ZİŞAN ADAR; “Dapir! Sen ne dersin!” Diye gürledi. “Ne dediğimi duymuşsun, berdelle evlendiğin karına daha dokunmamak ne demek. Yarın bir gün gebe kalmayınca aşiret konuşacak, sen ne diyeceksin!” Diye bastonunu tekrar yere vurdu. “Kimse benim ne hayatıma ne de namusuma karışamaz!” Diye gürledi. “Çarşaf nerede?!” diye bastonunu öyle bir vurdu ki, tüm bedenim irkildi. Ben nefes almaya bile cesaret edemezken Polat’ın sesi göğsümden patladı: “Benim özelim bunlar nene!” Hava buz gibi kesildi. Babaannesi başını kaldırdı, gözleri çelikleşti, nefesi titredi. “Tu nizanî li ku dijî? Tu çi jî dibêjî?” (Sen nerede yaşadığını bilmiyor musun? Ne diyorsun sen?) Polat dişlerini sıkarak bir adım öne çıktı, kendini zor tutuyordu belli ki. “Bilirim. Ve bu toprakların ağasıysam…” dedi, sesi derin

