"...kız o kadar akıllı ki; her ders kendimi sorgulamak zorunda kalıyorum. Anında kapıyor ve cevap soruyu daha yazarken beyninde oluşuyor. Çok sevdiği zaten su götürmez bir gerçek. Matematik sevilmediğinde çekilmez zaten. Defne bayılıyor, sevmek değil onunki..." Anneme yanaşıp babam kimden bahsediyor diye sordum. "Sınıfında bir öğrencisinden. On yıldır onun böyle birinden etkilendiğini görmemiştim." "Kız dedi anne, dikkat et." deyip göz kırptım. "Öyle olsa keşke, anlatmaktan vazgeçer belki. Biraz da sen dinle. Bir sigara içmem lazım." diyerek güldü bana. Defne'ydi adı bu kızın. Yüksek lisans bitip de İzmir'den eve geldiğimden beri her gün Defne'yi dinledik babamdan. Nasıl hanım, nasıl saygılı, bir de benim takıldıklarıma bak, eve kız arkadaş diye getirdiklerime bak, hem akıllı, hem çal

