•~~~~~~•...Gelen sesle, Furkan yataktan fırlayıp hemen Cansu'ya sarıldı...
Neriman hanım arka arkaya özür diliyor eli ayağı titriyordu... Türkân hemen koşup buz torbası getirip başına koydurdu...
Furkan, sanki ayağında koca bir yara yokmuş gibi Cansu'yu tutup yatağa oturttu, yanına oturup buzu tutmasına yardım etti...
Seher hanım ise ilk paniği atıp Cansu'nun diğer yanına oturdu.
Hâlâ kendisine gelemeyen Neriman hanıma, "Tamam Neriman, bi kazadır olmuş, uzatma."
diyerek sakinleştirmeye çalıştı... •~~~~~~•
... Başımın acısı buzunda etkisiyle geçmeye başlamıştı.
"İyiyim Neriman teyze, üzme kendini. Ben kapıya çok yakındım. O yüzden oldu." diyerek daha fazla üzmemek için kendimi iyiymiş gibi göstermeye çalıştım.
Babam, eliyle kontrol ederek şişliğe baktı. Ben ısrarla iyiyim deyince de izin isteyerek kalkmak istedi...
•~~~~~~• ...Yılmaz bey, odada Furkan'la yalnız kalana kadar diğerlerinin çıkmasını bekledi.
Herkesin çıkmasıyla kapıyı kapatıp, "Bu gidişle sizin alacak verecek olayını seninle ben halletmek zorunda kalacağız haa!.." dedi
Furkan'ın aklı yeteri kadar Cansu'da değilmiş gibi birde Yılmaz bey üzerine gelmişti.
Sesini çıkartmadan ayağa kalkıp başı önde Yılmaz Bey'in odadan çıkmasını bekledi.
Yılmaz bey kapıyı açıp çıkarken de, "Sen her şeyde böyle ayaklanırsan yaran iyileşmez, dikkat et." deyip elini kaldırdı. "Hadi kal sağlıcakla, hayırlı akşamlar!"
Furkan, kendini yatağa bırakıp ellerini başının altında birleştirdi. "Nede hayırlı bir akşam!" diyerek uykuya daldı... •~~~~~~•
... Eve gelip ağrı kesici içtikten sonra iyi olduğumu, uyumak istediğimi söyleyerek odama çekildim.
Telefonumu şarja takmak için çantamı açınca poşette yarım kalan ekmeğimi gördüm. Hemen poşeti açtım, bi kağıtta Enes'in el yazısıyla, "Bu sefer ayrı yemek zorundayız ama inşaallah bir gün birlikte yemekte nasip olur. Afiyet olsun." yazıyordu.
Kağıdı açtım, yere oturup yatağa yaslanarak sanki üç gündür açmış gibi hem yiyip hem ağlıyordum. Son lokmamı ağzımdakini yutmadan göndererek, eteğimde biriktirdiğim ekmek kırıntılarını silkelemek için balkona çıktım.
Hemen alelacele silkeledikten sonra içeriye girip, telefonu şarja taktım. Sabırsızlıkla açılmasını bekliyordum. Telefon açılana kadar not kağıdına tarih atıp, "ilkimin ilk hayalî" diye yazıp kutuya koydum. Nihayet şarj, telefon açılacak kadar dolmuştu. Tamamen dolmasını bekleyemedim.
O kadar sabırsızdım kii, normalde akşamdan takıp sabaha kadar dokunmadığım telefonun, şuan başlangıcını bile bekleyemiyordum.
Telefonun ekrana arka arkaya vurup, "Hadi, hadi açıl hadiii. ooofff! bu, bu kadar geç mi açılıyordu yaaa?!" diyerek kendim sabırsız değilde telefonumda sorun olduğunu düşünüyordum.
Nihayet telefon açılmış ama bu seferde şebekenin çekme süresine takılmıştım. Şebeke, köyün konumu ve baz istasyonunun uzak olmasından dolayı geç geliyordu.
İnternet göstergesinin 0.1K/s olması üzerine hemen Furkan'ın profiline girip son görülme saatine baktım. En son görülme 17:34 olunca telefonu almamış olabileceğini düşündüm.
Mesaj yazmaktan vazgeçip onun yerine numarası engelliyken yolladığı mesajları okumaya başladım. Furkan, bir haftadır aslında uzaktan uzağa beni takip etmiş, yüzüme söylemek istediği ne varsa mesajla göndermişti.
"Yeter aq uyu artık, ağaç oldum burada!" demesi geceleri ışığım kapanana kadar beklediğini gösteriyordu. Bazı mesajlarından utanıyor, bazılarına gülüyordum. Saate bakarak, aslında ismi Ciwannaz olan arkadaşıma mesaj yazdım.
"Naz'o, müsait olunca konuşabilir miyiz?"
Yarım dakika geçmeden, "Beş dakika sonra arayacağım!" diye karşılık gelince hemen ayağa kalktım. Salona girip kapısını kilitledikten sonra balkondan odama geçerek kendi kapımı da kilitledim.
Üzerime polar battaniye alarak balkona çıktım. Arkadaşımla konuşmamın bir kelimesinin bile duyulmasını istemiyordum
Masanın üzerinde duran telefonun ışığı yanıp, "Nazo' arıyor" yazınca hemen açıp kulağıma götürdüm.
"Alooo!" dedim neredeyse ağlayacak gibi
"Canoo'?!" dedi telaşlı bir şekilde
"Nasılsın?" diyerek nabız yokladım ona göre derdimi anlatacaktım
"Canım, ben iyiyim asıl sen nasılsın? Sesin çok kötü geliyor!"
"Kötüyüm zaten Nazo' o yüzdendir."
"Canoo', ne olduuuu?"
"Nazoo?!"
"Biraz daha konuya girmezsen doğuracağım bak, çabuk!"
"Sana bir şey sormak istiyorummm ama utanıyorum."
"Aramızda utanılacak bir şey olduğunu düşünmüyordum varmış demek ki, sağol."
"Yaa, şimdi sana sorsam, utanmayıp soruma cevap verecekmişsin gibi konuşma, özel işte anlaaa!"
"Sen başla helee, baktım yüz kızartacak bir şey kes Cano' derim zaten!"
"Peki tamam soracağım ama dalga geçmekte yoookk!"
"Haaa, bak ona söz veremem."
"Gıcıksın Nazo, sana muhtaç olduğumu bildiğin için yapıyorsun!"
"Bu ay çıkmadan başlar mısın?"
"Ya tamaaamm, dur biraz. Şimdi hani siizz... avcı'nla şey oldu yaaa..."
"Neeeyyy?!"
"Iıııımmm... Haniii... Şey... Sanaa... yaklaştı yaa, yani yakınlaştığınızda... şey için...ilk defa... onu hissettiğinde... ne olduu? Ne hissettin? Yani bir şey hissettin mi? Fiziksel olarak..."
"Ne kıvrandın beee, bu muyduu?..
Harbi baya özelmiş ama belirli bir seviyeye kadar bunu da konuşabiliriz sorun değil."
"Eeeee?"
"Şimdi, canım! Ben onu ilk hissettiğimde o olduğunu anlamadım."
"O ne demek beee, kim sandın?"
"Kim değil ne sandın olacak! Ben telefonu zannettim!"
"N.Neee? N.Nasıl yaaa?"
"Basbayağı telefon zannettim."
"Telefon olmadığını nasıl anladın?"
"İkinci defa hissettiğim de!"
"Ooooofffff!"
"Galiba bir şeyler olmuş, Meriç mi?"
"Saçmalama beee, o Bursa'da."
"E kim o zaman? Engin askerde diye biliyorum."
"Aynen öyle askerde... Hani sana bahsettiğim bi çocuk vardı yaaa?"
"Şu travma sebebin mi?"
"Eveeett!"
"Vaayy pislik, yine ne yaptı?!"
"Yok bu sefer öyle bir şey değil, o benimle evlenmek istiyor!"
"N.Ne diyorsuuuunnn?"
"Ben bi düğünde ona şaka yapmıştım, oda ciddiye alıp aşık olmuş, yada bana öyle söylüyor ve davranıyor."
"Nasıl yaa! senin verdiğin söz, o geceden önce miydi pekii?"
"Evet, hemde iki yıl öncesi."
"Hııımm, bizim sapık, oldu mu aaaşııkkk."
"Offff hemde neee?"
"Yine ne yaptı peki?"
"Bu sefer öyle bir şey değil, benim yüzümden oldu, ben onun üzerine düştüm."
"Ciddi misiiiiinnn? Nasıl kız hemen anlatt!"
"Sabah ayağına çivi batmıştı, bende pansuman yapıyordum, ateşlenmişti galiba, bakmak için kalktım ayağım taburenin kenarına takıldı, sersemledim ama toparlarım zannettim, elim boğazına giderken birden geri çekildi bende onun üzerine düştüm, öyle bildiğin gibi boylu boyuna yattık. O kendini çekmese kafamı vuracaktım onu mu hissetti de geri çekildi, ben arada ona vuruyorum yine vuracağım zannetti de mi geri çekildi bilmiyorum."
"Bu geri çekilmeyi hissettiğin şeyden korunmak için yapmış olmasın?"
"Hiiii'iii olabiliiiiirrr, o anda oldu zaten!"
"Pekii hissettiğin şeyden emin misin?"
"Evet eminim, Telefonunu cebinden çıkartıp verdiğini gözümle gördüm, Yani telefon yoktu, keşke olsaydı ama yoktuu."
"O anladı mı?"
"Ne bileyim Nazo', onlar da nasıl oluyor bilmiyorum ki? Yani onlar oradan teması hissediyorlar mı acaba!"
"Yoookk canııım, o etkisiz eleman, süs diye var. a-ahahahahahhaahah!"
"Gülme beee ben burada ne haldeyim!"
"Ama bak ben hissettiğim zaman o benim hissettiğimi anlamamış, ben sorduğum da söyledi."
"Furkan hissetti mi acaba?"
"Adı Furkan'dı değil mi? Hatırladım!"
"Evet, gıcık Furkan!.. Buraya geldiğimde onu engellemiştim, bir mesajlar atmış aklın durur. Bildiğin günlük tutar gibi pornografik şeyler yazmış. Herhalde engeli kaldırmayacağımı düşündü yada kaldırsada okumaz dedi, bilmiyorum artık!"
"Mesela?"
"Mesela şu, 'Senin şuan orada normal olarak yaptığın şeyi yapmayı o kadar çok istiyorum kii, hayâl bile edemezsin?"
"Neyiii?"
"Bilmiyorum Nazo', bi erkek bi kadına, kadının kendine yaptığı neyi yapmak ister kii?"
"........"
"Orada mısın?"
"Evet yaa bi dur düşünüyorum."
"Ne kadar sürer? a-ahahahahahhaahah"
"Bu hâlde bile saçma espiriler yapabiliyorsun yaa bravo sana!"
"Yaaa ne yapayııımm? Sinirlerim alt üst oldu?"
"Sen o an ne yapıyordun hatırlıyor musun?"
"Saat ve gününe baktım klinikteymişim! Zaten bir haftadır uzaktan takip ediyormuş.
Yok, 'bu elbise çok güzel', yok 'bu elbise renginin tonuna yakışmamış', 'ooofff bu ne yavrum', 'bu gece yine uçuş var' falan işte."
"Vay hayvan vaaayyy!.. Klinikte normalde neler yapıyorsun?"
"Klinikte ne yapılır Naz? Hayvanlara bakmasına yardım ediyorum ilaç getirip götürüyorum paspas vs işte!"
"Onu demiyorum, mesela bugün ne yaptın?"
"Aaayyy bugün saçma sapan şeylerle uğraştım öğlene doğru gittim. Ne yaptığımı da hatırlamıyorum."
"Yani söz konusu senin sapık Furkan olunca benim aklıma da kötü kötü şeyler geliyor!"
"Ne mesela?"
"Banyo yada tuvalette kendine yaptığın şeyler gibi?"
"Hiiii'iii!"
"Hemen günahını da almak istemem ama!"
"Hayır! hayır! hayır!"
"Ben tahminde bulundum sadece!"
"Eğer öyle bir şey düşündüyse varyaa kırarım kafasını."
"O gece kırdığın gibi mi?"
"Ben o gece ne olduğundan emin değilim kii, daha iki saat önce uyanıkken hayâl kurdum, belki de oda rüyaydı."
"Anlatsanaaaa!"
"Yaa bi git, düşündüm kafam kırılıyordu, bi de sesli söylesem ne olur kim bilir."
"Ne yapacaksın pekii, ne düşünüyorsun."
"Bilmiyorum kiii, kendimde bi güvensizlik var."
"O ne zaman yoktu ki söyler misin? Bak Cansuu, sen bana o geceyi anlatana kadar, ben seni bu çocuğa aşık zannediyordum, sana soramıyordum... Belki de çocuk senin aşkına karşılık vermiştir, ona güveniyorsan kendini s.ktir et, sen salaksın kızım. Yaa senin salaklığın Mardin'de bile nam saldı. Unuttun mu?"
"Beni sevdiğini bu kadar belli etmese miydin?"
"Cansu, Furkan'a güveniyor musun?"
".........."
"Sükut ikrardandır demişler. Bak ona güveniyorsan aptallık etme, bırak inadı."
"Olmaz Nazo olmaaazz, daha yeminimi tutmamışken sözümü hiç tutamam!"
"Kızım, salaklığına başlatma şimdi, tehlikedesin diyoruz anlamıyor musun? Sen buradan giderken ben istesem anlaşmalı evlenecek birini bulurum demedin mi? Al işte fırsat ne bekliyorsun. Tutturmuşsun bi intikam da intikam, yeteeerr. Meriç'ten intikamını aldın da ne oldu?"
"Daha almadım kii, bir kaç güne geliyor, geldiğinde önce onu sonra da Engin'i mahvedicem."
"Annenler ne diyor pekii?"
"Söylemedim kii!"
"Söylemedim de ne demek, ne bekliyorsun? Silahlı iki adamla kapınıza dikilince mi söylemeyi düşünüyorsun, Neçirvan sana demedi mi hemen evlen diye, al işte sana Fırsat!"
"Olmaz Nazo, Furkan'ı tehlikeye atamam."
"Ben sana Furkan dememiştim ki. Al işte fırsat, Meriç yada Engin'den intikamını böyle al diyecektim. Demek ki sen Furkan'ı zannettiğinden fazla önemsiyorsun ama sen bilirsen Can'oğğğ ağğaamm, seni bulduklarında karşı aşiretin hanım ağası olarak ziyaretine gelirim artık."
"Oooooofffffff!"
"Of'lama da yol yakınken ya Furkan'la yada Meriç'le evlen, sevmesende anlaşmalı evlen, onların ikisi de Şirwan'dan iyidir."
"İyi dee ya evlendikten sonra da peşimizi bırakmazsa?"
"Sen merak etme o kadarına da Neçirvan izin vermez."
"Düşünücem! Biraz da sen anlat yaa, köy hayatı nasıl gelin ağamm!.."
"Dün sabaha karşı görecektin sen gelin ağayı."
"Ne oldu ki?"
"İnek doğurttum!"
"Neee, Nasıl yaptın, bu hâlde bir dee!"
"Evet çok zorlandım, galiba inek akşamdan sancılanmış, suyuda gelmiş ıkınmalar da var ama ayaklar yok, burun yok. Sürekli mölüyoorr, uyuyamadım dedim bi bakayım, Ahıra bi gittim, inek son raddelerde ıkınmaktan gücü tükenmiş, vulvası kocaman olmuş, öyle görünce önlük eldiven falan aklıma gelmedi. Hemen elimi sabunla yıkayıp muayene ettim. Dana tersti..."
"Hiiii, yavruuumm en korktuğuuuumm!"
"Sakın korkma cano, hemen hızlıca düşün uygula, bi ip aldım, içeriden dananın bacaklarını bağladım."
"İçi gerçekten geniş mi?"
"Evet evet, gayet rahat danaya dokunabiliyosun!"
"Sonraaaa?"
"Neçirvan dedi ben araba göndereyim veterineri getirsinler, dedim yok bekle, bana bir adam daha bul gel."
"Aaayyy çok romantiiikkk!"
"Canooo bazen seni harbi anlamıyorum haa, kızım inek doğurtmanın neyi romantik! Daha romantik anlarımız olduğu için bana romantik gelmedi şahseeenn!"
"Boşver şimdi kocanla özelini de devam et!"
"Neysee, Selman abiyi uyandırdı, ipi tuttular. dedim ben demeden çekmeyin, tamam dediğimde de bırakın."
"İneğin ıkınmaları?"
"Tâbi tâbi! Ama kızı bi görsen ne söylüyorsam cevap veriyor. Hadi kızım ıkın diyorum kendini sıkıyor, tamam kızım geçecek diyorum mmmömmm diyoo, çok farklı bi bağ oldu aramızda, mucize gibi bir şey. İnek ıkındıkça ben söyledim onlarda aşağı doğru çektiler. sonunda ilk danamı doğurttum ama biz de dokuz doğurduk. Sonra danayı arka bacaklardan bir iki dakika astırdım yuttuğu suyu boşalttırdım. Kızıma verdim yaladı, septisemi serumunu da yaptım eve geldik, Neçirvan diyo ki, "Sen sancılanınca beni hiç uyandırma, git doğur gel, yoksa ben kalpten giderim. Eli ayağı nasıl titriyor bi görseenn! Nefes nefese kaldılar... Öyle bi durumda sakın bekleme bul birini çek danayı, biliyorsun yarıda sancı kesilir yada rahim kilitlenir dana gider... öğlen de bana ağız sütü getirdiler. Söylemesi ayıp akşam yemekte de biraz övüldüm. Neçirvan'da koca aşiret onun değilmiş gibi 'hatun çiflik kuralım, inek, keçi, koyun dolduralım, ne güzel yaptın diyo, Allah'ım ya Rabb'im!"
"Aaayyyy ne romantik!"
"Heee heee romantik, sen Furkan'la ahırdan çıkma tamam mı?"
"Yoook bizim mekanımız odunluklar. a-ahahahahahhaahah!"
"Allah mutluluğunu daim etsin canım arkadaşım."
Telefonuma bildirim gelince kulağımdan çekip ekrana baktım, Furkan mesaj atmıştı.
"Nazo', Furkan mesaj atmış." dedim sevinçten sesim titreyerek.
"İyi sapık lafın üstüne yazarmış. Tamam sen ona dön, beni de burada merakta bırakma!"
"Tamam canım, görüşürüz, Avcıya selam!"
Telefonu kapatıp hemen mesajlara girerek Furkan'ın mesajını okudum...