KUMRU En son hatırladığım, Mustafa'nın kapıda yere çökmüş, dağılmış, ruhu çekilmiş haliydi. Yanına gitmek istedim. Hangi yüzle buraya geldiğini, onca yaşanmışlıktan sonra nasıl kapımda durabildiğini sormak için… Ama gidemedi. Bedenim buz kesmiş, ayaklarım yere çivilenmiş gibiydi. İçimdeki fırtına o kadar şiddetliydi ki, ne öfke ne özlem kımıldamama izin veriyordu. O gece rüyama geldi. Gerçekte gelemediği için, en savunmasız anıma, bilinçaltımın kapılarını araladığı uykuma sızma zahmetinde bulunmuştu. Öptü, kokladı… "Yapma, öpme!" diyemedim. Dilim tutulmuştu. Oysa kalbim, o an her şeyden çok onun varlığını arzuluyordu. Belki de rüyamda da olsa yanımda olsun, bana ait olsun istiyordum. Yanağıma iki damla yaş süzüldü. Bu, rüyanın verdiği huzurdan çok, gerçeğin acısıyla karışan bir sızıydı.

