Bölüm 17: Acı Haber Kumru Ömrümün yarısı gideli bir ay olmuştu. Birlikte bir hafta geçirdik ama, o bir hafta, sanki bir ömür gibiydi. Sanki doğduğumuzdan beri beraberdik. On yılımı verdim ona; hak etti mi? Hak etti, hem de dibine kadar. Hâlâ daha kıldığım tüm namazların arkasına iki rekât da şükür namazı kılıyorum. Onun varlığı için, bana nasip olduğu için... Bu bir ay içinde çok da bir şey olmadı aslında. Mustafa gittiğinden beri her fırsat bulduğunda beni arıyordu. Sadece operasyon sırasında aramıyordu. Elinde imkân olsa, orada bile arardı. Hatta bir keresinde bölük komutanından azar işitmişti. "Eğer o telefonu bir daha yanımda eline alırsan, seni dağa gönderirim. Bir hafta boyunca değil sevdiğinin sesini duymak, adını bile unuttururum sana," demiş. "Ne yapayım komutanım,

