Mustafa, babasının "Hadi gidelim oğlum" sözüne kulak tıkadı. Kalbindeki sızı, her geçen saniye daha da büyüyordu. Yüzünü çevirip, gözleri yaşlı ama öfke dolu bir sesle, "Öldürdünüz bizi ya… Hiçbir cihanda da mutlu olmayın!" diye haykırdı. Ardından babasına döndü, sesindeki acı fırtınaya dönmüştü: "Bırak beni baba… Artık bir oğlunuz yok. Beni de öldü sayın." Yeşim Hanım'ın "Deme oğlum, öyle deme" fısıltısı, rüzgârda kaybolan bir yaprak gibiydi. Mustafa, gözlerini onların yüzlerinde gezdirerek, "Sırf bir bebek için, arkanızda iki tane enkaz bıraktınız. Abim düşündü mü acaba bu haltları yerken bir çocuğunun olacağını? Neden Kumru ile ben tüm bu faturayı ödemek zorunda kaldık?" diye haykırdı. Gözleri yaşla dolmuş, ama kararlı bir şekilde, "O gitmedi, ben biliyorum! Ama şunu da unutmayın: Ne

