Kardeşler

1157 Words
Baktı... Anlamayarak tekrar tekrar baktı. Birkaç kez gözlerini kırpıştırdı. Gerçekten de o adamdı. Gözlerini dikmiş oraya bakarken boğazını temizleyerek bakışlarını onlardan çekti. Peruza doğru yanaştı usulca. "Peru?" Genç kız yemekten başını kaldırınca gözleriyle ikiliyi işaret etti. "Baran Bey'in yanındaki adam kim?" Başını yemek tepsisinden kaldırıp etrafta gözlerini gezdirdi Peruza. Gözleri tam karşılarında tüm ilgiyi üzerlerine toplamış ikiliye dönünce gözlerini kıstı. "Kardeşler." dedi kaşları ile onları işaret edip geri Nare'ye dönerek. "Duymadın mı hiç?" "Yok."dedi Nare kendi kendine. Hiç konuşmadan yemeklerini yiyen iki kardeşe döndü. Gerçekten o kadar benziyorlardı ki... İkisinde de takım elbise vardı ve oldukça şık duruyorlardı. Otururken bile belli olan uzun boyları, geniş omuzları ve yapılı vücutları neredeyse birbirinin aynısıydı. Yalnızca Baran Bey biraz daha açık tenliydi diğer adamdan. Ve o adamın yüz hatları daha sert duruyordu. İkisi de tek kelime etmiyor önlerine bakarak yemek yiyorlardı. "Hangisi büyük?" diye sordu Peruza'ya hiç dönmeden. Kızın başını kaldırıp önce kendisine sonra iki adama döndüğünü hissetti. "Sence?" diye sordu Peruza. "Belli olmuyor mu? Baran Bey'in abisi diğeri." "Peruza..." dedi Nare sonunu uzatarak. "O adam benim yan komşum." Kızın önce başını kaldırıp adama bakmasını sonra iri gözlerle kendine dönmesini izledi. "Valla mı? Nasıl ya?" Kıkırdadı Nare Peruza'nın şaşkın haline. "Valla ben de burada görünce şaşırdım. Yan komşumuz. Gerçi bir kere de Baran Bey'i bizim binada gördüm, kardeşime gidiyorum dedi." Başını salladı iki yana. "Hiç tahmin etmemiştim." "Kız." diye kelimeyi uzatarak yaklaştı Peruza Nare'ye. "Arada sırada geliyor bu abisi. Valla ne yapıyorlar bilmiyorum ama bayağı iyi anlaşıyorlar herhalde Baran Bey'le. Şu kızlara bak." Gözlerini etrafta gezdirip Nare'ye döndü. "Hepsi ağızlarına düşecek adamların. Adam ne kimseye yüz veriyor, ne bir Allah'ın kuluyla konuşuyor." Başını sallayıp bir süre daha baktı onlara. Şüphesiz bu bakışlarının sebebi içindeki şüpheden kaynaklanıyordu. Bu aralar abi kardeş çok çıkar olmuşlardı Nare'nin karşısına, içinden bir his onlardan şüpheleniyordu aynı zamanda bir kişi daha vardı Vaha olduğundan şüphelendiği. Bu sıralar kendisine bakışlarını birden fazla kez yakalandığı şirketten biriydi. Tam aldığı bir kaşık pilavı onlara bakarak ağzına götürüyordu ki iki kardeşin de önce etrafa göz gezdirdiğini sonra kendisine doğru baktığını gördü. Birkaç saniyelik bir bakıştı bu, öylesine gibiydi ama Nare anlık paniğe kapılmış öksürerek çekmişti bakışlarını onlardan. Peruza'ya haber verip hızla kalktı masadan. Mutfağa geçtiğinde birkaç dakikalık arasını Vaha ile konuşmakla geçirecekti. Telefonunu çıkarıp yazdı ona. "Vaha ne yapıyorsun?" Telefonu cebine koymadan bekledi. İletildi olmuştu çünkü mesajı. Ve az bir süre sonra Vaha gördü mesajı. 'Çalışıyorum Nare.' Dudaklarını büzüp telefona sanki Vaha'ya bakıyormuş gibi üzgün bir bakış attı. Vaha artık onunla konuşmak istemiyor muydu? Neden dün de bugün de böyle konuşmuştu? Ne diyeceğini bilemeden kalakaldı Nare. Ve tam o sırada Vaha'dan mesaj geldi. 'Şimdi bıraktım işi Nare. Konuşalım hadi.' Az önceki kırgın bakışları değişti, gözlerinde birer yıldız parladı sanki. Kocaman gülümsedi içinden geleni yazdı hızla. "Benle konuşmak istemiyorsun sandım Vaha." Ve hızla Vaha'dan yanıt geldi. "Ben neden seninle konuşmak istemeyeyim Nare? İstiyorum, çok istiyorum." "Nasıl oldun? Daha iyi misin bugün?" Mesaj hemen görüldü, gerçekten de işini bırakmıştı sanırım Vaha. 'İyiyim düne göre. Sarmalar ve bitki çayların iyileştirdi beni.' Nare gülümseyerek onun mesajını okurken yeni bir mesaj düştü ekrana. 'Sen ne yapıyorsun?' "Öğle arasındayız, yemeğimi yedim bir köşede seninle konuşuyorum." Söyleyip söylememekte kararsız kalsa da sonunda aklındakini ona da söyleme kararı aldı. Sırtını yasladığı tezgahtan ayırıp duvar kenarındaki sandalyelerden birine oturdu. "Bu sıralar ailemin yanına gitmeyi düşünüyorum." Mesaj görüldü olur olmaz Vaha yazmaya başladı. Dudaklarını dişledi Nare, onun olumlu bir tepki vermeyeceğini biliyordu. "Ne? Temelli mi? Nasıl Nare anlamadım?" Başını kaldırıp etrafı kontrol etti şöyle bir. Kimse yemeğini bitirip gelmemişti daha. Yanlardan düşen birkaç tutam saçı geriye atıp parmaklarını oynatmaya başladı. "Hayır Vaha temelli değil. Yalnızca çok özledim onları. bir süre görmek hasret gidermek istiyorum." 'Ne kadar süre?' Yazdı Vaha hızla. 'Kaç gün kalacaksın Nare?' Dudaklarını büzüldü Nare'nin. Nedense onu görmese bile başka bir şehre gidecek olması onu üzüyordu. "Çok uzun değil, birkaç gün kalacağım." 'Göremeyeceğim seni...' yazdı Vaha. İkisi de ekran başında bekledi bir süre. Nare dalıp gitti o birkaç kelimelik mesaja. Dudaklarında şefkat dolu bir tebessüm oluştu. "Dün çok mutlu oldum." yazdı konuyu tamamen değiştirerek. "Seni görmesem bile yanımda olduğunu hissetmek çok güzeldi." Bir süre mesaj gelmedi Vaha'dan. Daha doğrusu sürekli yazıyor olarak göründü ekranda. "Nare... Ben sana çok teşekkür ederim." Nare'ye dakikalar geçmiş gibi gelen o sürede bunları yazmıştı Vaha. Ve ardından ekledi. "Dün birilerinin de beni sevebileceğini, arkadaşı olarak görebileceğini gösterdin bana. Değer verip benim için yaptığın o sarma yanına bıraktığın birkaç bitki çayı beni ne kadar mutlu etti bilemezsin." "Sana değer veriyorum Vaha. Tıpkı senin bana değer verdiğin gibi. Geçmişte ne yaşadın bilmiyorum, seni sevmeyen, seninle arkadaş olmayan o salaklar kim onu da bilmiyorum ama ben senin en yakın arkadaşınım hep yanındayım." O mesajı attıktan hemen sonra bir mesaj düştü ekrana. 'Çok kötüydü Nare...' Kaşları çatıldı Nare'nin. Daha da dikkat kesildi ekrana. 'O günler çok zordu, çok kötüydü, ama sen varsın ya şimdi iyi artık günler.' Dudaklarını dişledi Nare. Keşke tam şimdi yanında olsaydı da sımsıkı sarılsaydı Vaha'ya. Çocuk gibi okşasaydı saçlarını. Ne yaşamıştı, ne yaşatmışlardı bu tertemiz kalbe? Onu neden bu kadar üzmüşlerdi? Kim neden onu böyle yapayalnız bırakmıştı? "Vaha bana anlat. İçinde tuttuklarını anlat bana. Ben dinlerim seni, yanında olurum, arkadaşın olurum. Dök içini bana, daha fazla tutma, zehirleme kendini." Yine aynısı oldu. Nare her böyle mesaj yazdığında olduğu gibi Vaha koca bir süre yazıyor olarak göründü. "Ne ben anlatabilirim, ne sen beni dinleyebilirsin Nare." "Neden?"yazdı Nare hızla. "Neden anlatamıyorsun?" Bu kez yanıt gecikmedi Vaha'dan. 'Nare bu konuyu kapatalım lütfen.' Telefonu önündeki masaya bıraktı Nare. Derin bir soluk alıp verdi. Sakinleşmeye çalıştı. Derken bir mesaj düştü ekranına. Ama bu kez yazan Vaha değil üniversitesiden bir arkadaşıydı. Bir parti düzenlediklerini ve ona katılıp katılmayacağını soruyordu. O mesajı atan arkadaşına haber vereceğine dair bir mesaj attı ve Vaha ile olan sohbetine döndü. "Vaha benim kızlarla bir konuşmam gerekiyor, biraz bekler misin?" Ondan olumlu yanıtı alır almaz kızları aradı. Esma, Selinay ve Rabia ile konuşup gidip gitmeyeceklerini tartıştılar. Hepsinden olumlu yanıt aldığında önce mezun olduğu üniversitedeki arkadaşına olumlu yanıt verip Vaha ile olan mesajına döndü. "Geldim... Mezun olduğum üniversiteden bir kız yazdı. Mezunlar arasında bir parti düzenleniyormuş ona katılır mısın diye sordu." 'Eee katılacak mısın?' Vaha Nare mesaj atar atmaz dönmüştü ona. Nare de aynı onun gibi hızla yazdı. "Kızları arayıp sordum da gidelim dediler. Katılacağız bakalım." 'Nasıl bir parti bu? Tek başınıza mı gideceksiniz.' Genelde bölüm hocalarının da olduğu bir yemekle başlıyordu bu partiler. Nare ve kızlar da bu kısma katılıyordu zaten. Daha sonraki dağıtılan partiye katılmak onlara göre değildi. "Başta hocaların olduğu bir yemek oluyor, biz ona katılıyoruz. Sonra değişiyor ama biz ona kalmıyoruz." Vaha'nın cevap vermesine kalmadan devam etti Nare. "Eve gidince elbise seçeceğim. Veee sen de bana yardımcı olursun değil mi?" Ekran başında gülen bir Vaha canlandı gözünde. Artık az da olsa onun nasıl güldüğünü biliyordu. Şimdi sakallı yüzü, gülüşü buğulu bir camın ardından gözünde canlanıyordu. 'Olurum.' yazdı Vaha. 'Çok anlamam biliyorsun ama olacağız mecbur.' Gülümsedi Nare. Aniden mutfak kısmına giren çalışanlar onun kendi kendine güldüğünü görünce tuhaf tuhaf baksalar da Nare umursamadı. Vaha ile akşam tekrar konuşmak üzere anlaşıp birbirlerine veda ettiler.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD