Plan

1506 Words
Yazar'dan Hilal gözlerini kızının sesiyle açtı. Kızı yine erkenden uyanmıştı. Kızını öpüp kokladı. Üzerini değiştirip hazırladı. Kızıyla beraber aşağıya indi. Salona geldiğinde herkesin kahvaltı sofrasında olduğunu gördü. Herkes bugün erken kalkmıştı. Hilal bunu görünce gülümsedi. " Günaydın. " dedi. Kızıyla yerine oturdu. Sıradan bir günmüş gibi kızının karnını doyurmaya başladı. Bütün gözler Hilal'in üzerindeydi. Hilal'in bu hâli hiç normal değildi. Bunu Hilal'i tanıyan herkes anlardı. Ama bu hâllerinin altındaki sebebi sormaya çekiniyorlardı. Hilal Firuz ağa'ya bakıp; " Ağa'm, kararı veren ağaları çağırdın mı? " diye sordu. Bir yandan da kahvaltısına devam ediyordu. Firuz ağa yeğenine dikkatle baktı. " Evet, çağırdım. Saat 2'de burada olacaklar. " Hilal amcasının gözlerine bakarak; " Güzel. " dedi. Firuz ağa Hilal'in bakışlarından ürkmedi dese yalan olurdu. Hilal her şey normalmiş gibi davranıyordu ama bakışları tuhaftı. Kahvaltının geri kalanı sessiz geçti. Kahvaltıdan sonra herkes koltuklara geçti. Hilal, Seher'i Derya'ya bakması için çağırdı. Ev halkına bakıp; " İzninizle ben mutfağa gidiyorum. Malum, misafirlerim var. Hazırlık yapmam lazım. " dedi. Fitnat hanım; " Misafir ağırlamaya pek meraklısın. " dedi hoşnutsuzca. " Evet yengecim. Misafirlerimi ağırlamak için sabırsızlanıyorum. Neticede beni sana ikinci kez gelin ediyorlar. Teşekkür etmem lazım. Bence sen de teşekkür et yenge. Benim gibi gelin zor bulursun. " dedi ve salon kapısını çarparak çıktı. Fitnat hanım öfkeyle Hilal'in çıktığı kapıya baktı. Sanki kapı değil de Hilal varmış gibi bakıyordu. Hilal mutfağa girince bütün çalışanlara çıkmasını söyledi. Hilal yalnız kaldığında ikramlık bir şeyler hazırlamaya başladı. Saatler bu şekilde geçip gitti. Hilal saate baktığında bir olduğunu gördü. Odasına gidip hazırlanmaya başladı. Aşağıdan sesler gelince misafirlerin gelmiş olduğunu anladı. Aşağıya inerek ağaların yanına geldi. Ağalar Hilal'i görünce şaşırdı. Firuz ağa davet ederken Hilal'in çağırdığından bahsetmemişti. Bu yüzdendi ağaların şaşkınlığı. Hilal, üzerine giydiği uzun siyah elbisesiyle, dik duruşuyla insanı kendine hayran bırakıyordu. Hilal ağaların karşısına geçip; " Hoş geldiniz. Buyurun, sizi burada misafir edelim. " dedi, avluyu göstererek. Ağalar hiçbir şekilde konuşmadılar. Hilal'in gösterdiği yere geçip oturdular. Hilal mutfaktan çalışanlara seslendi. İlk önce hazırladığı ikramlıklar servis edildi. Ağalar hâlâ neden burada olduklarını bilmiyorlardı. Bilmedikleri bu durumdan şikâyetçi de değillerdi. Ağalar ikram edilen ikramlıkları bir güzel yediler. Ardından Hilal, kokteyl ve komposto tarzı içecek ikram etmişti. Onu da susuzluktan çıkmış gibi içmişlerdi. Ardından yarım saat geçmişti. Hilal ağalara baktığında herkesin farklı konular hakkında konuştuğunu gördü. Yanlarına gelerek konuşmaya başladı. " Ağalar, bugün sizi buraya ben çağırdım. Amcam Firuz ağa'dan rica ettim sizi çağırması için. Sağ olsun, kırmadı beni. Sizleri misafir etmeme izin verdi. " dedi. Ağaların yüzlerine baktığında çatık kaşlarla dinlediklerini gördü. " Dün Firuz ağa kararınızdan bahsetti. Sizden bir ricam var. Kararınızdan vazgeçin. Beni Beşir'le evlendirmeye çalışmayın. " dedi. Firuz ağa hemen ayağa kalkarak; " Hilal... Sen ne diyorsun? Konuştuk bunu. Sen de kabul ettin... Ne saçmalıyorsun şimdi? " Hilal Firuz ağa'ya bakıp yeniden ağalara döndü. " Sizden kararınızı değiştirmenizi istiyorum. " dedi ciddiyetle. Ağalardan biri; " Bu dediğin olmaz. Karar değişemez. Sen Beşir'le evlenmek zorundasın. Bunun hiçbir dönüşü yok! " dedi sertçe. Hilal başını sallamakla yetindi. Bu an konağın kapısı çalınmadan açıldı. İçeriye Ferzan ağa ve oğulları girdi. Miran ve Mihran babasıyla beraber ağaların yanına geçip oturdu. Ferzan ağa hiçbir şey söylemedi. Bir selam dahi vermedi. Kızının hayatını mahvetmeye çalışanlar, selamına bile layık değildi. Oturduğu yerden kızını dinlemeye başladı. " Ben size, sizin bana sunmadığınız seçeneği sundum. Bundan sonra olanlar sizin kararınız, ağalar. Bunu unutmayın. Karar verdiniz. Söylediğinize göre karardan dönemezsiniz. Ben de bir karar verdim. Ben de bu karardan dönmem. " dedi. Ağalardan biri; " Ne kararı? " Başka bir ağa; " Ne diyorsun? " dedi. Hilal sert bir ses tonuyla; " ÖLECEKSİNİZ! Kararım bu. " dedi, tek tek yüzlerine bakarak. Ağalar dehşetle Hilal'e baktılar. Kendilerinin ölecek olma ihtimalini bile düşünmediler. Hilal'in delirmiş olabileceğini düşündüler. Aklı başında hangi kadın onlara meydan okuyabilirdi ki, değil mi? Hiç kimse yapamazdı. Ancak delirmiş olmalıydı bunu yapmak için. "Firuz ağa, gelinin delirmiş!" dedi ağa'lardan biri. Firuz ağa ağzını açıp tek kelime edemiyordu. O Hilal'li tanıyordu. Biliyordu ki delirmemişti. Ama ne yapmak istediğini de anlamamıştı. Ferzan ağa gülerek; "Merak etme. Benim kızım delirmedi. Sendende, bendende akıllı." dedi. "Akıllı olsaydı, bizi öldürmekle tehtit etmezdi." dedi başka bir ağa. Hilal; "Yalnız ben tehtit etmedim. Yaptığımı söyledim." dedi. Ağa'lar bir birine baktı. "Ne yaptın?" diye sordu biri, anlamayarak. Hilal, yüzünde tehlikleli bir gülüşle; "Ağa'lar, sizi ben çağırdım. Sizi en iyi şekilde ağırlayım diye, kendi ellerimde size ikramlıklar yaptım. Özeliklede içeceklerinizi. Hepsi ellerimden geçti. En çok özenerek hazırladığım içeceklerdi. Çok emek verdim." dedi. Ağa'lar ağzını açıp konuşmuyordu. Hilal, normal söhbet ediyormuş gibi konuşuyordu. "Özelliklede içecekler. Onlarla çok uğraştım. Şekeri olsun, aroması olsun, rengi olsun. En önemliside, zehri olsun." dedi, sonra doğru sesi sertleşerek. Ağa'lar Hilal'e dehşetle baktılar. Bu sefer delirdiğini düşündükleri için değil, can korkusundan. Kendi canları için korkmaya başlamışlardı. Çünki Hilal'lin ses tonu ve yüzü, her şeyi belli ediyordu. Hilal onları zehirlmemişti. "Ne zehri? Ne diyorsun, Hilal?" diye sordu Firuz ağa. "Şöyle ki, ağa'm. Sizin kana kana içtiğiniz içeceklere zehir katdım. Kendi formulum... Ne kanda, ne de otopside gözükür. Tabi bu sonucu almak için baya bir uğraştım. Bir kaç arkadaşımın ve abimlerin yardımını aldım. Sonuç mükemmel oldu. Bu zehire mağruz kalan biri, asla ıspatlayamaz zehirlendiğini. Sizce de harika bir başarı değil'mi?" diye sordu Hilal. Ağa'lar ise ne diyeceklerini bilmiyorlardı. İçlerinden biri; "Yalan söylüyorsun?" dedi. Hilal saatine bakıp; "5 dakika'ya kan dolaşımınız hızlanacak. Baş dönmesi, mide bulantısı, bulanık görme gibi septomlar göreceksiniz. Daha sonra nefes darlığı, ciğerlere ve kalbe baskı hiss edeceksiniz. En sonunda ise mutlak son... Öleceksiniz... Sizce yalan mı söylüyorum?" diye sordu Hilal. Ağa'larda baş dönmesi başlayınca anladılar ki Hilal yalan söylemiyor. Gerçekten zehirlemiş onları. Hemen ayağa kalktılar. Hilal : "Boşuna gitmeye çalışmayın. Kapıda bir ordu adam var. Hiç kimsenin çıkmasına izin vermeyecekler." dedi sert sesle. Ağa'lar duyduklarıya, Ferzan ağa'ya baktılar. Ferzan ağa; "Kızım ne derse o. Kimse çıkamaz burdan." "Sen nasıl kızını desteklersin?" diye bağırdı içlerinden biri. "Ben ve oğullarım, her zaman kızımın arkasındayız. Bunu sorgulamakda kimsenin haddi değil." dedi Ferzan ağa. "Ne istiyorsun bizden?" diye sordu ağa. "Kararı geri çekmenizi. Ben asla Beşir'le evlenmem. Kararı duyurduğunuz kim varsa, arayıp vazgeçtiğinizi söyleceksiniz. O zaman yaşamak için şansınız olur. Yoksa sonunuz, kara toprak." dedi sertçe. "Olmaz.. Karardan dönemeyiz?" "Dönmezseniz, ölürsünüz. Bu kadar basit." dedi Hilal. Ağa'ların durumu git gide kötüleşmeye başlıyordu. Hilal'in dediğini yapmazlarsa, kurtulamayacaklarını anladılar. En sonunda Hilal'in isteğini kabul etdiler.. Bir bir karardan haberdar olanları arayıp, bu işin olmayacağını söylediler. Hilal kazanmış olduğu zaferle gülümsedi. "Şimdi size bir içecek vereceğim. Pan zehir içecekte. Ondan önce bir şey daha yapmamız lazım." dedi Hilal. "Ne istiyorsun yine?" nefes nefese dedi ağa'lardan biri. Hilal abisi ile göz göze geldi. Abisi Miran, Hilal'in ne demek istediğini anladı. Ayağa kalkıp, kapıya gitdi. Kapıyı açınca korumalara bir şey söyledi. Biraz sonra bir kız ve bir imamla geri geldi. Herkes merakla Miran'ı izliyordu. Bu kız kim? İmam ne için gelmişti? Hilal yanlarında duran abisi ve arkadaşı Selma'ya baktı. "Ağa'lar, ben evliliği bozdum. Ama dün Beşir'in bu evlilik için, nekadar hevesli olduğunu da gördüm. Hevesinin kursağında kalmasına, gönlüm razı gelmedi. Arkadaşım Selma. Uzun süredir kaynım Beşir'e aşık. Bana Berat hayatdayken söylemişti. Sonra yaşananlardan dolayı, aklımdan çıkmış. Beşir de benimle evlenmeyi kabul etdiğine göre, sevdiği birisi yok. O yüzden arkadaşımı, sevdiğine kavuşturalım. İmam nikahlarını kıyalım. Yarında gider resmi nikah için baş vururuz." dedi. "Ben evlenmek istemiyorum, Hilal." diye tısladı Beşir. "Sana sormuyorum. Eger bu evlilik olmazsa, pan zehiri unutun." dedi Hilal. Ağa'lar git gide kötüleşiyordu. Mecbur bunuda kabul etdiler. Beşir'le, Selma'nın nikahı kıyıldı. Hilal Firuz ağa'ya bakıp; "Tebrik ederim ağa'm. Oğlunu evlendirdin. Çok güzel bir gelinin oldu." dedi Hilal. Ağa'lara bakıp; "Pan zehiri koyuyorum. İçtikten 15 dakika sonra etkisini gösterecek. Septomlar yavaş yavaş geçip gidecek." deyip yanlarından ayrıldı. Yukarı kata çıktı. Yengesi ve eltisini, dışarıyı dinlerken gördü. Yengesine; "Tebrik ederim yengecim. Çok güzel bir gelinin oldu. Aynı ben." deyip yanından geçti. Fitnat hanım dehşetle baktı arkasından. Konakta yeni gün başlamıştı. Hilal her sabah olduğu gibi, kızıyla ilgilendi. Güzelce kızını yıkayıp, giydirdi. Aşağıya kahvaltıya indiklerinde, herkesin çoktan masaya oturduğunu gördü. Derya ile kendisi de yerine geçti. "Günaydın." dedi herkese. Selma'dan başka kimseden karşılık almadı. Uzun zamandır süren iştahsızlığı, bu gün yoktu. Keyifle, yavaş yavaş kahvaltı yapıyordu. Kızı da yanında ona eşlik ediyordu. Ana kız bu gün güne, güzel başlamıştı. Masadakiler hayretle Hilal'e bakıyordu. Sanki dün ortalığı bir birine katmamış gibi, yemek yiyordu. Hilal masadaki sessizlikten sıkılarak; "Selma, bu gün alışverişe çıkalım. Eksiklerini alırız. Oda da değiştirmek istediğin bir şey varsa da, değiştiririz." dedi. Selma : "Olur çıkarız. Mobilyaları komple değiştirmek istiyorum." dedi çekinmeden. Fitnat hanım : "Yep yeni mobilya. Nesini değiştirceksin gelin hanım!" dedi sinirle. Selma : "Çok zevksiz. Her tarafında altın varaklar var. Göz yoruyor. Kim seçtiyse, baya zevksiz Fitnat hanım." dedi. Fitnat hanım rengi mos mor oldu. Mobilyaları 1 yıl önce o seçmişti. "Tabi canım, değiştiririz." dedi Hilal. Beşir'e baktığında, kendisine sinirle baktığını gördü. "Sevgili kaynım Beşir... Evlilik hayal etdiğin gibi'miymiş?" diye sordu. Cevap vermesini beklemenden, devam etdi. "Benden sana yenge tavsiyesi. Karının sözünü dinle. Asla sözünden çıkma ki, mutlu olasın." dedi ve yemeğine devam etdi. Berat öldükten sonra, herkes Hilal'i kontrol ede bileceğini sanmıştı. Şimdi Hilal'i eskisinden de güçlü görmek, tahmin etdikleri şey değildi. Hilal son olanlardan sonra anlamıştı. Kızının mutluluğu için dik durmalıydı. Hilal'de bunu yapacaktı. Nefes aldığı sürede hep dik duracaktı. Bunu kızı için yapacaktı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD