BÖLÜM 9

1407 Words
Evde Okan ve Melih'le otururken normal insanlar gibi flim izleyelim dedik ama nasip olmadı. Yani Melih nasip etmedi. Yoksa Okan'da bir sorun yoktu. "Ya oğlum amına koyayım ben bu hissin." Okan'la birlikte Melih'in hislerine sövmesine bilmem kaçıncı kez gözlerimizi devirdik. "Bakmayın oğlum öyle bu histen bir an önce kurtulmam lazım." "Melih," dedim ve esneyerek başımı Okan'ın omzuna koydum. Bugün uykuya doyamıyordum. Uyku demişken, Övünç'ü öldüreceğim! "Ne var Kızıl?" "Sen bu kızı nasıl hatırlayabildin lan? Yeri geliyor anneni bile unutuyorsun." "Bilmiyorum," dedi Melih son hecedeki 'u' harfini uzatarak. Başını ellerinin arasına koydu ve inledi. "Ama o kız kim öğrenmek için çıldırıyorum." "Lunaparkta gördüğün bir kız için böyle yaptığının farkındasın değil mi?" Okan'ı onaylamak istercesine başını salladım. Melih ise başını kaldırıp Okan'a baktı. "Kızın ne kadar güzel olduğunu görmedin mi lan?" Okan'da başını az önce benim yaptığım gibi sallayınca yakınımda bir tek o olduğu için onun kafasına vurdum. "Sırf güzel diye mi kızı düşünmeden duramıyorsun?" "O kıza dokunmak istiyorum. Onu düşündükçe ellerim karıncalanıyor. Dün geceki sarhoş aklımla ne hisediyordum bilmiyorum ama uyandığımdan beri aklımda. O kızı nasıl bulacağım ben?" "Lunaparktaki bir kızdı işte." diyerek omuz silktim. "Büyük ihtimal turisttir. Türk olamayacak kadar sarışındı." "Ya sikeyim." "Melih saçmalıyorsun." Melih Okan'ı umursamadan ayağa kalktı ve ellerini sinirle saçlarından geçirerek salonda gezinmeye başladı. Lunaparkta görüp dalga geçtiği bir kızı bu kadar düşünmesi olacak iş değildi. Bizim çeteden beklenilecek bir şey değildi. Melih bize dönüp "Ben biraz kız becereceğim." dedi ve ben yüzümü buruştururken kapı çaldı. Ayağa kalkıp kapıya ilerledim. Güney'in geldiğini tahmin ederek kapıyı açtım. Tahminim doğru çıkmıştı. Güney gelmişti ama bu beklediğim Güney değildi. Kurumuş kanlı elleri boğazıma dolandı ve kocaman açılmış mavi gözleriyle beni ittirmeye başladı. Yüzü harap eldeydi. Favori tişörtü kanlıydı. Saçları kurtulmak istercesine etrafa yayılmıştı. Sesimi çıkaramadım çünkü boğazımı sıkan elleri güçlüydü. Güney hep güçlüydü. Nasıl bu hale gelebilmişti? Okan ve Melih halimizi görünce hemen koşuşturdular ve kendimi Okan'ın kollarında buldum. Melih ise Güney'i zapt etmeye uğraşıyordu. Başarısızca. "Ne oldu?" sorusunu sormayı akıl eden Okan oldu ve içimden onu tebrik ettim. "Siz defolun!" Güney, Okan ve Melih'e söylemişti bunu. Dediği olmayınca daha kuvvetli bağırdı ve korkuyla yerime sindim. "Siktirin gidin lan!" "Güney sakin ol!" diye bağırdı Melih zar zor tutarken. Güney hareket ettikçe yüzünü buruşturuyordu ama korkutucu bakışları bir an olsun kalkanlarını indirmiyordu. "Olmuyorum amına koyayım! Kızıl bu sefer harbiden bittin sen!" O ana kadar kollarını bana dolamış olan Okan, beni bıraktı ve karşıma geçerek Güney'le birbirimizi görmemizi engelledi. "Kim kimi bitiriyor!? Sen mi Tuana'yı bitireceksin Özbey?" "Okan siktirol git! Melih sende!" Tüm sesimiz apartmanda yankılanıyordu. Birazdan millet gösteri izler gibi bizi izleyecekti. Güney'in gelip bana bağırmaları yüzünden apartmandan atılacaktım bir gün. "Hayır." dedim korkudan çatallaşam sesimle. "Ben hiçbir şey yapmadım gitmeyin." Içimdeki cesareti toplayarak Okan'ın yanına geçtim ama Güney'in yüzüne bakınca o cesarette uçup gitti. "Bir şey yapmadın mı?! Elin çocuğunu kendine aşık etmişsin daha ne yapacaksın!" Kaşlarımı çattım. "Ne elin çocuğu? Ne aşık etmesi be?" Güney Melih'ten kurtulup bana ilerlediğinde bir iki adım geri çekildim. "Senin yüzünden sikik bir çocukla kavga ettim. O Ucube yüzümü bu hale getirdi. Ama bilmiyorki acısını senden çıkaracağım." Güney sırıtınca korkudan midem düğümlendi. Kim bilir neler planlıyordu aklında. "Ucube mi?" diye sordu Okan. Melih'le birlikte çatık kaşlarıyla yanımıza gelmişti. "Evet! Neymiş efendim sürtüğümün boynunu sömürdüğüm için bedelini ödetecekmiş!" Övünç! diye haykırdı tüm benliğim. Güney Övünç'le kavga etti! "Güney ben bir şey yapmadım." diye yutkundum. "Kız haklı Güney. Intikamını Ucube'den al." diyerek beni kollarına çeken Okan'a son anda engel oldu Güney. "Bilin bakalım o Ucube'den intikamımı nasıl alacağım?" Kimseden ses çıkmadı. Herkes cevabı biliyordu. "Güney bırak beni." diyerek kollarımı ondan kurtarmaya çalışmıştım ama daha çok sıkmıştı. Kolum moraracaktı. "Şimdi defolun." "Hayır! Okan, Melih! Yalvarırım gitmeyin!" "Güney ne olur bırak kızı. Korkuyor." "Umrumda mı?" diye cevap verdi Okan'a Güney. Melih ise acıyan bakışlarla süzüyordu. Üçümüzde Güney'in karşısında eli kolu bağlı olmaktan nefret ediyorduk. "Hafta sonu işe çıkacak zarar verme." "Bu hafta sonu kimse çalışmıyor. Şimdi siktirin gidin. Bu eve de gelmeyin!" Okan ve Melih gitmeyince Güney beni bırakarak ikisini ittirdi. Korkudan nefes bile alamıyordum. Titreyen bedenim öylece dururken Güney bizimkilere noktayı koydu. "Siz gitmedikçe ona yapmak istediğim şeyler artıyor, hemen gidin." Ne olur diye mırıldandım içten içe. Bu sefer kaldıramam lütfen. Güney yanıma tekrar geldiğinde yüzünden okunan tek şey nefretti. "Güney," diye mırıldandım. Sesimin titremesini umursamadım. "Ben bir şey yapmadım lütfen." "Kes sesini." Yanımdan geçti. Arkamda kaldığı için ne yaptığını göremiyordum. "Buraya gel!" Yüzümden sessiz gözyaşları akarken ağır çekimde arkamı döndüm ve onu gördüm. Banyo kapısında dikiliyordu. "Iç çamaşırlarınla banyoya girmek için iki dakikan var." Ardından banyo kapısında gözden kayboldu. Ben ne yapacaktım? Şansımı denemek için arkasından banyoya koşturdum. Kapıyı açıp banyoya daldığımda Güney'i tişörtünü çıkarmış sıra pantolonunu çıkarmakta gördüm. Çıplak göğsüne attığım kısa bir bakış bile morluklarının ne kadar kötü olduğunu anlamam için yetmişti. Bunların hepsini Övünç mü yapmıştı? Şaşkınlıkla elimi ağzıma götürdüğümde "Hala soyunmadın mı?" diye sordu. "G-Gü-Güney," Pantolonunu da kolayca sıyırdığında yanıma geldi. Eli pijamamın üstünü bulduğunda "Hayır." diyerek geri çekildim ama beni sertçe tutarak tekrar kendine çekti ve kapattığını banyo kapısına yaslayarak bedenlerimizi birleştirdi. Kesik bir nefes aldım. Ona yakın olmayı istemiyordum. Onun karşısında güçsüz kalmaktan nefret ediyordum. "Ne zaman anlayacaksın?" diye sordu sessiz bir nefretle. "Ben sana ne söylersem yapmak zorundasın." Ardından gelen yırtılma sesiyle gözlerimi kapattım. Bir an sonra üzerimde sadece sutyenle kalmıştım. Güney eğildi ve pijama altımı tırnaklarını bacaklarıma sürterek çıkardı. Hıçkırarak ağlamamak için dudaklarımı ısırdığımda ağzıma kanın tadı geldi. "Ağla kızıl," diye mırıldandı Güney. Elleri bacaklarımda olabildiğince yumuşak geziniyordu ama daha sonra tırnaklarını derime batırıyordu. "Hıçkırdığını duymak istiyorum." Ayağa kalkıp gözlerini gözlerime diktiğinde bulanık gözlerimle onu izliyordum. "Beni yıkayacaksın. Şimdi." Boğazımda gözyaşları öyle birikmişti ki konuşamadım. Bacaklarım yanıyordu ama onun için bile üzülemiyordum. Güney beni çekiştirerek daracık duşakabinine soktu. Sıcak suyu açarken göz göze geldik ve Güney benim tahammül edemiyeceğim bir şey yaptı. Baksırını çıkararak karşımda çırılçıplak kaldı. "Hayır!" diyerek kendimi duşakabinden atmaya çalıştım. Akan su yüzünden ıslanmaya başlamıştım. Güney beni kolumdan tutarak geriye savurdu ve önüme geçip duşakabinin sürgüsünü çekti. Artık kapalı alanda sadece ikimiz vardık. Çıplak bir Güney ve üzerinde emanet duran iç çamalırlarıyla ben. "Güney bırak beni!" dedim ondan kurtulmaya çalışırken. Ama Güney sinirden kasılmış çenesiyle beni zaptediyordu. "Eğer bir daha çırpınırsan Kızıl, bu sefer senin çamaşırlarında çıkar ve emin ol boş durmam." Aldığım tehtidle vücudum hareket eyleminden mahrum kalmış gibi öylece Güney'e baktım. "Yapmazsın değil mi?" diye sordum üzerimize akan sular göz yaşlarımı saklarken. Bir tecavüz olayını daha kaldıramazdım. Hele ki yapmakla tehtid eden kişi Güney'se hiç kaldıramazdım. Beni tecavüzden kurtaran kişi oydu. Genelevden kendisine doğrultulan o kadar silaha, sırf fahişe olmam için bana tecavüz etmeye çalışan babamın elinden kurtaran oydu. Kurtarıcım şimdi bana mı tecavüz edecekti? Güney'in bakışlarındaki nefret sorumla birlikte gitti. Sinirle kasılan çenesi gevşerken yaptığı her şeye rağmen sevdiğim mavi gözleri acımayla baktı yalvaran açık yeşil gözlerime. "Ah Kızıl," diye mırıldandı çıplak karnıma dayanmış ellerinden biri yüzüme doğru yol alırken. Tokat atmasından korkarak nefesimi tuttum ama o kendisinden beklenilmeyecek bir şey yaptı ve yanağımı okşadı. "Bazen neler yaşadığını unutuyorum." "Güney," dedim hıçkırarak. Çıplak olmasaydı ona sarılabilirdim. Ama baksırını çıkarttığı saniyeden beri vücudum kasılıyordu. Nefret ediyordum çıplak erkeklerden. Midemi bulandırıyorlardı. Şu an bile kusmamak için çaba harcıyordum. "Yapma böyle ne olur. Ben bir şey yapmadım." "Şu an vücudumun her yeri sızlıyor ve bunun sebebi sensin. Ne olursa olsun cezanı çekeceksin." Beni bırakıp vücudunun tamamını ıslatmaya başladığında onu öyle görmemek için gözlerimi kapattım. "Aç gözlerini." Dediğini yapmamak için gözlerimi daha çok sıktım. Karşısında böyle durmayı umursamıyordum. Beni çok görmüştü böyle ama onu çıplak görmek iğrenç bir şeydi. Bir de çıplakken ona dokunmamı istemesi kesinlikle istediğim bir şey değildi. Bu sadece Güney'e özel bir his değildi. Genel olarak tüm erkeklere karşı böyleydim. "Kızıl o lanet gözlerini aç ve şunu eline alıp beni temizle. Her yerim kan." Başımı yukarıya kaldırdım ve hıçkırarak gözlerimi araladım. Bulanık görüyordum. Içimde çaresizliğin elli tonu vardı. Her bir ton beni daha fazla gömüyordu. "Bana bak." Yüzümü hafifçe eğdim ve gözlerimi Güney'in gözlerine odakladım. Başka bir yere bakma. emrini verdim kendime. Gözün bile kaymasın. Güney asılı beyaz banyo lifini aldı ve bana uzattı. Bana ait olan banyo lifini titreyen ellerimle alırken eğildi ve gözlerine odaklı bakışlarım o eğilince buğulanmış cama bakmaya başladı. Şampuanı elime tutuşturduğunda bile gözlerimi ondan ayırmadım. Beceriksizce şampuanın kapağını açtım ve Güney'le göz göze olduğumuz için zorla life döktüm. Güney şampuanı alıp kapağını kapattı ve "Haydi." dedi. Yan döndükten sonra kolumdan tutarak karşısına geçirdi. "Nazik ol, canım yanıyor." Ağlarken dudaklarımı birbirine bastırdım ve yavaşça lifi köpüklendirdikten sonra omzundan başlayarak vücudunu temizlemeye başladım. Gözümü Güney'den bir saniye bile ayırmadan. Içimden hayatın bana sunduklarına lanetler yağdırarak. Bu hayattan nasıl kurtulacağımı sorgularken. Güney'in vücudunu temizlerken en sonunda bayılırken.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD