6. ❤️‍🔥Nabız Yükselten Anlar❤️‍🔥

2266 Words
Yazarın Anlatımıyla... Esmer ne yapacağını bilemez bir halde Ecevit'e bakmaya devam ettiğinde, Ecevit elini ensesine atıp kısa saçlarını çekiştirdi. "Sen yatakta yat. Ben yerdeki minderlerin üzerinde yatarım Esmer." Esmer ağzını açacaktı ki, Ecevit elini kaldırıp onu susturdu. "İtiraz sevmediğimi anlamış olman lazımdı ya kızım! Biz az önce sofrada ne konuştuk?" Esmer başını yana doğru eğdi hafifçe. Omuzları da düşmüştü. "Onu demeyecektim ki ağam! Ben nasıl yatacağım böyle? Üstüm başım yok ki? Elmas anam üstü başı kalsın sadece el işilerini verin gelinimin demişti..." Ecevit asıl mevzuyu öğrendiğinde odada göz gezdirdi. Yatak odası komple değişmişti. Eski dolabın yerinde şimdi farklı bir dolap vardı. Belki kıza kıyafet getirmişlerdir diye gidip ceviz rengi dolabın kapaklarını açtı. Bir yanda kendi pantolon ve gömlekleri asılıydı. Diğer yanda ise yalnızca üstü dantelli açık mor tülden bir fantezi gecelik vardı. Ecevit gördüğü gibi kapattı dolabı. Sırtını da dolaba yaslamışken, Esmer'le göz göze geldi. "Ne oldu Ecevit ağam?" Ecevit boğazını temizledi. Bir elini kaldırıp şakağını kaşıdı. Yalan söylemekten de, söyleyenden de nefret ederdi. Ne diyecekti şimdi kıza? Zaten küçücük bir şeydi! "Sana uygun bir şey yokmuş burada. Sen bekle burada. Ben gidip Narin'den pijama isterim şimdi." Adımları odadan çıkacaktı ki durdu. Bu kez omuzları düşen Ecevit'ti. Hala ona bakmaya devam eden Esmer'e döndü. "Bunu yaparsam, Narin anama söyler Esmer... Anam da anlar ilk gecemizi geçirmediğimizi..." Sıkıntıyla nefes verdi. Gidip battaniyeyi ve yastığı aldı. Yerdeki minderlerin üzerine attı. "Ben arkamı dönüp yatarım şimdi. Sen de ışığı kapat giyin işte. Gecelik bırakmışlar bir tane..." Daha fazla konuşmaya cesaret edemedi Ecevit. Üstünde beyaz gömleği ve siyah kumaş pantolonuyla minderlerin üstüne yattı ve battaniyeyi kafasına kadar çekti. İki gündür kendinde değildi sanki. Ne olaylar bitiyordu, ne de duyguları duruluyordu. Bir korkuyor, bir endişeleniyor, bir meraklanıyor, bir Esmer'in yüzüne bakakalıyordu... Hepsinin sebebi de Esmer'di. Daha ikisi de farkında olmadan, birbirlerinin dikkatini fazlasıyla çekmişlerdi. Ecevit bunu fark edemeyip kıyılan nikahtan sonra koşup mezarlığa gitmiş, ölen karısı ve oğlundan özür dileyip affetmelerini istemişti. Mecbur kaldığını anlattığında, onu anlayacaklarını düşünmüştü. Düşünmemeye çalıştığı esnada bileziklerin şıngırtısı geldi kulağına. Esmer takılarını çıkarıp aynalı şifonyerin üzerine bırakıyordu. Ne kadar sessiz olmaya çalışsa da, ses çıkıyordu. Takıları çıkarması bitince, yavaş ve dikkatli adımları dolaba yöneldi. Kapaklar açıldığında çıkan gıcırtı, Ecevit'in nefesini tutmasına ve gözlerini sımsıkı yummasına sebep oldu. Az önce gördüğü geceliği, şimdi Esmer eline alıyordu. Beğenmişti. Hem de çok beğenmişti ama... Bunu giyip nasıl yatacaktı aynı odada? Karı koca olmayacağız demişti adam ama... Az önceki tuhaf halleri bu yüzdenmiş demek ki diye iç geçirdi Esmer... Başka ne giyebilirim diye bakınsa da, gömlek ve pantolondan başka bir şey de göremedi. Ecevit'in gömlekleri bile daha kapalıydı. Esmer onlardan birini bile alıp giymeye cesaret edemedi. El mecbur geceliği alıp dolabın kapaklarını kapattı. Gıcırtı sesiyle Ecevit'in ağzı kurudu. Kaç senedir acısından dolayı kalkmayan aleti, yıllar sonra ilk kez baş kaldırmaya niyetlenmişti. Kalbi ağzında atarken bir de şimdi bu olacak iş miydi? Esmer'in kıyafetleri teker teker çıkarken, onun da Ecevit'ten kalır yanı yoktu. Gözleri hala battaniyenin altında olan Ecevit'e kitlenmiş gibi bakıyor, hızlı hareket edip bir an önce örtünün altına girip kendini saklamak istiyordu. Bindallının içindeki elbise çıkarken saçındaki tel tokalara takılmış, Esmer'in çekmesiyle de canını acıtmıştı. Kısık bir acılı inleyişiyle Ecevit battaniyenin altından çıkacak gibi oldu. Esmer onun hareketlendiğini duyduğu sırada can havliyle; "Durr! Bekle! Şimdi değil.. Daha değil ağam ne olursun!" dedi. Tam o esnada kapıdaki Elmas Hanım bu sözleri yanlış değerlendirdi. Neticede Türkçe çok tehlikeli bir dildi. Kelimeler kullanma yerlerine göre anlam kayması yaşayabiliyordu... Ecevit durduğunda Esmer kopan saçlarına aldırış etmeden soyundu. Sütyen ve kilotuyla kalmışken ince geceliği geçirdi üstüne. Sanki giymese daha mı iyiydi ne? Bindallı bir köşede yerini alırken, Esmer'in acele adımları yatağa ulaştı sonunda. Örtüyü kaldırıp içine girdiğinde sonunda rahat bir nefes alabildi. Kalbi öyle hızlı atıyodu ki, sanki tüm köyü koşturup gelmişcesine telesiyordu. Dakikalar sonra Ecevit yavaşça başındaki battaniyeyi indirdi. Şu an kan ter içinde kalmıştı. Hiç rahat değildi... Beş senedir bu odada yalnızken, şimdi başka bir nefes daha vardı odada. Geceleri sadece baksırıyla yatar, üzerini de doğru düzgün örtmezdi. Kanı çoktu. Bu yüzden de sık sık terlerdi. Arada ilçeye gittikçe kan bağışlar, rahatlardı. Ama karısı öldüğünden beridir ki, bunu bile yapmayı unutmuştu. Şimdi kalkıp soyunsa, Esmer korkar diye düşündü. 'Zaten o ailesi olacak insanlar kızı korkutmuş, bir de benim yüzümden tedirgin olacak şimdi! Ne yapacağım ben böyle? Her gece üstümle başımla mı yatacağım?' Esmer ilk kez böyle bir yatakta yatmanın verdiği rahatlık ve günlerin yorgunluğu ile uykuya daldı. Düzenli alıp verdiği nefesi, yerini uykulu hırıltıya bıraktı. Az daha zorlasa horlayacaktı. Ecevit bu seslere hafifçe tebessüm etti. Battaniyeyi temelli açtı üstünden. Esmer'in nefesi kesilmiş gibi hırıltısı kesilince, Ecevit bekledi. Devamı gelmeyen hırıltı onu düşündürdü. Yönünü dönüp Esmer'e baktı. Esmer nefes alamayınca yan döndü. Yün yorganın altında terlemiş, bir kolunu çıkarıp yorganın üstüne atarak hırıltılı uykusuna devam etmişti. Aynı tarafta yatıyorlardı. Biri yatakta, diğeri ise yerde minderlerin üstünde. İkisinin de yüzü birbirine dönükken, Ecevit ona üzülürken buldu kendini. Ellerini üst üste koyup yüzünü de ellerinin üstüne koydu. Esmer'i izlerken aklına Yakup da geldi. Hem babası ölmüştü, hem de sözlüsü başka bir adamla evlenmişti. Köyden sürmek istemezdi ama, ağa oğlunun yumruk yemesi ve düğünün basılıp gelin hakkında o şekilde konuşulması affedilemezdi. Eğer Ecevit o hamleyi yapmasaydı, babası Haşim ağa çok daha kötü şeyler yapabilirdi. Yapmıştı da zaten... Sadece Ecevit'in bundan haberi yoktu. Düşünceler arasında göz kapakları ağırlaştı. Derin bir uyku, uzun zaman sonra ilk kez onu çağırıyordu. İlk defa içmeden uyuyabilmişti. Sızmaya gerek kalmadan, sabaha baş ağrısı olmadan uyumak; Ecevit'e iyi gelecekti. Elmas Hanım yatağında bir sağa dönüyor, bir sola dönüyordu. Haşim ağa daha fazla sessiz kalamadı. "Neye meraklandın gene Elmas Hanım! Kendin gibi beni de uyutmadın. De haydi ne diyeceksen!" Elmas Hanım sıkıntılı nefesini verip yatağın içinde oturdu. Hemen yanı başındaki gece lambasını yaktı. Haşim Bey bu hamleyle önemli bir konuşma geleceğini anladı. Oturup karısına baktı. "Haşim Bey! Biz neyi unuttuk?" Haşim ağa karısının endişeli haline baktı. Kısa bir an zihnini yokladı. "Neyi unuttuk kadın? Herşeyi yaptık işte? Düğünün fazlası vardı eksiği yoktu! O oğlun tek bir kulp bulamasın diye cenazeden sonra bile çaldırdım davulları! Daha ne yapaydık ki?" Elmas Hanımın yüzü buruştu. "Aman onu demiyorum be adam! Ananı seslemedik düğüne! Ecevit'e de pek düşkündür! Narin'in düğüne geldiğinde gör ki neler diyecek bana!" Haşim ağa sesli bir soluk verdi. "Bu muydu derdin be kadın! Yat uyu artık gece gece!" diyerek karısının derdini dertlenmedi. Elmas Hanım onun bu hareketine bozuldu. "Valla bak ben de kaynana oldum ama bu yaştan sonra gelinimin yanında azar işitemem Haşim Bey! Sen konuş anlat anana! Benim de bir ağırlığım var yani!" "Yav hee hee! Di yat haydi!" diyen Haşim ağa artık uyumak istiyordu. Elmas Hanım sinirle yorganı çekip arkasını dönüp yattı. İçinden dua ederken, bir yandan da sonunda oğlunun mutlu olduğunu düşünüp sakinleşiyordu. Herkes derin bir uykuya dalmışken, Narin de Mehmet'i düşünüyordu. Yarın nikahları kıyılacaktı. Ağa kızına elbet resmi nikah kıyılacaktı. İstemek hakkıydı! Giyeceği beyaz elbiseyi dolabının kulpuna asmış, onu izlerken sürekli evet dediği anı hayal ediyordu. Mehmet de ondan farksız değildi. Ama o Narin kadar duygusal ya da romantik bakmıyordu bu işe. Elinde sıvazladığı aleti, artık gerçek bir birleşme istiyordu. "Son altı gün Mehmet! Sabret oğlum. Az kaldı alacaksın Narin'i koynuna. Sabaha kadar uyumak yok o zaman. Acısını çıkarır gibi sikeceğiz hem de!" Aletini sakinleştirmek için hayal kurarken ettiği laflar, daha çok tahrik olmasına neden oldu. Önünde iki seçenek vardı. Ya boşalıp rahatlayacaktı, ya da yarın tüm gün kasıklarının ağrısıyla dolanacaktı. Nikah aklına geldiğinde, boşalıp rahatlamayı uygun gördü. Gözlerini kapatıp Narin ile ilk gecelerini hayal ederken, rahatlamaya başladı. Sabahın ilk ışıklarını köye vurduğunda, horozun da ötüşüyle herkes ayaklanmıştı. Köydeki hayat erken başlıyordu. Güler Hanım kalkıp kahvaltıyı hazırlarken söyleniyordu. Esmer'in gidişiyle tüm işler artık ona bakacaktı. Neyse ki haftaya gelini geliyordu da, bu işlerden kurtuluyordu.... Çayın suyunu koyduğunda ahıra girip koyunları sağdı. İşi bitene kadar Cemil Bey de uyanmış söyleniyordu. "Saat yedi oldu kadın? Nerede bu sofra?" Mehmet'in derdi ise bambaşkaydı. Gece bozulan abdestini tazelemesi gerekiyordu. "Yav ben banyo yapacam. Niye bu sobanın yanında odun yok Esmeeeeerrr!" Alıştıkları hizmet ve düzen, bugün sekteye uğramıştı. Çünkü artık evin hizmetçisi konumundaki Esmer yoktu. Güler Hanım ter içinde çıktı ahırdan. Elindeki teneke kovalarla girdiğinde, Cemil Beyin ve Mehmet'in şikayetlenmeleri başını ağrıttı. Yazmasını çıkarıp alnına doğru dolarken, kızının eksikliğine ilk kez üzüldü. Esmer yatağa gömülmüş hala uyumaya devam ederken, kapılarına vurulmasıyla bir anda sıçradı. "Ayyyhh!" deyip damağını çektiği sırada, Ecevit de ayaklanmıştı. Bakışları Esmer'e döndüğünde, Esmer üzerinin açıklığını fark etti. Ecevit hemen başını çevirse de, göreceğini görmüştü. Zaten tüm gece gördüğü rüyalar onu deli etmişti! Şimdi iş miydi yani bu görüntü! "Abiiii! Kahvaltı hazırlanıyor. Anam daha kalkmadılar mı diyor?" Narin'in bağıran sesine Ecevit hemen karşılık verdi. "Geliyoruz Narin! Bağırma sabah sabah!" Öfkesi sesine yansımıştı. Esmer telaşla kalkmak istese de, çıplaklığı yüzünden cesaret edemedi. İlk günden gelin kısmının uyuduğu nerede görülmüştü. Ecevit gerneşip ağrıyan kemiklerini rahatlatmak istedi. Battaniyeyi katlayıp eski yerine koydu. Bakışları hala yatağın içinde duran Esmer'e kaydı. Yeniden şakağını kaşırken kızın ne giyeceğini düşünüyordu. Bakışları yatağa değmişken aklına gelen ihtimal canını sıktı. Gözleri yeniden Esmer'e kaydı. Anası çarşafa bakmak istemese bile, çamaşırları yıkayan çalışanlar kan görmeyince Esmer'i diline dolayabilirdi. Zaten kızın adını çıkarmışken, bir de bu yüzden konuşmalarını istemedi. "Bekle burada. Sakın yataktan çıkma!" diyerek odadan çıktı. Sessizce mutfağa gidip kimseye çaktırmadan bir bıçak alıp görünmeden odaya dönmeyi başardı. Esmer elindeki bıçakla odaya dönen Ecevit'e korkuyla baktı. Bir anı bir anını tutmuyor muydu yoksa adamın? Bir boğa gibi burnundan soluyor, bir sakince çocuk şamlar gibi şamlıyordu. Şimdi de bıçakla yatağa doğru ilerleyişi, nefes dahi alamaz hale getirdi. Ecevit yatağın boş olan tarafına yaklaşmışken, sol kolunun gömleğini sıyırdı ve kolunu kıvırıp dirseğini kaldırdı. Görünmeyecek bir yere kesik attığında dişlerini sıktı. Esmer şaşkın ve korku dolu bakışlarla Ecevit'e bakarken; "Kaldır şu yorganı." diyen kocasını anlamadı. Kan damlamak üzereyken, Ecevit bu kez biraz daha yüksek tondan konuştu. "Kaldırsana şunu kızım!" Esmer panikle bir anda yorganı kendine doğru çekip açtı. Tek bacağı açılan yorgandan görünse de, Esmer bunu fark edemedi. Çünkü tüm dikkati yalnızca Ecevit'teydi. Ecevit bir dizini yatağa bastırıp eğildi ve yatağın orta kısmından biraz daha aşağısına kesilen kolunu sürttü. Bakışları hemen yanda duran çıplak bacağa değdi. Anında gözlerini çekerken sinir dolu soluğunu bıraktı. Kanını sürttüğü yere bakınca bu kez kolunu oval bir şekilde bir daha sürttü çarşafa. Esmer tam da bu anda anlamıştı onun ne yaptığını. Namusunun dillere düşmesini kurtarıyordu kocası... Ecevit sinirle dolaba yöneldi. Uzun boğazlı bir çorap alıp yaranın üzerini kapatıp bağladı. Gömleğin kan olmaması gerekiyordu. Elmas Hanım bu gerdeğin gerçekleştiğine inanmazsa, oğlunun da gelininin de yakasından düşmezdi. Ecevit sinirle soyunmaya başladığında, Esmer hemen gözlerini kapattı. Gömleğini çıkarırken aklına gelince dönüp karısına baktı. Gözlerini kapattığını görünce Ecevit temelli sinirlendi. Çünkü o sinirli bir adamdı. Sinirlenmesi normaldi. Ama şu an neye sinirlendiğini bilmek bile onu sinir ediyordu. Nabız gibi atan aletiydi bu sinirin sebebi. Kış uykusundan uyanan ayılar gibi aç olmalıydı ki, saçma sapan kendi kafasına göre kalkıyor işte diyecek raddeye getiriyordu onu. Üstünü değiştirip odadan bir hışımla çıktı ve kendini dışarı attı. Esmer çarpan kapıyla sıçradı ve ellerini çekti yüzünden. Bir kaç dakika geçmemişti ki, Ecevit geri döndü. Elinde kardeşinin dolabından aldığı kıyafetler vardı. Esmer'in yüzüne bile bakmadan yatağın üstüne attı ve banyoya gitti. Soğuk bir duş almazsa, kafasından alev çıkacak kadar öfkeliydi çünkü. Esmer hızlıca giyindi yatağa bırakılan kıyafetleri. Yatağa dönüp baktığında gözleri kan lekesinde oyalandı. Bunu yapması Esmer'i çok etkilemişti. Çünkü onun aklına böyle bir şey gelmemişti. O bile Esmer'i ondan çok düşünüyordu işte... Kocasına minnettar hissederken odadan çıktı. Elmas Hanım koridorda onu görünce kaşlarını çattı. "Kızım sen abdest almadın mı?" Bakışları bir su sesi gelen banyooya döndü, bir de Esmer'in kuru saçlarına. Başını iki yana sallarken çok ciddiydi. "Cünüp cünüp gezilmez yavrum. Evin beti bereketi kaçar! Gir hemen kocanın yanına! Sıcak su biter şimdi yoksa!" Esmer'in göz bebekleri büyürken ne diyeceğini bilemedi. Kadına abdestim bozulmadı diyemezdi. Ama Ecevit'in yanına da giremezdi. Ne yapacaktı şimdi? Elmas Hanım dudaklarını birbirine bastırırken kızı kolundan tuttu ve banyonun kapısını aralayıp kızı içeri itti. Esmer'in yüreği ağzında atarken, gözleri de sımsıkı yumulmuştu. Ecevit kapının sesiyle duş perdesini aralayıp baktığında, Esmer'i görünce kafayı yiyecek gibi oldu. Zaten aleti inmiyordu! Bir de bu kız o bu haldeyken banyoya mı girmişti! Esmer de kaynanası kapının önündedir diye sesini çıkaramıyordu. Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık! Dedikleri durum, tam olarak Esmer için geçerliydi. Elmas Hanım merakına yenik düşüp odalarına girdi. Düzeltilmiş olan yorganı kaldırıp gözünün ucuyla baktığında, gördüğü lekeyle hemen yorganı kapattı. Onun için asıl düğün bugündü! Sonunda oğlu razı gelmiş, koynuna almıştı demek gerçekten! O mutlulukla salona girerken, Ecevit suyu kapatmadan perdenin arkasından çıktı. Kapının arkasındaki çiviye takılı havluyu alıp beline sardı. Islak elleriyle kızın üst kollarından kavrayıp kenara çektiğinde, Esmer'in teni alev aldı. "Ne işin var kızım senin burada! Çıldırtmak mi istiyorsun sen beni!" Akan suyun şırıltısı Ecevit'in sesini biraz da olsa örtüyordu. Esmer hala gözleri sımsıkı dururken; "Ecevit valla anan itti beni içeri. Abdestsiz dolaşılmaz, gir kocanın yanına dedi. Bir şey de diyemedim, hani sen dedin ya odanın dışında herkes bizi evli sanacak diye... Ama hiç açmadım gözümü valla bak! Yemin ederim ağam görmedim hiç bir şey!" Ecevit dişlerini sıktı. Gözlerini yumup açtığında, hala kızın kollarını sıkı sıkı tutmaya devam ediyordu. Esmer ne yapacağını şaşırmışken, Ecevit'ten yanıt almayı bekliyordu. Ama Ecevit de ne yaptığını bilmiyordu ki... Tavana diktiği bakışlarını indirip Esmer'in yüzüne baktı. Aşağıya inince de yine erekte olan aleti, onu daha çok sinirlendirecek gibi duruyordu. "Yıkan, çok da oyalanmadan gel sofraya. Babam çok bekletilmekten hoşlanmaz!" Önce ıslak da olsa sıkıca tutan ellerin çekilmesiyle üşüdü Esmer, sonra da kapanan kapının rüzgarıyla... Hala gözleri kapalı durmaya devam ederken, eli kalbinin üzerine gitti. Bu kadar hızlı atması Ecevit'ten değil, bir erkekle bu hale girmesinden kaynaklıydı. Haşim ağa sofranın hazırlanışını seyrederken, Elmas Hanım neşeyle girdi salona. Yaşından ve konumundan utanmasa göbek atacaktı neredeyse. Haşim ağa anladı. Sessizce gülerken göbeği titredi. Çektiği tesbihin boncuklarını daha hızlı çevirdi. "Yakındır ağam. Torunu alırız inşallah yakında kucağımıza!" . . . . . Devam edecek...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD