İlk Öpücük

1054 Words
Cesur Kızın gözleri bir bana, bir de müdüre gidiyordu. Şok geçiriyor olmalıydı. Hemen müdürün bededini üstünden attım ve onu çektim. Silahı belime koyup Baharı kendime çekince bana sarıldı. Böyle bir tepki beklemiyordum. Cevap veremedim. Sımsıkı sarılmıştı ve titriyordu. Korktuğu çok açıktı. Silahın ve kanın içine doğmuştum. Annem bile ben doğunca ölmüştü. Babam bazen elinde ki ilk kan annenin diye söylenirdi. Etrafımda kimse silahtan ya da kandan korkmazdı. Duyguları o kadar gerçek ve samimiydi ki, korkusu, nefes alışverişi ... sarılışı çok sıcaktı. Kahretsin, adrenalinden olmalıydı. Kesinlikle ondan dolayı erekte oldum. Aletim şişmeye başlamıştı. Bir kez daha derin bir nefes aldım. Kadınsı bir kokusu vardı. - İyi misin? dedim. - Benim yüzünden dedi gözlerinde ki yaşı silmeye çalışarak. Üstünde kan vardı. Ne demek istediğini anlamadım. - Benim yüzümden katil olacaksın. Hemen hastaneye gitmeliyiz dedi telaşla. Sinirlenmeye başladım. - Gelmeseydim bu pislik herif sana tecavüz edecekti dedim sinirle bağırarak. Bir adım geri çekildi. Hala titriyordu. Lanet kafam. - Bahar dedim sakince. Birileri içeri girince bana sokuldu. Silahı doğrulttum. Tabi ki de Taner gelmişti. Beni asla bırakmazdı. Ona git demiştim. Beni asla bırakmazdı. Bu sefer minnettar oldum. - Cesur Be ... - Taner, patron görmeden şu işi hallet. Ben hanımefendiyi evine bırakayım dedim. Anlamamış gibi baktı. Silahı verdim. Bahar şokla bize bakıyordu. Kolundan tuttum. - Ooo dedi. - Arkadaşım. Aynı işteyiz, halleder dedim. - Hastaneye mi götürecek? dedi. Sinirle ona baktım ama çok kötü görünüyordu. Bu adam asla hak etmiyordu. - Evet ilgilenecek dedim Tanere bakarak. Kolundan tutup dışarı çıkardım. Arabaya sürüklüyordum. Arabaya binmedi. Bana bakıyordu. - Ne oldu? dedim. - Başını belaya soktum. Eğer silahı verirsen ben teslim olurum. Kimseye adını söylemem. Yemin ederim dedi. Otuz yaşında adamım, birgün kimse beni böyle düşünmedi. Daha iki, üç saattir tanıdığım kızın söylediği beni etkilemişti. Herkes sadece onlara sağladığım korumaya bakardı. Güce, paraya, soya. Kızın mavi gözleri üzüntüyle bana bakıyordu. Yutkunup yanına gittim. Kendine gel Cesur. Bu kızı dün tanımıyordun. - Arabaya bin, konuşuruz, hadiii dedim. Aklından neler geçiyor? Ona bakmaya ara verip arabayı çalıştırdım. Her yeri kandı. Bizim otellerden birine götürsem iyi olacaktı. Otele gidersek Demet öğrenir. Kızın başı belaya girer. Ormanda ki ev! O evde Mafya babalarını ağırlıyorum. Tüm gizli işlerimi orada yapıyorum. Saklı kalması gerekiyor. Bu kızı hiç tanımıyorum aslında. Arabayı sürerken ona baktım. Ellerine bakıyordu. Çok küçük görünüyordu böyle. Masum ve savunmasız. Oturduğum yerde kıpırdayınca bana döndü. Sinirle önüme baktım. Sinirim kendimeydi. Kız kan içinde ama beni de ter basmış. Aletim patlayacak gibi. - Birşey mi oldu? dedi. Sesi ağlamaklı geliyordu. - Haber vermen gereken birileri var mı? Şimdi seni bir yere götüreceğim. Taner bu işi halledene kadar orada kalacaksın dedim. Kafasını hayır anlamında salladı. - Çantam yanımda değil dedi. Korkuyla gözleri büyüdü. - Orada kaldı. Başım belaya girecek dedi. - Taner halleder, korkma dedim. - Ölmez değil mi? dedi korkuyla. - Hala onu mu düşünüyorsun? dedim sinirle. - Seni düşünüyorum. Katil olacaksın benim yüzümden dedi sinirle. Yanakları kıpkırmızı olmuştu. Ben zaten katildim. Yine de beni düşünmesi hoşuma gitmişti. - Ölmez ölmez, domuz gibiydi dedim. - İnşallah dedi. Yoldaydım. Sürekli yanımda ki kıza bakıyordum. Sonunda gelmiştik. Arabayı park ettim. Etrafına bakıyordu. - Burası neresi? dedi. - Sen böyle her şeyi soracak mısın? dedim. Alınmış gibiydi. Arabadan indik. Hiç konuşmuyordu bu sefer de. Eve girince Tanerin maaşına zam yapmam gerektiğini düşündüm. Şömine yakılı ve yemek hazırdı. Buraya geleceğimi tahmin etmişti. - Sağdan ikinci kapıdan gir ve bir duş al. Ben de Taneri arayayım dedim. Kafasını salladı. Arkasından bakıyordum. Saçları sapsarıydı. Belinden aşağı doğru gidiyordu. Baya uzundu. İnsan eline iki kere dolardı. Boğazımı temizledim. Sana ne oluyor böyle? Sen evli bir adamsın? Lanet olsun sana. Telefonu elime alıp Taneri aradım. - Patron dedi hemen açarak. - Yaşıyor mu? dedim. - Evet, ne yapayım? dedi. Kıza baktım. Ölmesi benim işime gelirdi ama kız yıkılırdı. - İyileştir, sakın ölmesin dedim. Taner de şok olmuştu. Aaa ... uu diyordu. - Evi sen mi hallettin? dedim. - İçinde hep birileri var. Oraya gidersin diye düşündüm. Çalışanlar da ayrıldı dedi. - Sağol dedim sadece. Yüzüne kapattım. Benim de bu kıyafetlerden kurtulmam gerekiyordu. Yukarı çıktım. Kendi odama gittim. Kız diğer odadaydı. Kendime lanet ettim. Yanına gitmek istiyordum. Banyoda ona katılmak. Bu kız bana birşey yaptı. Uzun zaman sonra korumak ve kanatlarım altına almak istediğim biri var ve onu istiyorum, yatağımda... Hızlıca soğuk bir duş aldım. Giyinip dışarı çıktım. Hala ortalıkta yoktu. Gidip kapıyı çaldım. - Bahar ... Bir kere daha tıklattım. - Gelme dedi ama ben kapıyı çoktan açmıştım. Birşey mi saklıyor? Kafamı uzattım. Bornozu sımsıkı tutmuştu. Yanakları suyun sıcaklığı ile kızarmış, bekliyordu. Bornozun önünü tutuyordu ama bacakları açıktı. - Geeee ... gelme dedim. - Birşey oldu sandım dedim arkamı dönerek. - Giyecek birşeyim yok dedi. Keşke söylemeseydi. Aletim kıpırdayınca gözlerimi kapattım. Harika bir sorun. Kızın üstüne atlamamak için kendimi zor tutuyordum. - Bekle, getiriyorum dedim. Kapıdan çıkmadan yandan baktım. Hala kendini kapatmaya çalışıyordu ama altında ki çıplak bedenin ne yazık ki farkındaydım. Odaya gidip dolaba baktım. Benim kıyafetlerim ona olmazdı. Bir tişört ve şort buldum. Bağlayıp giyebilirdi. Aşağıda ateş yanıyordu. Böylece üşümezdi de. Ben de ateş yanıyordu. Boğazımı temizleyip kapıyı çaldım. Kapı aralandı ve sadece kafasını çıkardı. Kadınlar genelde kendini üstüme attığı için tuhaf geldi. Neredeyse gülecektim. Sadece bana çok ciddi bakıyordu. Kıyafetleri uzattım. Alıp hemen kapıyı kapattı. Kendi kendime gülümsediğimi fark edince hemen kendime geldim. Aşağı inip yemeklere baktım. Anlaşılan başkasına hazırlanmış, hem de özenle. Kız inince dikkatim dağıldı. Üstünde benim kıyafetlerimle, sanki ... sanki ... Sikerler böyle işi. Seks yaptık da sonrasında bende kalmış gibi. Yutkunup kafamı çevirdim. Yemeğe baktı. - Artık konuşabilir miyiz? dedi. Tek kaşımı kaldırdım. - Olur, ne konuşacağız? dedim. - Sen kimsin? dedi. Çok güzel soru. Yeraltı dünyasının en güçlü ailesine sahip, Cellatoğlu ailesinin varisi, Cesur Cellatoğlu. - Cesur dedim. Yanıma gelip durdu. - Silahın olduğuna göre ... kimsin? dedi. - Hala Cesurum dedim. Ayağa kalktım ve göz göze geldik. - Polis değilsin ... sen ... kötü adamlardan mısın? dedi. Kaşlarımı çatıp biraz daha eğildim. Aramızda neredeyse mesafe yoktu. - O adam sana saldırdı ve ben ne olursan olayım engel olan adamım dedim. Gözleri çok güzeldi. Dudağına baktım. Bu bugüne kadar kimseye ihanet etmedim. Yapımda yoktu. Karımı hiç aldatmadım ya da kimseyi aldatmadım ama o gözler. O gözlere bakınca bile arzuyla doluyordum. - Yani benim kahramanım dedi. Sesi, kokusu, üzerinde ki elbiseleri. Çok masum duruyordu. Ta ki parmak ucunda yükselip dudağıma bir öpücük kondurana kadar. Sadece donup kaldım. Ona söylemeliydim. Ben evli bir adamım. En baştan söylemeliydim.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD