Rojda Aziz’in ardından kapının kapanma sesi değil, sanki hayatımın üzerine inen bir balyozun gürültüsüydü duyduğum. Hastane odasının o steril, soğuk havası bir anda boğazıma yapıştı. Boşanmak mı? Ağabeyim bizi öldüreceğini bile bile beni kapının önüne mi koyacaktı? Hayır, buna izin veremezdim. Ama Aziz artık o eski Aziz değildi; gözlerinde gördüğüm o nefret dolu bakış, bir zamanlar bana duyduğu merhametin yerini çoktan kor bir öfkeye bırakmıştı. Titreyen ellerimle sargılı başımı tuttum. Her şey berbat olmuştu. Yalanım bir çığ gibi büyümüş, altında kalmıştım. Telefonuma uzandım, yengemi aramalıydım. Ama yengem duyduklarına ne diyecekti? Zaten iyi ayrılmadık ama ondan başka kimseyi de arayamam, onu aramaktan başka çarem kalmamıştı... Rojin Konağın avlusundan çıkıp arabaya bindiğimizde

