ZİŞAN ADAR: Akşam yemeği hazırlanmış sofra kurulmuştu, Canpolat’ın babası Ali ağa gelmiş ama kendisi gelmemişti. Telefonuma göz attım, sadece en son attığı mesaj vardı. Sonra da yazmamıştı bir daha. Bardaklara su dolduran Meryem “Ağabeyim geç mi gelecek?” Diye bana sordu. “Bilmem” dedim. “Arayıp sorsaydın ya yenge, ona göre beklerdik” “Ben neden arayıp sorayım.” “Kocan ya hani” derken güldü. Sinirle dişlerimi sıkıp, “Yemek saatini biliyor, gelebilir” diye yanıtladım. Umarım gelirdi. “Peki.” Diye konuyu kapattı ama bu sefer de elinde büyük bir tepsiyle yemeği getiren Biricik, masanın ortasına yemeği bırakıp bana döndü. Hem de gözleri parıl parıl parlayarak. “Yenge ağabeyim sana araba almış?” “Mehir hakkımı verdi” dedim. Mehir olarak istemiştim ve o da almıştı. Yani beni dü

