Eşyalarını mı almak için geldiler acaba diye korka korka beklerken içinden de oğlunun kalbine yumuşaklık gelsin diye Allah’a dua ediyordu. Kapının kapanma sesini duyduğunda ayaklarına sahip çıkamayarak koridora doğru yürüdü. Hayattaki tek varlıklarıydı onlar, böyle çıkıp gitmelerini seyretmek canını yakıyordu. Kapı önünden gelen torununun cıvıltılı sesine karışan oğlunun tok, gelinin müşfik seslerini belki de son kez duyuyordu bu evde. Kendisini görüp de neşeleri sönmesin diye salonun çıkışına gelmeden adımlarını durdurdu, en azından biraz daha dinleyecekti seslerini. “Paylaştım anne, Cansu da çok sevdi kurabiyeni, çirkin dedi diye Mert’e de kızdı. Ülkü abla bu gün verdiklerini son kurabiyeler dedi, yine yapacak mısın benim için? Onun yaptığı seninki gibi lezzetli olmuyor.” “Sen ister

