12. BÖLÜM
SARP’IN ANLATIMINDAN DEVAM
Aras’lar gittikten sonra Arya’ya bakmak için odasına çıktım. Kapıyı sessizce araladığımda yatağında mışıl mışıl uyuyordu. Karsu’da yorgunluktan yanına uzanmış, uyuyup kalmıştı öylece. Arya’nın saçlarına hafif bir öpücük kondurduğumda kıpırdanıp Karsu’ya iyice sarıldı. Onların bu kadar iyi anlaşabileceğini düşünmemiştim. Çünkü Arya eve gelen tüm bakıcılarından nefret etmişti şimdiye kadar. Onu neden ve nasıl bu kadar çabuk sevdiğini anlamıyordum.
Gerçi sevilmeyecek gibi değildi ki. Çocukla çocuk olabilen, onunla nasıl eğleneceğini iyi bilen birisiydi. Böyle nahif bir kızın böyle boktan bir babaya sahip olması acıydı. Çok daha iyi bir hayatı hak ediyordu çünkü. Ona neyin bu kadar acı verdiğini, kimin bu kadar incittiğini de elbet öğrenecektim. O benden kaçsa bile.
Saatime baktım, 4’ü geçiyordu. Ürkütmemek için koluna hafifçe dokunup fısıldadım.
‘’Karsu... Karsu uyan.’’
Uyku sersemi gözlerini aralamaya çalıştı. Beni görünce korkuyla doğruldu. ‘’Sa... Sarp Bey?’’
‘’Sakin ol, benim. Uyumuş kalmışsın burada böyle.’’
‘’Hikaye okurken içim geçmiş benimde. Bir şey mi istediniz?’’
‘’Aslında...’’ İsteyeceğim şey mantıklı olur muydu emin değildim, ama yine de isteyecektim. ‘’Evet, bir şey isteyeceğim.’’
Merakla toparlandı. ‘’Ne yapabilirim sizin için?’’
‘’Bu akşam ailem yemeğe geliyor, mutfakta duymuşsundur zaten. Yemeğe sen de katılır mısın?’’
Şaşkınca gözlerini kırpıştırdı, teklifimi beklemiyordu tabii ki. ‘’Şey... Bu da işimin bir parçası mı olacak? Yani tam olarak ne için katılmam gerektiğini anlamadım ama...’’
‘‘Hayır, işinin bir parçası olarak istemiyorum bunu senden.’’ Gergince dudaklarımı ıslattım. Ne kadarını söylemem gerektiğinde kararsızdım. ‘’Rica ediyorum. Bu akşam bizimle birlikte yemeğe katılır mısın?’’
‘’Tabii, ta... tabii. Nasıl isterseniz. Yapmam gereken bir şey var mı peki?"
‘’Saat 7’de burada olacaklar. Yemek hazırlığını sen yaparsın."
‘’Merak etmeyin. Onları en iyi şekilde ağırlayacağımızdan emin olabilirsiniz."
‘’Yanına yardımcı istersen aşağı mutfaktan çağırabilirsin. Bir şeye ihtiyacın olursa onlara söylemen yeterli. Yemekler hazır olduktan sonra üzerine güzel bir şeyler giymeyi unutma. Akşam yemekte görüşürüz.’’
Bir şey söylemesine fırsat bırakmadan odadan çıktım. Gerçek aşçılık marifetlerini görelim bakalım Karsu Hanım.
*****
KARSU’NUN ANLATIMINDAN DEVAM
Şaşkınca Sarp’ın arkasından bakakaldım. Nereden çıkmıştı şimdi bu yemek? Övdü mü gömdü mü beni belli değil. Yemek hazırlığı dert değil de, hiç tanımadığım insanlarla birlikte aynı masaya oturacaktım. Ne işler açtın başıma Sarp Efendi...
İlk iş menü oluşturmak için bizim mutfağa geçtim. Ailesi de onun gibi elit insanlardı sonuçta. Şef tabaklarından çalışsam beni ancak kurtarırdı. Hızlı bir şekilde çorba, ara sıcak ve ana yemekleri belirledikten sonra meze, ikramlıklar, tatlı ve içecek seçimlerimi yazıp malzemelerin listesini çıkardım.
‘’Karsu Hanım?’’
Umay’ın gittiğini sanıyordum. ‘’Buyurun Umay Hanım?’’
Ağır adımlarla yanıma gelip önümdeki kağıda kaşlarını çatıp hızlıca göz attı. ‘’Bunlar nedir?’’
‘’Akşam Sarp Bey’in ailesi yemeğe geliyormuş. Onlar için menü hazırlıyordum."
Alay eder gibi güldü. ‘’Sen mi? Sen mi hazırlıyorsun bu akşamki yemekleri? Neden evin gerçek şefinden istememiş de ‘senden’ istemiş acaba, garip.’’
‘Senden’ kısmını vurgulu söylediğinde bu tercihten pek mutlu olmadığı belliydi. Rahatsızlığımı belli etmemeye çalıştım. ‘’Bilmem, kendisine sorun isterseniz.’’
Küçümsercesine dudaklarını büzdü. ‘’Yazık, akşamı mahvolacak desene.’’
‘’Benim gastronomi okuduğumu biliyorsunuz herhalde?’’
‘’Doğru düzgün bir yerde çalışmamış bir mezun, ne işe yarar ki o diploman? Kendini ispat edecek bir yerde bile bulunmamışsın.’’
Artık biraz fazla olmaya başlamıştı. Oturuşumu dikleştirerek tane tane konuştum. ‘’Ailesel sorunlarımı göz önünde bulundurursak Umay Hanım, mezun olduktan sonra iyi bir restoranda ya da iyi bir otelde çalışamamamı anlarsınız diye düşünüyorum. Çünkü mezuniyetimi bile zor elde etmişken, sağlam bir tecrübe edinmek için inanın hiç vaktim olmadı. Ama bütün bunlar benim okulumdan oldukça iyi bir puanla ve güzel birikimlerle mezun olduğum gerçeğini değiştirmez. Kaldı ki araştırmayı ve öğrenmeyi seven biriyim. Aile yaşantım mahvolmadan önce birçok tanınmış aile dostumuzun restoranına gidip şeflerini inceleme fırsatım olmuştu. Özetleyecek olursak...’’ Kısa bir es verip nefeslendim. ‘’Mutfağa sandığınız kadar yabancı biri değilim. Hele Sarp Bey bana güvenmişken, bu aile yemeğini mahvedecek biri ‘hiç’ değilim. Şimdi izniniz olursa yemeklere başlamam gerek. Zamanım kısıtlı, malum. Size iyi çalışmalar.’’
Yazdığım not kağıdımı alıp hızla aşağı mutfağa yöneldim. Sinirden saçını başını yolmak istiyordum şu an resmen. Bu kadar hadsizleşeceğini düşünmemiştim açıkçası. Derin bir nefes alıp sakinleştikten sonra mutfağa girdim. Personeller moladayken şefi bulup yanına yaklaştım.
‘Merhaba şef. Ben Karsu. Arya'nın yeni bakıcısı. Aynı zamanda yukarıdaki mutfaktan sorumluyum." Özel şef falan karıştırmaya gerek yoktu şimdi.
Oldukça sıcak bir gülümsemeyle baktı. Muhtemelen 50’lerinde, oldukça sempatik bir adama benziyordu. ‘’Merhaba Karsu. Adını çok duyduk burada, ama hiç tanışma fırsatımız olmadı. Ben Barbaros.’’ Nazikçe elini uzattığında karşılık verdim.
‘’Bizim mutfak ayrı olduğu için hiç inme fırsatım olmadı şef. Sizlerle daha önce tanışabilmek isterdim.’’
‘’Olsun kızım, önemli değil. Ne zaman istersen, neye ihtiyacın olursa gel yanıma.’’
Gülümsedim. ‘’Teşekkür ederim. Şef, senden bir şey rica edeceğim. Yardımcı olursan çok mutlu olurum.’’
‘’Tabii Karsu, söyle bakalım, ne yapabilirim senin için?’’
Bir an için tereddütte kalsam da bunca yemeği tek başına yetiştirmem mümkün değildi. Mecbur eleman isteyecektim.
‘’Akşam Sarp Bey’in ailesi yemeğe geliyor da. Sarp Bey menüyü benim hazırlamamı istedi.’’ Söylerken elimde olmadan mahcubiyet hissetmiştim.
Merakla kaşları çatıldı. ‘’Mutfakla aran nasıl bakalım? Sarp Bey sana güvendiyse bir bildiği vardır mutlaka.’’
‘’Gastronomi mezunuyum bende. Ailesel konulardan dolayı mezun olduktan sonra özel mutfaklarda çalışma fırsatım hiç olmadı. Ama çocukluğumdan beri mutfaktayım. Birçok şefin yanında onları izleme fırsatım oldu. Yine de... açıkçası bu akşamın altından kalkabilir miyim bilmiyorum. Yani ilk büyük davetim olacak bu."
Babacan bir tavırla gülümsediğinde biraz olsun gevşemiştim. ‘’Karsu, dedim ya Sarp Bey sana güvendiyse bir bildiği vardır diye. Söyle bakalım, ne menü düşündün?’’
Hızlıca kağıttakileri okuduğumda birlikte birkaç düzenleme yapmıştık. İhtiyacım olan 2 personeli görevlendirip yanıma verdikten sonra gerekli malzemeleri birlikte yukarı çıkardık. Bu akşamı atlatırsam Barbaros Şef dilesin benden ne dilerse.
*****
Nihayet saat 18.30 olduğunda her şey hazırdı. Çocuklar sağ olsunlar masayı hazırlamama da yardımcı olmuşlardı. Teşekkür edip onları gönderdikten sonra artık hazırlanma zamanıydı benim için. Ama esas sorun şimdi başlıyordu. Ne giyecektim?
Odaya geçip gardırobun karşısına oturup kara kara düşünmeye başladım. Kıyafetlerim hep gündelikti. Hiç böyle özel işlerim olmayacağını düşündüğüm için şık bir şeyler almak aklıma gelmemişti. Buradan patlayacaktım işte.
Kapının çalınmasıyla sıkıntıyla yerimden kalktım. ‘’Geliyorum, bir dakika.’’
Kapıyı açtığımda korumalardan biri elinde özel bir kılıf içindeki askıyı bana uzattı. ‘’Karsu Hanım, Sarp Bey bunu sizin için gönderdi.’’
Şaşkınlıkla elindekine baktım. ‘’Benim için mi? Bu... bu ne ki?’’
‘’Sarp Bey akşam yemeğinde bunu giymenizi istedi.’’
Aklımı mı okumuştun be Sarp Efendi. Rahatlamış nefesimi bırakıp elindekini aldıktan sonra teşekkür edip içeri geçtim tekrar. İyi de benim bedenimi nereden biliyordu ki? O kadarı da yazmasın artık dosyamda ya.
Askıyı duvara astıktan sonra merakla fermuarı açıp kılıfı çıkardım. Gördüğüm elbise epey bir vay anasını dedirtmişti bana. Yine de bir çocuk bakıcısı için çok fazlaydı bu. Yani bakıcı ve özel şef olmam dışında hiçbir sıfatım yokken böyle bir elbiseyle karşılarına çıksam kim bilir ne düşüneceklerdi.
Saate baktım, 20 dakikam kalmıştı hazırlanmak için. Kapı tekrar çalındığında açmak için yöneldim.
‘’Sarp Bey?’’
‘’Hala hazırlanmadın mı?’’
‘’Şey, ben... tam da...’’
Gözlerini devirdi. ‘’Tahmin ettiğim gibi.’’ İzin istemeden odama girdiğinde kapıda kalakalmıştım.
‘’Kıyafetle romantik bakışma yaşa diye göndermedim sana Karsu. Giyecek misin artık şunu? Neredeyse gelmek üzereler.’’
‘’Sarp Bey, ben... Ben bunu kabul edemem.’’
Kaşları çatıldı. ‘’Ne demek kabul edemem?’’
‘’Yani bu... bu çok fazla benim için. Ben yanınızda sadece kızınızın bakıcısı ve özel şefiniz sıfatıyla orada olacağım ve bu elbise...’’ Tekrar hayranlıkla elbiseyi süzdüğümde hafifçe yutkundum.’’ ‘’Bu elbise bunlar için çok fazla.’’
‘’Karsu, giyinmek için 5 dakikan var.’’
‘’Bakın gerçekten...’’
‘’Beni ikiletmekten gerçekten zevk aldığını düşünmeye başladım. Giyinme odana geçip giyer misin artık şunu?’’
Kısa bir an için bakışma yarışına girmiştik. Ama yine gözlerini kısıp derin derin baktığında pes eden tabii ki ben olmuştum.
‘’Çıkmayı düşünüyor musunuz acaba?’’ İmalı bir şekilde sorduğumda ukala bir gülümsemeyle baktı.
‘’Daha fazla vakit kaybetmediğinden emin olmak istiyorum. İçeri hadi. Elini çabuk tut.’’
Yine istediğini yaptırmış olmasına karşı sinirle soluyarak elbiseyi alıp giyinme odasına geçtim. Bir yerlerini yırtmamaya dikkat ederek dikkatlice giyinip fermuarımı çekmeye uğraştım. ‘’Off! Nefret ediyorum senden!’’
‘’Benden mi?’’
‘’Ha... hayır, off! Hadi artık, kapan!’’
‘’Karsu ne yapıyorsun sen orada?’’ Ayak sesleri odanın kapısına yaklaştığında panikledim.
‘’Du... durun, girmeyin sakın! Hala tam giyinmiş değilim!’’
‘’İyi olduğuna emin misin? Yardıma ihtiyacın falan var mı?’’
‘’Aslında... hayır, yok. Ben halledebilirim. Yani, sanırım.’’ Sırtımdaki fermuarı yarıya kadar güç bela çekebildiğimde kan ter içinde kalmıştım. Yarıdan sonra elim daha fazla yetişmiyordu. Ondan yardım istemek, isteyeceğim son şey bile değildi. Ama vakit kaybediyordum ve maalesef yine pes etmiştim. Bıkkın nefesimi bırakıp kapıyı araladım.
‘’Şey... fermuarımı... kapatamıyorum da. Yardımcı olabilir misiniz acaba?’’
Az önce ukala ukala sırıtan o değilmiş gibi bir ciddiyetle içeri girip arkama geçti. Sessizce fermuarımı çekmeden önce saçlarımı omzumdan sarkıttı. Fermuarı çekerken özellikle yavaştı sanki. Stresten iyice gerilmiştim zaten. Nihayet ağır çekim işini bitirdiğinde şükredercesine nefesimi saldım. Dikkatlice saçlarımı tekrar sırtıma doğru toparladı.
Aynaya baktığımda resmen bayılmıştım. Üzerime de tam oturmuştu. Transparan kol, sandık yaka, belinde zarif bir kemeri olan, dizlerimin hemen üzerinde biten gece mavisi bir elbise. Hafif bir ışıltısı vardı kumaşında, ama göze batacak kadar abartılı değildi. Elbisenin içinde kendimi gördüğümde hafifçe gülümsedim. Birkaç saniye aynadan beni izledikten sonra başıyla onaylayıp odaya geçti tekrar.
‘’Son hazırlığını da bir an önce tamamla. Ben aşağıda bekliyor olacağım.’’
‘’Arya’yı hazırlamamı ister misiniz?’’
Bakışları buz gibi olmuştu. ‘’Hayır, o yanımızda olmayacak.’’
‘’Ama...’’
‘’Karsu, acele et.’’ Sesi uyarır gibiydi. Neden Arya’yı ailesinden uzak tuttuğunu anlamıyordum. Bu kadar mı öfkeliydi onlara? Neyse ne, aile meseleleri beni ilgilendirmiyordu sonuçta.
O odadan çıktıktan sonra makyaj masasına oturup saçımı hızla yaptım. Hafif bir makyaj da yapınca artık tamamlanmıştım. Saat 7’ye 5 vardı. Topuklu ayakkabılarımı aceleyle giyindikten sonra odadan çıkıp girişte beni bekleyen Sarp’ın yanına indim. Saate bakarken gözleri beni bulduğunda duraksadı. Yine gözlerini kısıp baştan aşağı süzdüğünde bakışlarımı kaçırdım.
‘’İyi olmuşsun.’’
İyi mi? Bu kadar mı yani? O kadar hazırladın beni, sadece ‘iyi’ mi oldum şimdi? Sonra dağ ayısı deyince haksız oluyorum. Bozulduğumu anladığında dudakları hafif kıvrılsa da belli etmemeye çalıştı. Tek istediğim bu gecenin bir an önce bitmesiydi. Ama ailesi kapıdan girdiğinde Sarp’ın yüzünde beliren ifade, bunun pek de kolay olmayacağını hissettirmişti bana.