UYKUSUZ GECE

955 Words
5. BÖLÜM KARSU’NUN ANLATIMINDAN DEVAM Yatağın bir bu yanına, bir diğer yanına dönüp durdum. Bir türlü uykum gelmiyordu. Komodinin üzerinden telefonumu alıp saate baktım, gece yarısını çoktan geçmişti. Sıkıntıyla yataktan doğruldum. Odama geçerken su almayı unutmuştum. Mutfağa kadar onca yolu yürümeye üşensem de susuzluğum galip geldiğinden terliklerimi giyip odadan çıktım. Aşağı inmeden Arya’ya göz atmak istemiştim. Sessizce kapısını açıp içeri girdim. Gece lambasının altında peri kızı gibi uyuyordu resmen. Hafifçe eğilip saçlarına öpücük bırakıp odadan çıktım. Etrafta kimse görünmüyordu. Mutfağa girip su aldıktan sonra sandalyeye oturdum. Kayla’nın söyledikleri aklıma gelince gülümsedim. Yine de patronuma karşı hiç o gözle bakmamıştım. ‘’Uyku tutmadı galiba?’’ Korkuyla ayağa fırladığımda elimdeki bardak düşüp ayağımın dibinde tuzla buz olmuştu. Gecenin bu saatinde karşımda onu görmeyi beklemiyordum. Telaşla kırılan parçaları toparlamaya çalıştım. O ise ifadesizce karşımda beni izliyordu. ‘’Bırak, sabah hallederler.’’ ‘’Yok, yok ben hemen toplarım şimdi. Çok özür dilerim Sarp Bey, gerçekten. Yanlışlıkla oldu. Ödememden kesebilirsiniz isterseniz. Ben ço... çok özür dilerim. Siz öyle bir anda çıkınca...’’ ‘’Tamam dedim Karsu. Bırak sen. Sabah temizlerler.’’ ‘’Olsun, ben hemen hallederim şimdi.’’ Parçaları avucuma toplamaya çalışırken bir parça elime girmişti. Acıyla yüzümü buruşturup parmağımı emdim. ‘’Niye laf dinlemiyorsun, anlamıyorum ki.’’ Hızlıca yanıma gelip bileğimden tuttuğu gibi kolayca kaldırmıştı beni. ‘’Uzat bir bakayım.’’ Geçiştirmeye çalışarak elimi sakladım. ‘’Önemli bir şey değil. Gerçekten.’’ ‘’Karsu uzatma. Göster dedim.’’ Otoriter konuşması yine tüm vücudumu germişti. Çekinerek elimi uzattım. Parça büyük değildi ama, cam kesiği olduğu için epey acıtmıştı. ‘’Otur.’’ ‘’Ne?’’ ‘’Otur dedim Karsu.’’ Çekinerek sandalyeye yerleştim. Ecza dolabından batikon, pamuk ve yara bandı aldıktan sonra yanıma oturdu. Bakışlarım elindeydi. ‘’Sen hep böyle ikiletir misin insanları?’’ ‘’Anlamadım?’’ Nefesini bıraktı. Yaramı temizlerken elleri oldukça nazikti. O yaramla ilgilenirken bense çaktırmadan onu inceliyordum. Sabah siyah takım elbisesinin içinde adeta heybetli bir ölüm meleği gibi görünüyorken, şimdi giydiği eşofman takımıyla daha normal birine benziyordu. Ama insanı geren aurası hala aynıydı. Bu heybetli ölüm meleğinin gelip yaramı saracağı aklımın ucundan geçmezdi. Belli belirsiz yutkundum. Elleri oldukça iri ve sert olmasına rağmen yaramı sararken oldukça dikkatliydi. Yara bandını yapıştırdıktan sonra geri çekildi. ‘’Beni incelemen bittiyse odana gidebilirsin.’’ Şaşkınlıkla gözlerim açıldığında yanaklarımın kızardığını hissetmiştim. ‘’Be... be... ben...’’ ‘’Sen ne?’’ ‘’Öyle bir şey... yani ben...’’ Kaşlarını çatmış, dikkatle yüzümü inceledi. Gözlerimi sıkıca yumdum, daha fazla saçmalamak istemiyordum. Hızla ayağa kalktım. ‘’ İyi geceler.’’ Koşar adımlarla odaya girip kapıyı kapattığımda kalbim deli gibi atıyordu. Niye bu kadar heyecanlandığım hakkında hiçbir fikrim yoktu. Ama karşısında deli gibi saçmalamıştım. ‘’Of Karsu, of. Hep böyle saçmalamak zorunda mısın?’’ Sıkıntıyla iç geçirip tekrar yatağa uzandım. Erkeklerden yana şansım olmamasına şaşmamalı. Hiç doğru düzgün bir flört hayatım olmamıştı. Erkeklere karşı hep çekimser olmuştum. Özellikle babamın çöküş döneminde evimize gidip gelen o iğrenç adamları gördükten sonra, neredeyse hepsinden nefret etmiştim. Böyle yalnız daha iyiydim. Kayla ve ben birbirimize yeterdik. Zaten hiçbir erkeğin seveceği kafada biri değildim. Ev iş arasında mekik dokuyan, sıkıcılıkta nirvanada olan biriydim. Yanaklarımın hala alev alev yandığını hissettiğimde nefes almak için pencereyi açtım. Dışarısı oldukça sessizdi. Etrafta hala korumalar nöbet tutuyordu. Bu kadar çok korumaya ihtiyacı olacak ne iş yaptığını merak etmeye başlamıştım. Serin havanın yüzüme çarpmasıyla susuzluğum tekrar aklıma geldi. ‘’Off, nasıl ineceğim bir daha şimdi?’’ Tekrar karşılaşmaktan korkuyordum. Yine de artık gitmiştir diye karar verip çıkmak için kapıya yöneldim. Kapıyı açmamla iri bir gövdeye toslamam bir olmuştu. Geri çekilip kendimi toparladım. ‘’Sa... Sarp Bey?’’ Elinde bir bardak suyla dikiliyordu. ‘’Suyunu almayı unutmuşsun. Elimden almayı düşünmüyor musun?’’ ‘’Teşekkür ederim. Zahmet etmişsiniz.’’ Bardağı elinden aldığımda tepkisizce süzdü beni. Bir elimle geceliğimi düzeltmeye çalıştım hafifçe. ‘’Odana çıkmadan yanına su al. Geceleri etrafta dolaşmanı istemiyorum. Böylece yeni bir sakarlık yapmadığından da emin olmuş oluruz.’’ Utangaç bir şekilde başımı eğdim. ‘’Tekrar...’’ ‘’Sen sürekli özür mü dileyeceksin böyle?’’ ‘’Efendim?’’ Tekrar nefesini bıraktı. ‘’Odana dön Karsu.’’ ‘’Tabii, iyi geceler Sarp Bey.’’ Kapıyı kapatıp suyu kafama diktim. Ama şu an tüm vücudumda hissettiğim bu ateşlenme hissini bu bir bardak su dindirmeyecekti. ***** SARP’IN ANLATIMINDAN DEVAM Sigaramdan derin bir nefes çektim. Aklım hala dün gecedeydi. ‘’Sarp?’’ Aras’ın sesiyle kendime geldim. ‘’Ne oldu?’’ ‘’İyi misin? Kaçtır sesleniyorum sana. Bir şey mi oldu?’’ ‘’Yo, hayır. Devam et.’’ ‘’İyi peki, öyle olsun. Kara’yla olan anlaşmamızı gözden geçirsek iyi olur. Ufaktan arıza çıkarmaya başladı.’’ ‘’Sevkiyat ne durumda?’’ ‘’Dün gece sorunsuz indirdik. Yerlerine teslim edildiler bu sabah. Ama Kara yeşilleri biraz daha bol istiyormuş salatasında. Yavşak herif.’’ ‘’Piyasada benden daha iyi kimse ödeme yapmaz ona, bunu biliyor. Hala hangi cesaretle kafa tutuyor bize Aras?’’ ‘’Bilmiyorum Sarp. Kime güveniyor bilmiyorum.’’ ‘’Onun dırdırını çekemem daha fazla. Biletini kes, sözleşme iptal. Hemen bildir ona.’’ ‘’Emin misin?’’ ‘’Onunla oturup pazarlık mı yapacağım bir de? Siktirsin gitsin kime ne veriyorsa, ne kadara veriyorsa versin. Bundan sonra onunla iş falan yok. Dostlara da haber sal. Onlar da kendi sözleşmelerini gözden geçirsinler. Baksın bakalım bizim anlaşmayı bozmak ona neye mal oluyor.’’ ‘’Anlaşıldı. Bu arada ne zaman çıkıyoruz?’’ Sigaramı söndürüp çenemi ovuşturdum. ‘’Gitmiyoruz.’’ ‘’Ne demek gitmiyoruz? Sarp işin başında seni görmezlerse ne olacağını biliyorsun, değil mi?’’ Gergince iç geçirdim. ‘’Biliyorum Aras, uyardığın için sağ ol.’’ ‘’Sarp, ben ciddiyim.’’ ‘’Ben de öyle. Birkaç gün daha buradayız.’’ Öfkeli nefesini bırakıp karşıma oturdu. ‘’Yapma bunu. Onu da, kızını da tehlikeye atıyorsun.’’ ‘’Ben buradayken ikisine de bir şey olmasına izin vermem Aras.’’ ‘’Sarp...’’ ‘’Aras, yeter. Gitmiyoruz dedim. İşleri buradan yürüteceğim birkaç gün daha. Sıkıntı çıkaran olursa bana haber ver yeter. Hesabımızı görürüz, gerekirse yüz yüze.’’ ‘’Umarım bu kararından pişman olmazsın. Neyse, çıkıyorum ben. Haberleşiriz. Akşam toplantı var, unutma.’’ ‘’Tamam, aklımda.’’ Aras çıktıktan sonra duş almak için banyoya geçtim. İçimi yakan o alevi söndürmeyecek olsa da, başka çarem yoktu şu an.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD