Yaşlı ağa 2

1161 Words
AZİZ MAHSAROĞLU’NDAN Uykuyu yaşlılıktan seviyormuşum haa… Ben sana göstereceğim yaşlıyı, Hilal. Ulan daha kırk yaşım var benim. Sanki altmış yaşım varmış gibi konuşuyor. Her hâlde işlediğim günahların karşılığı, Hilal. Daha ilk buluştuğumuzda konuşmasından, duruşundan anlamıştım sakin biri olmadığını. Dün anlattıklarından sonra da cesaretli biri olduğunu düşündüm. Ama daha iki günde beni delirteceğini düşünemedim… Daha iki gün ulan, iki gün. İki yılda sinir hastası olurum herhâlde. Nazlı ah Nazlı… Kaçarak kendi başını da yaktın, benim başımı da. Tek umudum, Hilal’in Seval gibi olmaması. Banyodan çıktığımda Hilal odada değildi. Derin bir nefes aldım. Odadan çıktım. Çalışma odasına geçtim. Zahit’e mesaj atıp yanıma çağırdım. Dün Hilal’in ağalara yaptığını anlatınca Zahit’ten araştırmasını istedim. Hilal’in dediğine göre olan her şeyi anlatmıştı. Yine de Zahit’ten araştırmasını istemiştim. Yalan söyleyeceğini düşünmüyorum. Sadece belki bazı şeyleri saklamış olabilir. Anlattıklarını düşündükçe aklım almıyor. Böyle bir şeye nasıl cesaret edebilmiş, anlamış değilim. Eğer planı ters gitmiş olsaydı onu öldürürlerdi. Bunu hiç mi düşünmedi? Kapı çalınmadan açıldığında bakmaya bile gerek duymadım. “ Sana bin kere dedim. Kapıyı çal, Zahit. ” dedim. Zahit umursamadan koltuğa oturdu. “ Abi, beni sen çağırdın yanına. Yanında başka birinin olamayacağını düşündüm. ” dedi. “ Neyse… Sana söylediğim konu hakkında bir şey öğrenebildin mi? ” diye sordum. Zahit: “ Evet, öğrendim. ” dedi gülerek. “ Yenge doğruyu söylüyor. Hiçbir şey saklamamış. Her şeyi olduğu gibi anlatmış size. ” dedi keyifle. Kaşlarımı çatmadan duramadım. “ Onca adamı zehirledi yani? ” diye sordum. Zahit yüzünde gülümsemeyle: “ Evet… Zehirlemiş. ” dedi keyifle. Bundan on yıl önce Hilal yirmi bir yaşındaydı. Yirmi bir yaşındaki bir kadın… Nasıl böyle bir şeye cesaret edebilir? “ Seni bu kadar keyiflendiren ne? ” Yüzünde gitmeyen tebessüme bakarak sordum. Zahit: “ Yengenin eli maşalı. Dikkat et abi. Bir yanlışında fişini çeker. ” deyip sesli bir şekilde güldü. Ben ise bunda gülünecek bir şey görmüyordum. “ Saçma sapan konuşma. Sinirlendirme beni. ” dedim. “ Tamam abi. Başka bir şey yoksa ben çıkıyorum. ” dedi. “ Yok. ” dedim sinirle. Başka bir şey söylemeden odadan çıktı. HİLAL’DEN Odadan kaçar gibi çıktım. Koridorda Sude’yi görünce yanına gittim. Beni geldiğimi görünce durdu. Yanına gidince: “ Sude, biraz konuşalım mı? ” diye sordum. Sude: “ Tabii olur. Odama çıkıyordum. İstersen orada konuşalım, Hilal abla. ” dedi. Kafamı salladım. Sude’yle beraber odasına çıktık. Odası sıradan bir odaydı. İyi ki mobilyaları değiştirmeye karar vermişiz, diye düşündüm. Odayı incelemeyi bırakıp Sude’ye baktım. Sude’nin yatağa oturduğunu görünce ben de yanına oturdum. “ Sude, benim on iki yaşında bir kızım var. Zaten biliyorsun. ” dedim. Sude: “ Biliyorum. ” dedi kısaca. “ Ben senin yaşındayken evlendim. Evliliğin ikinci ayında da hamile kaldım. On sekiz yaşında evlendiğim için asla pişman olmadım. On sekiz yaşıma dönebilsem yine bu kararı alırdım. Çok mutlu oldum, Sude. Onunla geçirdiğim iki yıl on ayda çok mutlu oldum. Ama kader… Senin annen gibi o da beni ve kızını terk etti. Bunu sana neden anlattığımı merak ediyorsundur? ” dedim. Sude: “ Açıkçası evet. Neden bana anlatıyorsun? ” diye sordu. Gülümsedim. “ Çünkü Sude, Derya’m yakında buraya gelecek. Ben Derya ile birbirinizi anlamanızı istiyorum. Senden onun ablası olmanı istiyorum. Derya da senin gibi. Sen annesiz büyüdün. Derya ise babasız. İkinizin de kalbinde yeri dolmayacak bir boşluk var. Bu boşluğu kimse dolduramaz. Ben ne kadar iyi olursam olayım, asla sana bir anne olamam. Ancak abla olabilirim. Aziz de aynı şekilde. Ne kadar iyi olursa olsun asla Derya’nın babasının yerine geçemez. Biz ancak size abi ve abla olabiliriz. ” dedim ve derin bir nefes aldım. “ Sude’cim… Beni ablan olarak kabul edebilir misin? Senin gerçekten ablan olmayı tüm kalbimle istiyorum. ” dedim. Sude’ye baktığımda gözlerinin dolduğunu gördüm. Sude: “ Hilal abla… Bunları bana anlattığın için teşekkür ederim. Annem ben dört yaşındayken öldü. Annemin kalbimdeki yerini hiç kimse tutamaz. Babamı başka birileriyle görmeye alıştım. Bu beni rahatsız etmiyor. ” (güldü) “ On sekiz yaşındayım. Her şeyi anlıyorum. Elbet babamın hayatında birileri olacak. Oldu da… Asla sorun etmedim. Seninle evlenmesi ani oldu ama benim için sorun değil. Merak etme. Derya’ya gerçekten bir abla olmak isterim. Senin de bana gerçek bir abla olmanı isterim. ” dedi gülümseyerek. Gülümsedim. “ Teşekkür ederim… ” dedim sadece. Sude’ye ne kadar ablan olmak istiyorum desem de artık o da benim kızım. Derya’m neyse Sude de o. “ Güzel. Şimdi eşyalarını toplamaya başlayalım. Yarın yeni odan gelecek. ” dedim. Gülerek beni onayladı. Beraber eşyalarını toparladık. İşimizi bitirdiğimizde yemek saatine az kalmıştı. Beraber aşağı indik. Herkes salonda oturmuştu. Yardımcılar sofrayı kuruyordu. Sude dedesinin yanına geçip oturdu. Ben de tek boş yer olan Aziz’in yanına geçip oturdum. Aziz’e bakmamaya çalışıyorum. Odada olanlardan sonra ne kadar geç bakarsam yüzüne o kadar iyi. Nedense Aziz’in ona “yaşlı” dediğimi unutmayacağını hissediyorum. Çok geçmeden sofra hazır oldu. İki gündür olduğu gibi yine bol sohbetli bir yemek geçti. Yemekten kısa bir süre sonra herkes yorgun olduğunu söyleyerek odalarına gitti. Benim için kaçınılmaz son geldi. Aziz’le yüzleşme vakti. Yavaş bir hâlde yüzümü Aziz’e döndüm. Yüzümü döner dönmez Aziz’le göz göze geldim. Aziz: “ Yatalım. ” dedi kısaca. Başımı aşağı yukarı salladım. “ Tamam. ” dedim. Aziz oturduğu yerden kalkarak salondan çıktı. Ben de derin bir nefes alıp peşine takıldım. Odanın önüne geldiğimde Aziz kapıda bekliyordu. Benim yanına gelmemle kapıyı açtı. Kenara çekilip bekledi. İlk ben girdim odaya. Ardımdan Aziz de girip kapıyı kapattı. Kapı kapanınca “tık” diye bir kilit sesi duydum. Hemen başımı Aziz’e çevirdim. Sanki tüm akşam Aziz’in yüzüne bakmaktan kaçan ben değilmişim gibi… Aziz ona döndüğümü görünce dudağının kenarı kıvrıldı. “ Neden kilitledin kapıyı? ” Sakin çıkması için çabaladığım sesimle sordum. Aziz kapının önünden ayrıldı. “ Hiç. Öylesine kilitledim. Böyle daha güvenli. ” dedi. Hiçbir şey söylemedim. Aziz’e bakmaya devam ettim. Aziz ise gözlerime bakarak gömleğinin düğmelerini açmaya başladı. Düz tuttuğum ifademle Aziz’e bakıp: “ Ne yapmaya çalışıyorsun? ” diye sordum. Aziz rahat bir tavırla: “ Yatacağım. Soyunuyorum. ” dedi. “ Soyunduğunu anlamamıştım ağam. Beni aydınlattığın için teşekkür ederim. ” dedim. Aziz gülümsedi. Gömleğini üzerinden çıkarıp odanın bir köşesine attı. Aziz gömleği çıkarınca üst vücudu çıplak kaldı. Şok olmuş vaziyette Aziz’e baktım. Gördüklerim gerçek miydi? Benim daha bugün “yaşlı” dediğim adam yaşının aksine oldukça fitti. Hatta kaslıydı. Yaşlı ağa değil de fit ağa, kaslı ağa daha uygun olurdu. Aziz ona şokla bakmama gülümsüyordu. Aziz’in gülümsemesini görünce kendime geldim. Aziz bana bakarak yaklaştı. Aramızda bir el kadar mesafe bırakarak durdu. Kulağıma yaklaşıp: “ Yaşlı mıyım hanımağam? ” dedi. İdrak ettiğim gerçekle gözlerimi kapattım. Derin bir nefes aldım. “Yaşlı” dedim diye bunları yapmıştı. Gözlerimi açıp konuşmaya başladım. “ Dediğim gibi ağam. Benden bir yaş büyük biri bile yaşlıdır. ” dedim. Aziz’in bunu beklemiyor olacak ki gülen yüzü soldu. “ Yaşlıyım ha? ” diye sordu. Aziz’in gözlerine bakarak konuştum. “ Ağam, Nazlı için ben de yaşlıyım. Ondan iki yaş büyüğüm. Yaşlıyım. Yani canını boş yere sıkıyorsun. Düşünme bunları. Her yaşın ayrı güzellikleri var. Senin yaşının da, benim yaşımın da… ” dedim sakince. Aziz boş boş yüzüme baktı. “ Ağam, banyoda işin yoksa duş almaya giriyorum. ” dedim. Yanından geçip banyoya girdim. Elimi kalbimin üzerine koydum. Bir nefesimi tutmaktan kalbim duracak sandım. Çok şükür bunu da atlattım.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD