordu. Bozulmuş rujuyla tırnaklarını inceliyordu.
Sahi onun rujuna ne olmuştu? En son çok güzel, bordo bir ruju dudaklarına yedirmişti takside. Şimdi niye dudaklarının kenarına bulaşmıştı?
"Baksanıza, lavabo ne tarafta?"
Ayağa kalkıp sorduğu soruyla elim sağ tarafı gösterdi. Yukarı kata çıkan merdivenleri işaret ederek konuşmaya başladım.
"Üste çık, sağdan ikinci oda."
"Teşekkür ederim tatlım. Rahatlamam lazımda."
Sondaki açıklamasını anlamadığım için o merdivenlere ilerlerken arkasından bakmaya devam ettim. Koray ve Eray ise homurdanmaya başlamıştı.
"Aptal işte ne olacak!"
"Gitsin kendisini rahatlatsın ne diye bizim huzurumuzu bozuyor?!"
.
Koray Merter: Dört gün oldu, Buğu.
Koray Merter: Dört gündür yoksun.
Koray Merter: Ne oldu da birdenbire gittin dağ evinden?
Koray Merter: Anneni aradım, "tatile gitti" dedi.
Koray Merter: Bizsiz ne tatili?
Koray Merter: Gecenin bir yarısında aklına nasıl tatil planı geldi?
Koray Merter: Her şeyi geçtim,
Koray Merter: Ne diye haber vermeden gidiyorsun kızım?
Koray Merter: Bu arada Doruk...
Koray Merter | Yazıyor...
Koray Merter | Çevrim içi
Koray Merter | Yazıyor...
Koray Merter: Sana mesaj atamıyor.
Koray Merter: Profil fotoğrafın gitmiş onda.
Koray Merter: Sanırım engellemişsin...
Koray Merter: Öğrendin mi?
.
Eray Dokuz: Gittiğin gece Eda, Doruk'un odasındaymış.
Eray Dokuz: Biz onları sonradan bastık.
Eray Dokuz: Sabaha doğru, yatakta...
Eray Dokuz: Özür dilerim, Buğu.
Eray Dokuz: Çok özür dilerim.
Eray Dokuz: Bizden duyman gerekiyordu, tek başına görmen çok saçmaydı.
Eray Dokuz: Bizim yanımızda ağlaman gerekiyordu...
Eray Dokuz: Beş gün oldu.
Eray Dokuz: Gittiğin yerde nasıl hissediyorsun, bilmiyorum.
Eray Dokuz: Bir şey hissediyor musun, onu da bilmiyorum.
Eray Dokuz: Sadece içimin sıkıştığını söylemek isterim.
Eray Dokuz: Böyle olmamalıydı.
Eray Dokuz: O ikisi...
Eray Dokuz: Bizim sana söylemememiz...
Eray Dokuz: Böyle olmamalıydı...
.
Buğu Şirin: Şiir defterinden kafama göre bir sayfa açtım abi.
Buğu Şirin: Hayatımın merkezine oturttuğum bir şiir denk geldi karşıma...
Buğu Şirin: Kırmadan,
Buğu Şirin: Dökmeden,
Buğu Şirin: Parçalamadan,
Buğu Şirin: Üzmeden,
Buğu Şirin: Ağlatmadan uzaktan seviyorum seni.
Buğu Şirin: Öyle uzaktan seviyorum seni;
Buğu Şirin: Sana söylemek istediğim her kelimeyi
Buğu Şirin: Dilimde parçalayarak seviyorum
Buğu Şirin | Yazıyor...
Buğu Şirin | Çevrim içi
Buğu Şirin | Yazıyor...
Buğu Şirin: Hani sana bahsetmiştim ya biri var diye.
Buğu Şirin: O kazadan sonra hayatıma girdi demiştim.
Buğu Şirin: Ben komadayken bana uyanana kadar her gün masallar anlattı demiştim.
Buğu Şirin: Karşılığında sen de hiç cevap vermemiştin hatta.
Buğu Şirin: Mutlu olduğunu hissetmiştim, o zamanlar bu bana yetmişti.
Buğu Şirin: Ama şimdi yetmiyor. (14.03)
Buğu Şirin: Dört sene oldu. (14.07)
Buğu Şirin: Bu dört senede neredeyse hiç ağlamadım.
Buğu Şirin: Bunun için senden özür dilerim.
Buğu Şirin: Üç sene saçma sapan tek taraflı bir aşk, son bir sene ise ondan daha saçma olan bir ilişki...
Buğu Şirin: Özür dilerim, mezarına gelemeyecek kadar meşgulmüşüm abi.
Buğu Şirin | Yazıyor...
Buğu Şirin | Çevrim içi
Buğu Şirin | Yazıyor...
Buğu Şirin: Nefes alamıyorum...
.
Buğu Şirin: Lise sondum değil mi?
Buğu Şirin: Daha yeni geçmiştim.
Buğu Şirin: Dönem açılmadan başlamıştın sıkıştırmaya.
Buğu Şirin: "Seni bu sene ben çalıştıracağım!" diyordun.
Buğu Şirin: Gastronomi okuyacağımı söylüyordum, "kızım ben çalıştırayım da nereyi kazanırsan kazan." diyordun.
Buğu Şirin: Sırf babam sana bir tane daha klasik araba alsın diye iyi abiyi oynuyordun.
Buğu Şirin: Bunu bile özlemişim.
Buğu Şirin: İyi abiyi oynamanı.
Buğu Şirin: Bu şeyi oynarken aslında gerçekten de iyi olduğunu bir türlü fark etmemeni...
Buğu Şirin: Ne zaman moralim bozuk olsa peşimden ayrılmazdın.
Buğu Şirin: Ağladığımda beni ağlatan şeye söverdin, onun ne kadar değersiz olduğunda bahsederdin.
Buğu Şirin: Ağlıyorum Pusat.
Buğu Şirin: Ağlıyorum,
Buğu Şirin: Yanımda kimse yok.
Buğu Şirin: Kimse bana beni ağlatan şeyin değersizliğinden bahsetmiyor.
Buğu Şirin: Kalbim sıkışıyor...
Buğu Şirin: En kötüsü de ne biliyor musun?
Buğu Şirin: Yazlıktayım, kimse yok.
Buğu Şirin: Kimse olmamasına rağmen hıçkırıklarımı yutuyorum.
Buğu Şirin: Bu çok kötü hissettiriyor...