Cesur
Taner anlatıyordu ama dinleyemiyordum. Müdüre para vermişti. Asla şikayetçi olamazdı. Haline acımıştım, acımıştım öyle değil mi? O masum yüzüne, sıcak dudaklarına, korkudan açılan gözlerine dalmıştım. Yine de onu öpmemem gerekiyordu. Kendimi suçlu hissediyordum. Demetle evliydim. Ne olursa olsun asla o kızı öpmemem gerekiyordu. Kendime engel olamadım.
- Cesur Bey ... değince boğazımı temizledim. Adamı hepten unutmuştum.
- Bir de ufaklık bir yanlışlık oldu dedi.
- Ne yanlışlığı? dedim.
- Anneniz hermes bir çanta sipariş etti. Çocuklar bana getirmiş, ben elbise isteyince dedi sıkıntıyla.
- Yani, git yenisini söyle. Gidip kızdan mı alayım? dedim.
- Çanta otuz bin dolar ama dedi.
- Sorun yok dedim. Önümde ki kağıtlara bakıyordum. Boğazını temizledi Taner.
- Çıkar ağzında ki baklayı dedim sinirle.
- Çocukluğum sizin bahçenizde geçti. Cesur Bey, insanlar karısına ya da metresine böyle pahalı bir hediye alır. Bu kadın sizin neyiniz? dedi. Sinirle ona baktım. Bu ne cüret? Başkası olsa çoktan çekip vurmuştum.
- Özür dilerim Cesur Bey ama bilmem lazım. Yani koruma sağlamak için ve Demet Hanımı bilirsiniz. Sizi de daha önce hiç böyle bir olayda ... yani ...
- Yeter dedim. Boğazımı temizledim.
- O kız diye bir konu yok, git çantayı bul, gerekirse fabrikayı satın al. Bana da soru sorma. Müdür kıza musallat olmasın yeter. Ben ilgilenmiyorum dedim.
- Emredersiniz dedi.
Demet beni aramıştı ama hala açmamıştım. Suçluluk duygusu ağır basmıştı. Kalkıp eve doğru ilerledim. Şirkette yapacak pek birşey kalmamıştı zaten. Ya da aklım almıyordu.
Eve girdiğimde Annem telaşla birşeyler söylüyordu.
- Hayırdır, Kral Charles mi geliyor bize? dedim.
- O uşak da kim? Tahirim geli, hemi de boş gelmi. Gız isteyeceuk dedi.
- Haaa peki Tahirin bundan haberi var mı? Ana yapma dedim.
- Güya konuşti daa, bi halti deduği yok. Ula sen garişma. Yaşi daa geldi, olacağuz elaleme masgara.
Bacuma sözum vardur yillerdur.
Başi bağlansun da
azcik akli başuna gelsun artik daa, bezdum, bezdum.
- Anacığım Tahir Döndüyü almaz, ben sen üzülme diye söylüyorum dedim.
- Uuuhhh, neyi vardır uşağim kizun? Hadi git daa, ayağumun altunda dolanma!
- Tamam Anne dedim. Odaya doğru giderken döndüm.
- Demet nerede? dedim. Çoktan buraya damlardı.
- Gezmede daa, çantasi kolunda,
o sokak benum, öbürü senun.
Evü mi biliyi ha? Gezenti gelün dedi.
- Tamam Anne dedim. Yukarı çıktım. Duş almak istiyordum ama ben kapıdan girince Demet de arkamdan geldi.
- Cesur? Evin yolunu bulmuşsun dedi. Keşke selam verseydi.
- Sen de öyle dedim.
- Senin gece nerede olduğun belli değilken ben bebeğimiz için uğraşıyordum dedim. Suçluluk boğazımı yakıyordu.
- Ne oldu? dedim.
- Pazartesi günü klinikte işlem yapılacak dedi. Tekrar aynı sürece geliyorduk. Bu üçüncü taşıyıcı anneydi.
- Kız kabul etti yani dedim.
- Başka çaresi mi var? dedi. Tek kaşımı kaldırdım.
- Zorlanmadım yemin ederim. Parayı duyunca hemen tamam dedi. Fakir kızları biliyorsun Cesur dedi.
- Bilmiyorum Demet. Benim için fakir, zengin değil. Şerefli ve şerefsiz insanlar var dedim. Yanıma gelip bana sokuldu.
- Pazartesi o kız hamile kalabilir. Ne olur keyfimizi kaçırma. Dün gece gelmedin. Aradım açmadın. Benden uzaklaşmana dayanamıyorum. Yakında bir bebeğimiz olacak dedi. Biraz uzaklaştım.
- Sadece yalnız kalmaya ihtiyacım vardı. Önce kız hamile kalsın, bunları sonra konuşuruz. Malum bu üçüncü denememiz dedim.
- Bu sefer güvenini boşuna çıkarmayacağım dedi gelip bana sarılarak. Ben de ona sarıldım. Bu işareti yanlış anlamış olacaktı ki boynuma bir öpücük kondurdu. Hemen geri çekildim. Ona karşı sadece suçluluk hissediyordum şuan ama ilerisi yoktu.
- Anneme yardım et, ben de geliyorum dedim. Hayal kırıklığı ile bakıyordu bana. Arkamı dönüp banyoya girdim. Aynada kendime baktım. Pazartesi, bu iş bitmiş olmalıydı ama kendime biraz müsade edebilirdim. Sadece nasıl olduğunu merak ediyordum. Bir mesajdan hiçbir şey olmazdı. Yakınımda değildi ya.
Minik Kedi diye kaydetmiştim. Nasıl kaydettiğimi öğrenmek için verdiği mücadele aklıma gelince gülümsedim. " Yarın kediyi almaya gideceğim" yazdım. Çok mu resmi? Selam falan mı verseydim acaba? Gönderdim ama cevap yoktu. Niye cevap vermedi. Telefona kaydettim numaramı aslında.
Giyinip aşağı indim. Telefon yanımdaydı, seslide olmasına rağmen arada bakıyordum. Harun yanıma geldi.
- Naber Abi? dedi. Bir tane vurdum. Boyu bizimki kadar oldu hala ergen.
- Naber nedir? Ben senin abinim dedim.
- Hâl ü hatırınız nicedir? Sıhhat u âfiyetiniz nasıldır? Tam senin yaşına uygun, oldu mu abi? dedi. Baharın bana amca demesi aklıma geldi.
- Oooo yengeyle işler iyi galiba. Nasıl sırıtıyorsun? dedi. Hemen ciddileştim.
- Senin canın dayak istiyor dedim. Annem ağlamaya başlayınca babam onu teselli etmeye başladı.
- Ne oldu? dedim.
- Tahir telefonunu açmamış, amcan da gelmez bugün demiş. Annen son olarak tansiyon numarasını kullanıyor dedi Demet.
- Anne, sakin ol. Tahir abim haklı dedi Harun.
- Sen sus gaybana. Eğer o uşak gelmezse, seni everurim Döndüyle dedi sinirle kafasını kaldırıp. Harun ayağa kalktı.
- O şerefsiz abime söyleyin, çabuk gelsin. Valla ben evlenmem o kızla. Gelsin alsın başımızdan sözlüsünü. Anamı da üzmesin dedi.
- Gaza gelme dedim yanıma çekerek.
- Adam orada hayatını yaşasın, o turist benim, şu kız senin götürsün. Benli sözlüsü bana kalsın. Döndünün burnunun üstünde ki ben gitmişti. Burnu sarılıydı. Demek Annem daha iyileşmesini bile beklememiş. Yazık oldu.
- Ben gitmiş dedim.
- Sağol abi ya, valla çok rahatladım dedi.
- Sen niye liseli ergenler gibi telefonuna sürekli bakıyorsun? Birşey mi var? dedi Harun.
- Ben ... ne .. ulan ... alırım seni ayağımın altına bak. Doğru konuş dedim.
- Şaka yaptım, sen alınmazdın. Abi hayırdır? dedi.
- Dayak geliyor dedim.
- Benim iştahım kaçtı. Ben kaçar ama param yok. Arabam yok dedi. İstediği zaman çok şirin oluyordu. Cebimden bir kart çıkardım.
- Taner versin ama yakalanırsan çaldı derim diye güldüm.
- En sevdiğim abim dedi sarılarak. Annem bağırınca hemen koştu. Kadınların arasında kalmıştım.
Mesaj sesi gelince uzaklaştım.
" Senin yanında güvende olur" yazmıştı. Hemen telefona baktım. Buna ne yazılır ki? " Şimdi de gidip alabilirim. Benimle gelmek ister misin? Sonuçta sen kurtardın onu" yazdım. Heyecanla bekliyordum. " İşlerim var, kedi için ararım sonra" yazdı. Yazıp yazıp sildim. Ne işi olduğunu ya da konuşmak isteyip istemediğini sormak istiyordum. Derin bir nefes aldım. Kendine gel. Sadece kendine gel.
Odaya çıktım. Demet de arkamdan geldi. Yatağa girdim. Yine soyunup geliyordu.
- Cesurr dedi ihtiyaçla. Gözlerimi kapattım.
- Pazartesi herşey bitecek, bir çocuğumuz olacak yakında dedi bana dokunarak. Kendimi suçlu hissediyordum ama hala onu istemiyordum. Göğsümde ki eli tuttum.
- Böyle yaparsan giderim demiştim dedim.
- Kim o orospu? dedi. Ona döndüm. Çırılçıplak duruyordu.
- Ne? dedim. Ona bakınca yalan, fitne ve kandırıldığım aklıma geliyordu.
- Eğer benimle birlikte olmuyorsa demek ki başkası var. Beni aptal mı sandın? Bir senedir kendini tutuyor olamazsın. Kim o? Onu öldüreceğim dedi.
Sinirle yaklaştım.
- Eğer isteseydim, istediğim kadını koynuma alır, çocuğuma kavuşur, bu evde büyütürdüm. Kimse de bana engel olamazdı. Haddini bil, sabrımı zorlama dedim.
- Çocuğum olmuyor diye bana böyle davranamazsın dedi.
- Yalancı olduğun için sana böyle davranıyorum dedim. Canım iyice sıkılmıştı. Yataktan kalktım.
- Nereye? dedi.
- Sanane dedim sadece.
- Lanet olsun sana Cesur. Ben Baltacı ailesinin tek çocuğuyum. Babam bunu sana ödetir diye bağırıyordu. Aptal kadın
Şimdiye kadar bundan çekindim sanıyor herhalde. Hâlbuki ben dürüst bir aile babası olmaya çalışıyordum ama yok. Bu kadınla kalmak istemiyorum artık.
Aşağı indim. Taner kapıdaydı.
- Kızı nereye bıraktın? dedim.
- Ne kızı Cesur Bey? dedi. Sinirle baktım.
- Basit bir mahallede oturuyor dedi.
- Evine gidiyoruz dedim. Bana şaşkınca bakıyordu. Ben de ona sinirle baktım. Kafasını salladı.
- Buyrun dedi. Şaşkın görünüyordu ama bu saatten sonra kimseye hesap vermem, kimseye...