19

1298 Words
Eve vardığımda soluğu Selin'in yanında aldım. Beni görünce heyecanla elindeki telefonu yatağa fırlatıp beni dinlemeye koyuldu. Ben ise az önceki olaydan dolayı soluk soluğa kalmış bir şekilde kapıyı kapatır kapatmaz kapının arkasına yaslamıştım kendimi. "Ne yaptınız? Bir şey dedi mi Kaan'larla ilgili sana?" "Selin, özür dilerim. Yapamadım" dedim kısık bir sesle ve göz yaşlarımı silmeye çalıştım. "N-nasıl?" Dedi kaşları çatılmış bir şekide ardından devam etti "Sen iyi misin? Geç otur şuraya, bi soluklan" Dediğini uygulayıp Selin'in yanına doğru uzandım ve ona sarıldım. Şu an gerçekten kendimi çok çaresiz hissediyordum. Ondan ayrıldıktan sonra derin bir nefes alıp olan biten herşeyi anlatmaya başladım, "Kuzey'i öldürme zevkinden falan bahsediyordu. Normalde olsa anlarım, şaka amaçlı olduğunu falan düşünürüm Ama onu tanıyorum Selin, onun için adam öldürmek nefes almak kadar kolay... Bu yüzden kendimi tutamayıp ona sinirlendim. Daha sonra o işi dalgaya vurmaya devam etti ve ona 'hastasın sen' dedim. O an dediğime pişman değildim ama şu an çok pişmanım. Keşke o sözlerimi geri alabilsem! İnsanların ondan uzak durmasının sebebi buydu ve ben ona yardımcı olacağımı benim onu sevdiğimi söylemiştim ve şimdi ise o sözleri yüzüne bir tokat gibi vurdum. Çok sinirlendi Selin,çok! Bana bile... El kaldırdı, inanabiliyor musun?! Vuracak zannettim bi an ama onun yerine saçımdan tutarak acı çektirdi. Kısacası sevgili değiliz artık işte..." "O kadar sinirlendi mi ya! Senin suçun değil ki bitanem üzme kendini. Ben olsam bende sinirlenirdim. Başka ne oldu peki seni yine tutsak bir şekilde evinde tutmamış ya, buna da şükür!" "Zaten yapamazdı çünkü bizim evin arka bahçesindeydik bu olaylar olurken Neyse ki Kuzey çabucak geldi, bizi ayırdı. Aras'ta sonra bana bağırıp çağırmaya başladı 'bunun hesabını ödeyeceksin Delfin' diye." "Ya cidden artık ben dayanamıyorum. Bu çocuğun asıl adamları nasıl polis olabiliyor ya?! Öyle olmasaydı çocuğu polise teslim edip kurtulmuştuk ne güzel! Çocuk arkasında delil bırakmıyor zaten o ayrı bir mesele de!" "Tamam, sakin ol, bunu da atlatacağız." Diyerek omzunu sıvazladım. O sırada kapı aralandığında gelenin Kuzey olduğu fark edince bi an içim rahatladı. Emir veya Sema olup konuşmalarımızı dinlemiş olabilirlerdi. "Delfin, konuşmamız lazım!" Dedi sinirli bir şekilde. Az önce yine beni kurtarmıştı ve sorgulamaya hakkı vardı. Selin'den de onay alarak Kuzey ile birlikte onun odasına geçtik. Bıkkın bir ses tonuyla, "Efendim?" Dedim. "Ne olduğunu bilmiyor musun?!" "Tahmin yürütebiliyorum" dedim yapmacık bir gülümsemeyle. "Güzel. Aras ben geldiğimde niye sana sinirlenmişti? Yani, mümkün değil... Hatta sana zarar bile veriyordu!" Dediklerini başımla onayladım. "Ne güzel işte. Aramızın iyi olmasını istemiyordun. Ne sevap işlediysen artık duaların kabul olmuş. Niye bana şimdi sinirleniyorsun ki? Sevinmedin mi?" Konuyu dağıtmaya çalışıyordum ama başarılı olacağımdan ümitli değildim. "Delfin.., sana zarar veriyordu! Sizin birlikte olmanızın benim için tek iyi yanı, güvende olmandı. Ama artık o da yok ve o piçin nasıl bir hamle yapacağına dair en ufak fikrimde yok!" "Benim içinde tek iyi yanı oydu." Diyerek her şeyin rolden ibaret olduğunu itiraf etmiştim. Ama gel gör ki, Kuzey her zamanki gibi ne demek istediğimi anlamamıştı. Kaşlarını çatmış bir şekilde dediklerime anlam vermeye çalışıyordu "Aras'la onu sevdiğim için çıkmıyordum. Sadece beni tekrardan tutsak tutmasını ve arkadaşlarıma zarar gelmesini önleyebilmek içindi..." "Bunu neden bana anlatmadın Delfin?! Sen o herife karşı ilgi duyduğun için sinirimden kudururken nasıl bana bunu söylemezsin?!" "Çünkü bana engel olacaktın. Yalan mı?!" Dedim var gücümle bağırarak. Haklı olduğumu anlaması gerekiyordu. "Böyle olmaktansa öylesini yeğlerim!" Tam ağzımı açıp cevap verecekken içeriye çat kapı telaşlı bir şekilde giren Selin'e dikkatimi verdim. Gözleri dolmuştu ve iki kelimeyi bir araya getiremiyordu. Kuzey'le ikimizde onu anlamaya çalışıyorduk. "D-Delfin...Batuhan..." "Ne olmuş Batuhan'a?" Dedim tek bir kaşımı havaya kaldırarak. "Öl-müş" Dedi hıçkırıklarının arasından. "Sen ne diyorsun Selin! Saçmalama! Kim dedi böyle bir şeyi?!" "Tuğçe" "Sen ciddi misin?"dedi gayet normal bir ses tonuyla. "Bunun şaka yapılacak bir kısmı mı var Kuzey!" Diye atarlandı Selin. "Nerde? Neredeler?!" Diye bağırdım Selin'e. Batuhan'ı kaybetmek daha önce hiç aklıma gelmemişti ve bir anda onun ölüm haberi gelince ağlamaktan başka hiçbir şey yapamadım... "Morgda bekletiliyormuş. Daha ailesi bile gelemedi. Şehir dışındalar. Delfin... Ne yapacağız biz? Batuhan'sız nasıl grubumuz eskisi gibi neşeli olsun!" Diyerek bana doğru sarıldı ve ağlamaya devam etti. Saçlarını okşayarak sesimi çıkartmaya çalıştım ama olmadı. Boğazım düğümlenmişti. Sessiz bir şekilde ağladım. Batuhan'la geçmişti küçüklüğüm. Çocukluk aşkımdı o benim, şuan ona aşık falan değildim ama düzenli bir ilişkimiz vardı ve bitmesini istemiyordum. İkimizde sakinleştiğimizde hemen arabaya binip yanlarına gidecekken Kuzey bu halde kullanamayacağımızı düşünüp bizimle geldi ve arabayı o sürdü. Kısa bir süre sonra hastaneye vardığımızda Tuğçe ve Kaan'ı bulmamız uzun sürmedi. "Emin misiniz? O muymuş! Yüzünü gösterdiler mi??" Diye ardı ardına tek bir nefeste sıraladım. "Maalesef. Batuhan'ı kaybettik Delfin" Diyen Kaan'a sinirle baktım. "Belki o değildir? Siz öyle sanmışsınızdır? Hı? Olamaz mı? Kaan?!" İkisinede baktığımda sessiz bir şekilde tepkisiz duruyordu. Çaresizce morga doğru ilerledim ve görevlilere Batuhan'ı göstermelerini rica ettim. Selin'de benimle birlikte gelip bir yanlışlık olması için dua ediyordu. Adam bize yerini gösterdikten sonra Batuhan'ın olmadığını düşündüğüm(!) cesedi çekti Beyaz örtüyle kapatılmıştı ve açmak için Selin'le bizi yalnız bıraktı. "Selin...Ya oysa?" Dedim sessiz bir şekilde. "En azından onu son bir kez görmüş oluruz Delfin, ona veda ederiz. Yaşayacağımız hayal kırıklığı buna değer." Diyerek örtüyü kaldırmam için hazır olduğunu belirtti. Gözlerimi sıkıca kapatarak örtüyü kaldırdım ve Selin'den mutluluk çığlıkları duymayı bekledim. Öyle olmadı. Aksine Selin sessizken bir anda hıçkırıklar içinde ağlamaya başlamıştı. Gözlerimi açtığımda Batuhan'ın buz gibi ve bembeyaz suratını görmem bir olmuştu. Dudakları mosmor olmuştu. Gözleri eskisi gibi neşeli bir şekilde bakmıyordu bana. Onu kaybetmiştim. Onu, saçma bir trafik kazası yüzünden kaybetmiştim! Düşüncelerimle boğuşurken daha fazla dengede duramayarak diz çöktüm ve yerde bağdaş kurup ağlamaya başladım. Selin kalkmam için elini uzattığında önce göz yaşlarımı sildim ve kendimi toparlayarak Selin'in elini tuttum ve var gücümle ayağa kalktım. Batuhan'ın buz gibi olan ellerini tuttum ve onunla konuşabilmek için önce ağlamayı kestim... "Batu, seninle konuşamamıştık bile o geceden sonra. Neler olduğunu bilmek bile istemezsin... Beni senin kadar güzel sevemeyen birinin arabasında buldum kendimi ve bir aydır onun evinde bir tutsak gibi çaresiz bir şekilde kaldım. Seni terk etmemiştim aslında, Sen evlenme teklifi ettiğin an İzmir'e falan kaçmamıştım. Tamam, itiraf ediyorum kabul etmeyedebilirdim ama seni hiçbir zaman hayatımdan çıkarmayacaktım. Kim bilir belki iki yakın arkadaş olarak devam ederdik yolumuza... Hayatımda annemden sonra ilk defa birini kaybettim. Annemi o kadar iyi tanımıyordum belki, onu çok küçükken kaybetmiştim. Ama ben seninle büyüdüm Batu... İlk arkadaşım sendin. İlk aşkımda sendin. Böyle bırakıp gidemezsin ki bizi... Ne yaparız biz? Söylesene! Bu sonsuza kadar arkadaşlığımızı bitirmeyeceğimize dair söz verdiğimiz grup sensiz ne yapacak? Ben sensiz kendimi eksik hissediyorum Batuhan... Ben sensiz ne yapacağım..?" Diyerek göz yaşlarımı sildim. Ve sıkıca tuttuğum elini bıraktım. Burası çok soğuktu bu yüzden hırkama sarıldım. Selin'de benden sonra iki kelimeyi zar zor bir araya getirerek vedasını etti bir süre bakıştıktan sonra tekrardan örtüyü üzerine serdim. Eğer biraz daha burada kalsaydık donacaktık. Selin'le birlikte kapıdan çıktık ve bizi bekleyen Tuğçe, Kuzey ve Kaan'ı görmemiz bir oldu. Hepsi bakışlarını bize çevirdi Selin dudaklarını aralayarak "O'ymuş" dedi sakince. "Yeşim Teyze ile Hasan abinin haberi var mı?" Yeşim Teyze Batuhan'ın annesiydi ve benimde annem gibiydi. Ellerinde aynı zamanda evlerinde büyümüştüm. Evde sadece ben ve bakıcı,çalışanlar falan oluyordu. Babam her zaman şirketteydi zaten... Canım sıkıldığı için beni hep oraya bırakırdı. "Söyledik siz içerdeyken, kadıncağız kahroldu. Ama daha önemli bir şey var Delfin. Sakinleşmenizi bekledik söyleyebilmek için..." Selin ve ben kaşlarımızı çatmış merakla Kaan'ın cümlesini bitirmesini bekliyorduk. "Batuhan kaza yapmış evet ama anında can vermiş ve vücudunda veya arabasında o kadar büyütülecek hasarlar yok ve bizim Tuğçe'yle dikkatimizi çeken şey ise boynundaki morluklar oldu. Birisi onu boğarak öldürmüş. Polislerede haber verdik kamera kayıtlarını incelemeye başladılar" Demesiyle öylece kaldım. Bunu yapan kişi hakkında tahmin yürütebiliyordum ama o kişi bu kadarda acımasız olabilir miydi?! Kulağıma Aras'ın şu sözleri çınladı "Bu burada bitmedi Delfin. Bu yaptığının hesabını vereceksin!" Aras'ın sözleri yüzüme bir tokat gibi çarpmıştı. Kaza biz kavga ettikten 15 dakika falan sonra olmuştu. Tabi eğer buna 'Kaza' deniliyorsa... Her şey benim yüzümden olmuştu. Batuhan, Aras'ın bana olan siniri yüzünden can vermişti. Batuhan'ı sadece Aras değil aynı zamanda bende öldürmüştüm...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD