Hilal'den...
Kahvaltı bitmişti. Sefer ağa ve Sultan hanım, kahvaltıdan sonra dışarda işlerinin olduğunu söylemişlerdi. Aziz ve diğerleri ile salona oturuyorduk.
Ronya:
" Elticiğim ev ahalisi ile tanışma vakti. "
Dedi ve gülümsedi.
Ronya'ya bakıp gülümsedim.
Ronyanın yanında oturan adam konuşmaya başladı.
" Bacım ben Cemil. Ronyanın eşiyim. Bir oğlumuz var. Fuat. "
Dedi ve derinden nefes aldı.
" Fuat şimdi eşimin ailesiyle. Bir kaç güne gelir tanışırsınız. "
Yanında ki iki genci gösterdi.
" Kardeşim Firat. Yanında ki de eşi Nazlı. Kardeşim Rızvan ve amca oğlu Zahit. İkisi de ailemizin bekarları olur. 2 tane kız kardeşim var. Onlar evli. Başka şehirde yaşadıkları için gelemediler. Sıla ve Dilan. Bir de Zeliha var. En küçüğümüz. "
Dedi ve sustu.
Zeliha'nın İsmet'le kaçan kız olduğunu anladım. Cemil konuşmaya devam etti.
" Yengem ve amcam, Zeynep'le beraber tatile çıkmıştı. Bu hafta içi gelirler. O zaman tanışırsınız. Biz gördüğün gibi kalabalık bir aileyiz bacım. Zamanla alışırsın. "
Dedi ve sustu.
Gerçekten kalabalık bir aileydiler. Üstelik birbirine bağlı oldukları belliydi.
" Memnun oldum. "
Dedim gülümseyerek.
Biraz daha oturduktan sonra Aziz bana yaklaştı.
" Odaya gel. "
Dedi ve kalktı.
Aziz kalkınca:
" İzninizle. "
Deyip ben de kalktım.
Odaya geldiğimde Aziz'i telefona bakarken gördüm. Odaya girdiğimi görünce:
" Gel Hilal. "
Dedi. Neden beni çağırdığını anlamasam da yanına gittim. Önünde durunca telefonu bana uzattı. Anlamayarak bir Aziz'e bir telefona baktım.
Aziz:
" Mobilya. Bir an önce seç de getirip kursunlar. "
Dedi.
" Tamam. "
Dedim. Telefonu alıp modellere bakmaya başladım.
" Oda nasıl bir oda? Duvarları ne renk? Giyinme odası var mı? "
Diye bir kaç soru sordum.
Aziz:
" Bana soracağına çıkıp bakabilirsin. Yeni mobilyada yatmak istediğin anladım. Neden odaya bakmak için bile girmiyorsun onu anlamadım. "
Dedi.
Aziz'in gözlerine bakarak:
" Beni yanlış anlamanı istemem. Geçmiş geçmiştir Aziz. İlk önce bunu bil. Ben geçmişe takılıp kalan biri değilim. Ama bazı tabularım var. Bu tabularıma saygı göstermeni isterim. Senin o odada geçmişin var. Sude'nin annesini katmıyorum. Allah rahmet eylesin. Ama senin ondan sonra 1 karın daha oldu. Siz odada yaşadınız. Ben ihtimal bile olsa geçmişinden bir eşya olan odaya girmek istemiyorum. O yüzden küçük büyük bütün eşyalar değişecek. Yalnızca ondan sonra odaya girerim. "
Aziz beni dikkatle dinliyordu.
" İkinci evliliğimi bundan 6 sene önce yaptım. 1 yıl 5 ay evli kaldım. Boşandık.
Merak etme anladım seni. Eşyaların hepsi odadan çıkacak. Ondan sonra girer bakarsın odaya. Hatta odayı komple değiştir. Duvarlar, banyo fayansları, aklına ne geliyorsa. Katta tadilat yapalım. Senin zevkinle olsun. Ne de olsa senin ebedi yuvan orası. "
Dedi rahatlıkla.
Yutkundum. Ebedi yuvam... Buradan asla çıkışım yoktu. Bunu biliyordum, kabullenmiştim. Ama başka birinden duymak garip hissettirdi.
Kafamı salladım...
" Tamam. Tüm katın eşyalarını bu gün boşalttır. Sonra bakarım. "
Aziz:
" Alacağın, tadilat yapılması gerek yerlere çabuk karar ver. Ne kadar kendi evim de olsa kendi odam rahat bana. Bir süre bu odayla idare edeceğiz. Ne kadar çabuk başlarsak o kadar çabuk biter. "
Dedi huysuzca.
Yaşlı ağa ne olacak... Daha şimdiden huysuzlanmaya başladı...
" Mecbur ağam. Ebedi hayat arkadaşın yanına olsun istiyorsan mecbur katlanacaksın. "
Dedim.
Aziz'in hafif kaşları kalktı. Şaşırdı galiba. Bunu dememi beklemiyordu.
Aziz:
" Ebedi hayat arkadaşım... "
Dedi.
" Sude ve Derya'ya içinde mobilya takımı alıcam. "
Dedim lafı ışık hızında değiştirerek.
Aziz:
" İstediğini yap. Ne istiyorsanız alın. "
Dedi ciddiyetle ve odadan çıktı.
Ben de bavulumu yerleştirmeye başladım. Neyse ki fazla bir eşya getirmemiştim. Oda hazır olduktan sonra getirtecektim. Tek eksiksiz getirdiğim cilt bakım ürünlerimdi. Onlarsız bir günüm olmasın. Nemlendiricisiz hayat düşünemiyorum.
Bir süre odada oyalandım. Eşyalarımı yerleştirdim. Biraz dinlendim. Derya'mla konuştum. Çok özlemiştim onu. Bir kaç gün daha sabretmem gerekiyor. Sonra hep yanımda olacak. Saat artık 5 olmuştu. Odadan çıkıp salona geldim.
Salona geldiğimde Sultan hanım ve Sefer ağanın da geldiğini gördüm. Benim geldiğimi görünce Sultan hanım:
" Gel Hilal otur. "
Dedi.
" Aslında siz ve Sefer ağa'yla önemli bir konu hakkında konuşmak istiyorum. "
Dedim.
Sefer ağa:
" Tabii konuşalım. "
Dedi.
Sefer ağa tebessüm ederek:
" Yalnız konuşabilir miyiz? "
Diye sordum. Ev halkının önünde konuşmak istemiyordum.
Sefer ağa:
" Çalışma odasına geçelim. "
Dedi.
Sultan hanım ve Sefer ağa odadan çıktılar. Aziz'e bakıp:
" Sen de gelmelisin. "
Dedim. Aziz ayağa kalkınca beraber odadan çıktık.
Aziz:
" Ne konuşmak istiyorsun? "
Diye sordu.
" Öğreneceksin. "
Dedim.
Aziz bir odanın önünde durdu. Kapıyı açıp içeriye girdi. Ben de içeriye girince kapıyı kapattım. Sefer ağa çalışma masasında oturmuştu. Sultan hanım karşısındaki koltukta oturuyordu. Biz de Aziz'le diğer koltuğa geçip oturduk.
Derin nefes alıp söze başladım.
" Bundan sonra siz benim ailemsiniz. Sizden bir şey saklamak istemiyorum. O yüzden anlatacaklarımı bilmenizi istedim. "
Dedim.
Hepsi dikkatle beni dinliyordu. 10 yıl önce Berat'ın ölümünü, ağaları nasıl karardan döndürdüğümü, Beşir'in itirafını, Selma'yı... Hepsini anlattım. Bunları üçünün de bilmesi gerekliydi. Aziz anlattıklarımı sakince dinledi.
Sefer ağa:
" Teşekkür ederim kızım. Bunları bize anlattın. Merak etme bu odadaki kimseden laf çıkmaz. "
Dedi.
" Bunları sizden gizleyemezdim. Dediğim gibi artık ailemsiniz. Selma boşanma olduktan sonra buraya gelecek. Benimle yaşayacak. Onun neden benim için önemli olduğunu bilmeniz gerekliydi. O benim olmayan kız kardeşim. Onun bende olan değerini anlamanız için bunları bilmeniz gerekliydi. "
Dedim.
Sultan hanım:
" Boşanmadan sonra gelebilir Selma. İçin rahat olsun. Kimse bir saygısızlık yapamaz ona. Merak etme. "
Dedi.
" Teşekkür ederim. "
Dedim.
Sonra hiç birimiz konuşmadık. Çalışanlardan biri gelip sofranın hazır olduğunu söylediğinde odadan çıktık.
Yemek masasına Sefer ağa'nın oturmasıyla herkes yerini aldı. Yemek yine sesli geçmişti. Yine sofrada sessizdim. Bugünkü sessizliğim herkesi izlememdi. Çözmeye çalışıyordum. Cemil ve Ronya konuşkan bir çiftti. Bunu anlamıştım. Fırat ve Nazlı ise birbirinin zıttı bir çiftti. Fırat sessiz ve ciddi. Nazlı ise konuşkan ve neşeliydi. Rızvan her şeyi dalgaya alan biri gibi görünüyordu. Zahit ise Aziz gibi ciddi bir ifadeyle duruyordu. Konuşulanları dinliyor, tüm ciddiyetiyle yorum yapıyordu. Bu biraz ürkütücüydü. Aziz de Zahit gibiydi. Ciddi ve soğuk duruyordu. Gerçi benim de neşeli biri olduğum söylenemezdi.
Yemekler yendikten sonra çay kahve içildi. Saat akşam 10 olduğunda ev halkı odalarına çekildi. Biz de Aziz'le odaya geçtik.
Ben dolaptan şort takım alıp banyoya girdim. Çok yorgundum. Kısa bir duş aldım. Siyah yarım kol olan şort takımımı giydim. Odaya girdiğimde Aziz'in koltukta oturduğunu gördüm. Aynanın karşısına geçip nemlendiricimi sürdüm. Aziz'e bakmamaya çalışıyordum. Onun bakışlarının ise bende olduğunu biliyordum. İşimi bitirince yatağa geçtim. Uyumak için gözlerimi kapatmıştım ki yan tarafın çökmesiyle gözlerimi açtım. Aziz'e baktığımda bana baktı.
Aziz:
" Ne oldu? "
Diye sordu.
" Burada mı yatacaksın? "
Diye saçma bir soru sordum.
Aziz kaşları çatık bir halde:
" Nerede yatayım? Tabii ki burada yatacağım. "
Dedi sert ses tonuyla.
" Tamam bir şey demedim. İyi geceler. "
Dedim. Daha fazla konuşamadım. Aziz'in de
" İyi geceler. "
Dediğini duydum. Sonrası ise karanlık...