Gizem Hanım'ın ablası Gülin gözleri uykusuzluktan çökmüş halde içeri girdi. Gizem, oğlunun hemen yanındaki koltukta uyuyakalmıştı, kapının açılma sesiyle yerinden sıçradı. "Gelişme var mı?" dedi Güzin Hanım, gözlerinin altındaki mor halkalara rağmen ayakta kalmaya direnerek. "İki gün daha uyutacaklarmış." dedi Gizem sersemlemiş bir halde. Kocası ölmüştü, Gizem son görevini yapıp cenazesine giderken, aniden kötüleşen oğlunu ameliyata almışlardı ikinci kez. Kadın perişandı, hala birilerinin karşısına geçip "bu bir şaka" diyeceğini umuyordu. İnanmıyordu, inanırsa bütün bunlar gerçek olacaktı. Hastaneye gelen gidenler o kadar çoktu ki, kendini bu kadar kalabalık içinde çok yalnız hissediyordu. Ayakta kalmasını sağlayan tek şey oğluydu. O'nun varlığı kocasının , aşkının arkasından kendini öld

