Tapınak, Amara’nın içinde yükselen güçle birlikte, sanki bir canavara dönüşüyordu. Zemin titriyor, duvarlar çatırdayarak aralarından karanlık bir sis sızıyordu. Amara, gözlerinde ışığın ve karanlığın birleştiği o garip, tanımlanamaz halle, artık geçmişteki Amara’dan çok uzak biriydi. O eski kız, masum ve saf olan, kaybolmuştu. Şimdi karşısında her şeyin, her gücün, her kaderin ona bağlı olduğu bir varlık vardı.
Khanos, ona bakarken içindeki karanlık, onun ruhunu alacak gibi hissediyordu. Zihnindeki korku, gözlerindeki karmaşa, Amara’nın gücünün kontrolünü kaybetmiş olduğunu çoktan gösteriyordu. Karanlık, onun içindeki en derin boşlukları yavaşça dolduruyordu. O eski kendisini kaybetmek üzereydi. Khanos, ona yaklaşırken derin bir nefes aldı. “Amara, ne yaptığını anlamıyor musun? Bu gücü kontrol edemezsin. Sana yardımcı olabilirim, ama önce bunu bırakman gerek.”
Amara, Khanos’a dönerek, gözlerinde bir soğuklukla ona baktı. Gözleri, bir zamanlar saf olan o bakışları terk etmişti. “Kontrol etmek? O eski halimden yoruldum, Khanos. Artık gücü hissetmek istiyorum, tüm gücü. Bunu başarmalıyım.” Sesinde bir kararlılık vardı, ama derinlerdeki boşluk her geçen an biraz daha büyüyordu.
Aren, geri çekilmişti. Amara’nın içindeki gücün çok tehlikeli bir seviyeye geldiğini hissedebiliyordu. Bu kadar güçlü olmak, bu kadar karanlık ve ışıkla örülmüş bir güce sahip olmak, insanın zihnini, ruhunu yok edebilirdi. “Amara, ne olursa olsun, seni bu karanlığa kaptırmam.” diyerek adımlarını hızlandırdı.
Amara’nın içinde bir gülümseme belirdi, ama bu gülümseme, bir zafer değil, bir kaybedişti. “Bunu artık senin için değil, kendim için yapıyorum. Her şeyin başlangıcındayım, Aren.”
Aren ona yaklaştığında, birdenbire tapınak daha da sarsılmaya başladı. Tüm taşlar, duvarlar, zemin bir çığlık gibi titriyor, karanlık büyüyordu. Amara, hızla geri çekildi. “Sizi benden uzak tutmam gerek. Benim için tehlikelisiniz!” dedi, sesindeki korkuyu gizlemeye çalışarak.
Khanos, elini sıktı. “Güç, seni alacak. Hem de çok kötü bir şekilde. Geri adım at, Amara, artık zamanı gelmedi.”
Amara, bir adım geri attı ama ayakları yerden kalkmadı. O anda tapınağın içindeki karanlık bir kez daha yayıldı. “Artık geri dönüş yok. Bu gücü kontrol etmeyi öğrenmek zorundayım.” Gözleri, bir delilikle parıldıyordu. Sanki ne yaptığının farkında değildi.
Ama Aren, ona doğru koşarken, karanlığın hızla yayılmaya başladığını gördü. Tapınak her geçen saniye daha da kötüleşiyordu. Amara, bu gücün bedelini ödeyecekti. Karanlık ve ışık arasındaki mücadele, her şeyin sonunu getirebilir, her şeyi değiştirebilirdi.
Khanos, gözlerinde karanlık bir umutla ona yaklaştı. “Sana son bir şans veriyorum, Amara. Gerçekten geri dönüş yoksa, o zaman seni burada bırakmam gerekecek. Bu gücü almayı sürdürürsen, her şey biter.”
Amara, bir an için duraksadı. O kadar kararsızdı ki, ruhu her an kaybolacak gibi hissediyordu. Bütün vücudunu saran güç, ona sadece bir çıkış yolu sunuyordu: Yıkım. Gözlerinde karanlık bir parıltı vardı, ama içinde kaybolan bir umut da vardı. “Bunu yapmalıyım, Khanos. Benim için başka bir yol yok.”
Aren, çaresiz bir şekilde başını sallayarak, ona doğru ilerledi. “Bunu yapmana izin vermem. Geri dön, Amara. Seni kaybetmek istemiyorum.”
Amara, gözleri karanlıkla aydınlanan bir bakışla ona döndü. “Kaybetmeye başladım bile, Aren. Senin için, her şey bitti. Bu gücü alarak, her şeyi değiştireceğim.”
O anda tapınak, son bir sarsıntıyla büyük bir patlama sesiyle tüm varlığını hissettirdi. Duvarlar çatırdadı, taşlar yerinden fırladı. Amara, bu gücün içinde, geçmişteki kimliğinden geriye kalan hiçbir şeyin olmadığını hissediyordu. Zihninde tek bir şey vardı: Güç. Karanlık ve ışık, bir araya geldiğinde, insanın ruhunu alıp götüren bir fırtınaya dönüşüyordu.
Khanos, olduğu yerde durakladı. Her şeyin bu kadar hızlı değişmesi, her şeyin uçuruma sürüklenmesi, korkunçtu. Tapınak, bir zamanlar güvenli bir yerdi. Şimdi ise bir felakete dönüşmüştü. Khanos, içindeki karanlık gücün son bir kez daha uyanışını hissetti. “Amara,” dedi, sesi kırılgan bir şekilde titreyerek. “Bunu yapma. Karanlık her zaman seni alır. Onu kontrol edebileceğini düşünme.”
Amara’nın gözlerinden bir parça vicdanın geri döndüğü an, tapınak sarsılmaya devam etti. Tapınağın her köşesinden karanlık sıvılar akıyor, duvarlar birer birer çöküyordu. Her şey, bir sonun eşiğindeydi. Ve bu son, çok yakındı.