ZİŞAN ADAR; Meryem mutfağa geldi yanıma, yüzünde mahcup bir ifade vardı. Elini cebine götürüp bir an durdu; sonra usul usul konuştu: “Yenge… seni zor durumda bırakmak istemezdim. Özür dilerim,” dedi. Sesinde pişmanlık, gözlerinde korku vardı. “Sorun değil.” Cümlem kısa, keskin ve soğuktu; tamamıyla kestirip atılmış bir cevap gibi çıktı ağzımdan. Çünkü artık Canpolat’la ilgili hiçbir şeyi duymak istemiyordum. Meryem bana yakınlaştıkça, içimde bir yer daha sıkışıyor; evliliğin ilk gününden beri canımı acıtan o gerçekleri yeniden hissetmek istemiyordum. Kendisinin iyi niyeti bile bana bu sabahkinden farksız bir yara açıyordu. Tabakları tezgâha bırakırken birden kayınvalidemin sesi duyuldu mutfağın girişinde, sert ve net: “Siz dışarı çıkın.” Mutfaktaki çalışanlar birbirlerine bakıp işi bı

