Elindeki tepsiyi tüm yorgunluğuyla masaya bıraktı. Gün boyu ayakta kalmış, bugün getirilen yaralılarla ilgilenmişti. Tabi Eylül gibi Gizem de yorgunluktan muzdaripti. Genç kızın sesi bile çıkmıyordu. Esma ise bu iki yorgun insana aldırmadan onların yerine de konuşuyordu. Merhemleri sürüp odadan ayrıldıktan sonra Toprak'la da görüşmemişti. Akşam yemeğinden sonra bebeklerinin durumunu öğrenmek için anlaşmışlardı. O yüzden heyecanla yiyordu yemeğini. Hem Toprak'la birlikte ilk defa bebeklerini göreceklerdi hem de kalp atışlarını duyacaklardı. Bakışlarını önündeki tabaktan kaldırıp masadaki Toprak'a doğru baktı. Bu kez aynı masada oturmuşlardı. Toprak ise yanında kendine birşeyler anlatan askeri dinliyordu. Genç adamın keyfi yerinde duruyordu. Yanındaki askere başını sallayıp birşeyler sö

