5. Bölüm

1141 Words
Günler aynı rutinle geçiyordu. Ben bay Nolan'ın akşam yemeğini verdikten sonra odama çekiliyordum. Bu akşam da öyle yapmıştım. Günün yorgunluğunu üzerimden atmak için bol geceliği mi giydim. Beni bu şekilde gören erkekler kesinlikle kaçardı ama umrumda değildi. Ben bay Nolan'ı seviyordum ve benimki platonik bir aşktı, yani onunla her hangi bir şansım yoktu. Umarım bu durumu atlatırım, yoksa kara sevdadan ölüp gidecektim. Saat 11 i geçmişti. Biraz odamın içinde oyalanmıştım. Işığı kapatmak için duvara doğru yanaştım. Gördüğüm akreple gözlerim büyüdü çığlık attım. Kapıyı hızla açıp hiç düşünmeden merdivenleri birer ikişer koşmaya başladım. Karanlık ortam beni iyice korkuturken giriş katın ortasına gelip elimi kalbimin üstüne koydum. O odaya kesinlikle gidemezdim. Kocaman akrep beni gerçekten korkutmuştu. Koskoca malikane de akrebin ne işi vardı? Bir süre kalbim kulaklarımda attı, daha sonra sakinleştim. Üst kattan tuhaf sesler duyuyor gibiydim ama belki de kendi kuruntumdu. Aklım yavaş yavaş başıma gelirken etrafa baktım. Bu saatte burda olmam yasaktı. Şimdi ben ne halt yiyecektim? Şimdi akrebi de unutmuş bay Nolan'ın beni yakalarsa bana vereceği cezayı düşünmeye başladım. Merdivenlerden ses gelmeye başlayınca ne yapacağımı bilemeyerek duvara doğru yaklaştım yavaş yavaş. Adım sesleri durunca bende durdum. Ortamın sessizliğinin adım sesleri mi onun kulağına götüreceğini biliyordum. Bir süre ikimizde hareket etmedik. Tekrar adım seslerini duyunca çıplak ayakla kendimi duvarın dibine attım ve sırtımı duvara verdim. Adım sesleri ahşap zeminde gezerken umarım korkuyla atan kalbimin sesini duymuyor diye dua ettim. Adım sesleri bana doğru gelirken kaşlarım çatıldı. Buraya doğru neden geliyordu? Suçlu çocuk gibi kalbim güm güm çarpıyordu. Bay Nolan benim hizama gelip bir süre o şekilde durdu. Yan profilden onu görmek korkumu iyice katlarken bana arkasını döndü. Çektiğim nefesi içimde uzun süre tutunca nefessiz kaldım. Sessiz olmaya çalışarak gözlerimi kapatıp nefesimi dışarıya doğru kontrollü şekilde vermeye başladım. Aklım darmadağınık olurken bir anda belimi kavrayan kolla korkup çığlık attım. Gözlerimi açınca az ışıkla gördüğüm kadarıyla bana bakan bay Nolan'a baktım. "Be-ben" diye kekelerken korkuyla onu itmeye başladım. Beni bırakmadığı gibi bedeniyle beni duvara bastırdı. "Lütfen bırakın beni" çaresizlikten gözlerim dolmuştu. Üst kısmı çıplaktı, tahminimce altı da çıplaktı. Adamın çıplak gezmekle ilgili bir sorunu vardı herhalde. "Odamda şey vardı" derken hayvanın ismini unutmuştum. Popoma inen ellerle şaşkınlıkla ne olduğunu anlamaya çalıştım. Derin nefesi kulağıma dolarken popomu sert şekilde sıkıp bırakmaya başladı. Şaşkınlığı üzerimden atınca onu daha sert şekilde itmeye başladım. Ellerimi yakalayıp bir eliyle bileklerimi kavradı. "Ne yapıyorsununuz bay Nolan?" diye sorarken kalbim her zamankimden daha hızlı atmaya başladı. Beni ters çevirip yüzümü ve bedenimi duvara hafif sert şekilde bastırdı. Biraz acıyla inledim. Kendini bana dayayıp beni iyice duvarda şıkıştırınca az sonra başıma ne geleceğini bilmemenin verdiği çaresizlikle elinden kurtulmaya çalıştım. Gözyaşlarım çoktan akmaya başlamıştı, bana zarar verecekti ama nasıl olacağını bilmiyordum. Kulağıma yaklaşan ılık nefesiyle "Odandan çıkmanın bir cezası olacak" diyerek bir elini yan tarafıma getirip omuzdan aşağıya sert şekilde okşayarak baldırlarıma kadar indi. "Bırakın beni bay Nolan ben bir şey yapmadım" dedim. Bir anda geriye çekilip ellerimi bırakınca sendeledim. Duvardan ayrılırken omuzuma baskı yapıp beni kendine döndürdü. Bir anda üzerimde ki geceliği iki parçaya bölünce çığlık attım. Kenara doğru kaçarken elimi bileğimden kavrayıp benimle birlikte merdivenlerin olduğu yere götürdü. . Kendimi geriye çekmeye çalışıp direnirken beni sert şekilde merdivenlerden bodruma doğru indirmeye başladı. Adımları o kadar hızlıydı ki bir kaç kez ayağıma takılıp düşme tehlikesi yaşadım. Beni sürükleyerek kendi odama getirdi. Beni açık kapıdan içeriye itip ışığı yaktı. Denge mi yatağa tutunarak zor sağladım. Üzerimde olan ucuz ve yıkamaktan rengi atmış iç çamaşlarım beni iyice utandırıken ellerimi kendime sarıp, bazı yerlerimi kapatmaya çalıştım. Yan pozisyon da duruyordum her yerimi incelememesi için. "Dön bana" dedi bir anda. Bu adam ne yaptığını zannediyordu? Derin bir nefes alıp "Buna hakkınız yok" diye direndim. Adım sesleri bana doğru gelirken kendimi ona doğru döndürüp geriye giderek yatağa çarptım. Beni sert şekilde yatağa iterek hızla bacaklarımı aralayıp yatağa çıktı. Bacak arama yerleşirken doğrulmaya çalıştım. Omuzlarımdan beni yatağa bastırdı. Omuzlarına koyduğum ellerimi tekrar bileklerimden kavrayıp başımın üzerinde birleştirirken yüzüne hem şaşkınlıkla, hem sinirle yüzüne baktım. Griye çalan gözleri gözlerimi delip geçecek gibi hiç bir his barındırmadan bana bakarken hareketlerim durdu. Sanki sinirim geçiyor, ben bu duruma alışıyor gibiydim. Onunla hayalimde bile böyle altlı üstlü olamayacak olan ben şimdi gerçekten onun altındaydım. Büyük parmakları boğazımı sararken gözlerimi kapattım. Boğazımı kontrollü bir şekilde sararak biraz hareket etti. Doğrulunca başımı yana yatırıp elini çekti. Hareketsiz kalışından ne anlamam gerekiyordu? Yoksa beni mi izliyordu? Ah tanrım beni neden izliyordu? Hafif göbeğim vardı, popom büyüktü, göğüslerim orta büyüklükte bir portakal kadar vardı. Ölçülerimin çok orantılı olduğunu söylemem mümkün değildi. Buğday tenimin rengini beğeniyordum. Sessizlik bir kaç dakika sürdü. "Odadan neden çıktın?" titrek bir nefes verdim. Aklına çok erken gelmişti bu soru. "Akrep gördüm bay Nolan, korkuyla odadan çıktım" dedim. "Ne olursa olsun bu odadan çıkmayacaktın. Çıkarsan seni cezalandıracağımı biliyor olman gerekirdi" elini göğsümün üzerine koyup sağ göğsümü avuçlayınca ilk şaşkınlığı üzerimden atıp elini ittim. "Bana karşı koyarsan canını daha fazla yakarım" diyerek göğsümü sert şekilde sıkıp canımı yaktı. Çığlık attım yine. Gözlerim dolmuştu. "Bunu yapmaya hakkınız yok" dedim. "Bu odadan çıkıp bana o hakkı sen tanıdın hizmetçi" diyerek diğer göğsümü sıktı. Yine canımı yakmıştı. Anın tüm büyüsü bozuldu ve ben altında debelenmeye başladım. Bir eliyle bacaklarımı tutup üzerlerine oturdu, tekrar ellerimi başımın üzerinde birleştirdi. Ağırlığının çoğu üzerimdeydi, ama beni en çok korkutan şey tamamen çıplak oluşuydu. Çıplak yerlerimiz birbirine değerken kafam daha fazla allak bullak olmuştu. Sadece çıplak yerlerimiz değil aleti beni dürtüyordu. "Üzerimden kalkın" dedim panikleyerek. Cevap vermedi. "Popon büyükmüş, hizmetçi kıyafetinden pek belli olmuyordu" dedi bir anda. Ona baktım ama o beni izliyordu. "Ne?" "Bakiresin değil mi?" "Hı?" (ne) "Daha önce hiç sana dokunan oldu mu?" kaşlarım çatıldı. "Ni-niye sordunuz?" acaba niyeti mi bozmuştu? Şimdi yanmıştım. Onunla sevişmenin nasıl bir his olduğunu merak ediyordum ama bu şekilde onunla olmak istemiyordum. "Cevabı ağzınla mı verirsin? Yoksa kendim mi bakayım?" derken eli çamaşırımın lastiğinde gezmeye başladı. İçimde ki panik büyürken bir süre yüzüne bakakaldım. Sessizliğim uzun sürünce derin nefesi kulağıma doldu. Çamaşırımın lastiğini yukarı çekip çamaşırı mı aşağıya çekerken " Bakireyim" diye çığlık attım. "Daha önce kimseyi öpmedim bile" derken göğsüm hızla inip kalkmaya başladı. "Imm" diye tuhaf bir ses çıkarıp ellerimi bırakıp yataktan indi. Kurtulmanın verdiği hisle rahat bir nefes aldım. Bakışlarını üzerimde hissediyordum. Önünde sadece iç çamaşırları ile uzanıyor olmak çok utanç vericiydi. "Bir daha bu odadan çıkarsan yaşadığın fragmanın aslını yaşarsın. Değil akrep görmek, iki elin kanda olsa gece burdan çıkmayacaksın hizmetçi" diyerek odanın kapısını sertçe çarpıp çıktı. Az önce neler yaşamıştık öyle? Neden böyle şeyler yapmıştı? Gerçekten beni korkutmuştu. Dolu gözlerle yatakta doğrulup akrebin olduğu duvara baktım ama orada yoktu. Elimle gözlerimi yataktan indim. Korkum geçmediği gibi daha fazla artmıştı. Bulanık aklımla akrebi her yerde aradım ama yoktu. Kapı açık olduğu için belki oradan çıkmıştır diye düşünerek yatağıma girdim. Işığı açık bırakmıştım. Uyurken de tedirgin olacağımı biliyordum ama ölecek olsan bile odadan çıkmayacaksın demişti. Yani onun için canımın bir kıymeti yoktu. Gece zor uyumuştum. Beni darmadağın etmiş bırakıp gitmişti hiç hakkı yokken. Gece hayal kırıklığıma sarılıp zor uykuya daldım...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD