sonunu düşünen kahraman olamaz... +18

1396 Words
Furkan, yemekten sonra Ela ile Zafer'i kalacakları misafir evine bırakıp, kendisi de otele gitmek üzere yanlarından ayrıldı. Ela, çekinerek bütün odalara bakınırken, Zafer üzülerek onu izledi. Ela, "Tamam, kimse yok!" deyince Zafer ağladığını belli etmemek için yatak odasına gitti... Dişlerini sıkarken ki gıcırtısı kulaklarına geliyordu. Ela, Zafer'in arkasından odaya gelince, "Ne yapıyorsun?" dedi elinde yastık pike çıkmaya hazırlanan kocasına. Z: "Kapın açık yat, seslenirsen hemen gelirim." E: "Tamam..." Zafer, "İyi geceler." deyip çıkarken Ela arkasından seslendi. "Zafer?!" "Efendim." "Furkan, sana söylememiş?!" "Neyi?" "Beni nasıl bulduğunu." "O ne demek yaa?" "Ben, bilmiyorum Zafer... Hatırlamıyorum." "Neyi bilmek istiyorsun anlamadım?" "Bana ne olduğunu?" Zafer, kolları arasında tuttuğu yastık ve pikeyi yatağın üzerine attı. Ela'ya yaklaşıp sert bir ses tonuyla, "Şuan ilk tartışmamızı yapmak üzereyiz Ela... Sana ne olduğunu bilmiyorum ve bilmekte istemiyorum... İlle bir şey öğrenmek istiyorsan, Furkan bana, 'Ela tertemiz, senden de benden de tertemiz. O iffetini, kulağını feda ederek gösterdi' dedi." "Gerçekten mi?" "Gerçek ya da değil, ne farkeder. Sen bana göre zaten öyleydin, hep de öyle kalacaksın. Biliyorum, sana göre çok dehşet verici bir şey, ben bu acıyı senin kadar hissedemem. Ama bütün herkesin yanında olduğunu bil, unutamasan da acını bastırmaya çalış, iki yıl oldu Ela, çık artık şu kasvetli ruh halinden, at üzerinden ölü toprağını. Her girdiğin evin odalarında birini arama." "Ben istemiyorum mu zannediyorsun Zafer, ama elimde değil... Bilmek istiyorum, ona göre -" "Ne ona göre nee? Ne yapacaksın?" "Senin hayatını mahvetmek istemiyorum Zafer, bu şey yıllarca devam edemez, sana haksızlık etmek istemiyorum." "Öyle mi diyorsun?.. Anladım ben senin karın ağrını... Vay bee, ben de babam gibi bir uzvumu kaybetsem sen direk yolcu haa?" "Saçmalama Zafer, biz onlar gibi miyiz?" "Ya nasılız Ela... Sen bir uzvunu kaybettin olarak bakalım, bu tamamen bitirmeye sebep mi?.. Kusura bakma, mala anlatır gibi anlatacağım için misalimle ilgili şimdiden özür diliyorum... Şimdi, diyelim ki bi markete hırsız girdi ve marketin sahibine göre en değerli şeyi alıp gitti, o marketçi ne yapsın? Bütün herşeyi bozulmaya bırakıp, kepenkleri indirerek marketi tamamen kapatsın mı?" "İğrençsin Zafer yaa, misale bak." "Ne yapayım malsın, iki yıldır sana dil döküyorum, hâlâ anlamadın... Ben de sana anlayacağın dilden konuştum." "Gıcık... Madem marketten misal verdin oradan gideyim... Ben kepenkleri yarı açık tutuyorum ama sen o markete hiç girmiyorsun?" Zafer, yüzünde iç gıdıklayan bir tebessümle bir adım yaklaşıp, Ela'nın gözlerinin içine baktı. "Bunu da sana misalle anlatayım mı? Benim bir berberim var biliyorsun? İçeriden çıkar çıkmaz ona tıraş olmaya gittim, beni görünce, 'Sen bir yıldır neredesin, beni aldatıyor musun?' dedi... Ben, yıllar geçse de ona gitmeye devam edeceğim, benim de öyle bir takıntım var... Şimdi, ben... O markete bir defa girersem de öyle olacak, devamlı girmek isterim." *(Gözlerine bakarak)* "Mesela, bakmaya doyamadığım kestanelerini isterim. *(Yavaşça, parmaklarıyla saçlarını tarayarak)* "Mısır püskülünün kokusunu isterim." *(Parmaklarının sırtını elmacık kemiklerinde sürterek)* "Her daim kırmızı elmalarından isterim." *(Dudaklarına yaklaşıp kısık sesle)* "Her sene karnımı ağrıtan kirazlarını isterim." *(Kollarını tutarak, kulaklarına)* "Enfes kol böreğini isterim." *(Parmaklarını tutarak, boynuna)* "İncecik sosislerini isterim." *(Ela'nın elini göğsüne götürerek,) "portakallarını isterim." "(Kalçasını avuçlayıp, kendine yapıştırarak)* "Kadın budu köftesini isterim." *(kadınlığına yaklaşıp boynuna)* "En çok da incirini isterim." Ela, boynunu Zafer'den uzaklaştırıp gözlerine baktı, "Marketimdeki bütün şeyler sana feda olsun. Dilediğini, istediğin kadar alabilirsin." deyince, Zafer Ela'yı kucağına alıp yavaşça yatağa yatırdı... "Ben galiba dilber dudağı ile başlayacağım... Ama sen istediğin zaman market kapandı çık diyebilirsin." dedi, dudaklarından ilk buseyi alırken. ~~~~•~~~~• Ferzan, yanına çağırdığı iki adamıyla birlikte Furkan ile Ela'yı takip eden kişilerin önünü keserek yanlarına gitti. Arabadakiler şaşkın ve bir o kadar ürkek bakıyordu. Ferzan: "Merhaba gençler, hayırdır?" .... "Geziyoruz." F: "Duyduğuma göre siz, izinsiz kazı çalışması yapıyormuşsunuz?" ...."Yanlış duymuşsunuz, yok öyle bir şey." F: "Allah Allah, nasıl olur, ne yani sen birinin arsasına girip, kazı yapmaya çalışmadın mı?" .... "Siz kimsiniz?" F: "Biz de maden arıyoruz da, siz iyi kazıcıymışsınız, yardım istiyoruz." ...."Biz yapamayız?" Ferzan ve diğerleri silahlarını çıkartıp, "Yaparsınız anam, yaparsınız canım. Zor değil merak etme." diyerek korkuttular. Ferzan, iki adamına dönüp, "Siz bu arabayla önden gidin, bende bu şerefsizle arkadan geleceğim. Dikkatli olun." dedi .... "Sizi Zafer mi gönderdi, kimsiniz? Bizden ne istiyorsunuz?" F: "Beni arkadaşın şeytan gönderdi, oralarda kış başlamıştır, buraya gelsin. Buralar sıcak dedi." ..... "Ne istiyorsunuz? Bırakın bizi gidelim." F: "O kızda böyle bağırdı mı lan haa, şerefsiz?" .... "Abiii... Abiii... Bırakın gidelim, bize ders oldu, bundan sonra söz veriyorum bir daha aynı şehirde bile kalmam, abii... abiii?" F: "Bin lan şu arabaya, dediğimi yaparsan kurtulursunuz, yoksa seni mermi manyağı yaparım ona göre." ...."Tamam abi... Tamam." İki araba birlikte dağın yamacına gelince durdu... Ferzan adamları indirip, Bagajdan iki jeneratör ile üç kürek ve kazmayı çıkarttırdı... ...."Abiii, bunlar nee? Ne yapacağız biz." F: "Dedim ya, kazı... Elimde bir yer var, tarihî eser gömülü yeri eşeceksiniz, bulamazsanız sizi o çukura gömerim. Fuydunuz mu beni." Ferzan ve adamları üç kişiyi dağın tepesine çıkartıp kazı yaptırmaya başladı... ~~~~•~~~~• Zafer, üzerinden büyük bir yük kalkmış gibi kendini Ela'nın yanına bırakırken, nefesini kontrol altına almaya çalışıyordu, Ela: "İyi misin?" Zafer, yutkunduktan sonra Ela'nın başını omuzuna alıp, "Bunu benim sana sormam lazım." dedi. "Kendini o kadar sıktın ki bir şey olacak zannettim." (saçlarını okşayıp) "Bunu da benim sana söylemem lazımdı ama sen neden bu kadar rahattın onu anlamadım." "Ben çok korkuyordum biliyor musun? İki yıl öncesini hatırlayıp marketi kapatmaktan korkuyordum...Ama ne olduğunu anlamadım, sen dedin ya kiraz diye, evet dedim dudaklarım kırmızı kiraz gibi, elmacık kemiklerim elma, parmaklarım da ince sosis tamam, sonra, kollardan kol böreği kalçadan da kadın budu, ona da okey ama incir ile mısırı anlamadım... Ben, saçlarımın neresi mısır püskülüne benziyor diye düşünürken bi baktım bitmiş." "Mısır püskülü derken sen dışarıdaki kıvırcık kuru hâlini mi zannettin? Ben, kabuğun içinde kalan, mısır oluşurken ki yaş halini kasdetmiştim." "AA!" "Bir şey soracağım ama şimdiden özür dilerim, sen iki yıldır neden kendi kendini yiyip bitirdin, hırsız girmemiş, değerli bir şey almamış, sana bunu düşündüren neydi?" "Ben o günlerde regldim ve bir kaç gün daha devam etti... Yani, çok şükür vişne suyum da sana nasipmiş." "Ama ben böyle hayâl etmemiştim biliyor musun? Yüz görümlüğü de evde." "Yoo, yüz görümlüğünü taktın bence." "Bak seenn?! Evimize bi gidelim, her gece takacağım o yüz görümlüğünü gör bak." "Benim market ayda bir sayım için kapanıyor tadilat tamirat falan" "Kaç gün?" "Yedi sekiz?" "Ne yapalım artık idare edeceğiz, fiyat artışı yapmazsın değil mi?" "Bu zamana kadar olmadı, bundan sonra da olmaz inşaallah." "İnşaallah, hadi uyu, dinlen..." ~~~~•~~~~• Ertesi sabah Zafer'in telefonu çalınca sessizce yataktan kalkmaya çalıştı ama Ela sıçrayıp, "Nereye gidiyorsun?" diyerek kolundan çekti. Zafer, alnından öptükten sonra, "Furkan arıyor, bakıp geleceğim." diyerek dışarı çıktı. İlk aramaya yetişemeyen Zafer, Furkan'ı geri aradı. "Neredesiniz yaa, ağaç oldum burada?" diyen Furkan'a, kısık sesle konuşan Zafer, "Biz gelemiyoruz kardeşim, sen tek başına takıl." dedi F: "Zafer?" Z: "Efendim." F: "Ne oldu, neden gelemiyorsunuz?" Z: "Ela biraz rahatsız." F: "Hasta mı? Kâbus mu gördü yoksa, gelsin hastaneye götüreyim?" Z: "Furkan, sakin ol... Dün gece biraz tartıştık, ona sert yüzümü göstermek zorunda kaldım." F: "Nee!.. ooo!.. Nasıl?.. Yani nasıl derken, nasıl oldu diye sormuyorum, aayyy neyse yaa, tamam..." Z: "Furkan, sakin ol... Sorun yok." F: "Sorun yok mu?!. Bir şey yokken ayda yirmi gün özledim diye ağlayan şimdi ne yapacak, ben dört ay nasıl sabredeceğim söyler misin?" Z: "Biraz idare edeceğiz, bir hafta çarşı izninde ben gelirim, diğer hafta siz." "Haydaa, ben Ela'yı nasıl zapt edeceğim derken, sen çıktın başıma, neyse sağlık olsun, ben gideyim de merkezden Cansu'ya bir şeyler bakayım." Zafer, "Görüşürüz." dedikten sonra Ela'nın yanına gelip, "Bu sefer sıra bende, nasılsın?" dedi. Ela, "iyiyim, dışarı çıkabilirdik?" dedi yatakta gerilerek. Z: "Bugün bu yataktan çıkmak yok, şimdi gideyim de gıdalarının taze kalkıp formunu kaybetmemesi için yiyecek bir şeyler getireyim." "Hayır, hayır gitme lütfen, beni yalnız bırakma." "Ela sakin ol, neden bu kadar korkuyorsun, mutfağa gidip gelecektim?" "Korkmuyorum kii, gitme, acıkmadım diye dedim. Biraz daha yanımda kal." "Hayır Ela, bir şey var, neden bu kadar korkuyorsun?" "Yok gerçekten yok." Zafer, inanmasa da inanmış gibi yaparak mutfağa gitti. ~~~~•~~~~• Ertesi günü Furkan askeriyenin bahçesindeki kapalı kameriyede ikiliyke buluştu... Furkan, Ela'nın yüzüne bakmazken, Zafer'e de kaçamak gözlerle bakıyordu. Zafer'in arkadaşı hızlı adımlarla üçlünün yanına gelip, "Zafer, ihbar geldi, Ercüment komutan Zafer'i de çağırın dedi çabuk." deyince Zafer, "Geliyorum , ne olmuş, nereye gidiyoruz?" dedi ayağa kalkarak. "Kayagözü dağında üç ceset bulunmuş." "Yine mi defineciler." "Büyük ihtimalle evet." Zafer, Ela'nın başından öperek, "Buraya yakın ama ne zaman gelirim belli olmaz." dedikten sonra Furkan'a döndü. "Furkan, burada oturmayın, rahat bir yer bul." diyerek tahta bankı gösterip arkadaşıyla birlikte hızla oradan uzaklaştı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD