HAYALLER VS GERÇEKLER

3120 Words
24YILÖNCE Gülseren çocuklarıyla beraber arka bahçede yazın son demlerinin tadını çıkartıyorlardı.Oğuz ve Serhad dedeleriyle top oynarken Berfin bebeğine elbiseler dikiyordu. Oğuz bir kızkardeşe sahip olmak istediğini söylüyordu.Neden bir kızkardeş istediği sorulduğunda ise artık büyüdüğünü Serhadla oyun oynamak istemediğini söylüyordu.Berfin evde kendinden başka bir kız çocuğu istemediği için bu sefer de oğlan istiyordu.Serhad için çocuğun erkek ve kız olması fark etmiyordu tek istediği onunla oyun oynayacak bir kardeşti. Serhad topun uzağa kaçmasını fırsat bilerek annesinin yanına geldi.Çocuklarına 1 kardeşleri daha olacağını söyledikten sonra Serhad sürekli annesinin karnını sevip o doğduğunda oynayacakları oyunları sayıyordu. "Anne kardeşim beni duyuyor değil mi?" "Elbette oğlum seni duyuyor hatta biliyor musun senin sesini duyduğu zaman sakinleşiyor" "O yeter ki huzurlu olsun ben onunla sürekli konuşurum" Fatma elindeki tepsiyi masaya bıraktıktan sonra Serhad'ın başını okşadı ve daha doğmamış bir bebeği kıskandığı için kendinden utandı ama bu görüntüyü kim görse kıskanmadan duramazdıki abisi ona hiçbir zaman sevgi dolu bir halde yaklaşmamıştı aksine Fatma'yı her zaman bu konakta fazlalık gibi hissettirmişti. "Sen çok iyi bir abi olacaksın" Oğuz küskün bir sesle"Peki ya ben Hala ben kötü bir abi miyim?" Serhad muzip bir ifadeyle"Evet"dedi. "Sen kendine bak sen de kötü bir kardeşinsin" "Hiç de bile" "Sen ağladığın zaman ablam la ben sırf senin sesini dduymamak için kulaklarımıza pamuk tıkıyorduk." "Yalan söyleme ben ağlamam" "Ablama sor" Çocukların bağırışlarının arasında kalan Fatma yengesine dönerek"Şimdi neden kız çocuğu istediğini anlıyorum"dedi. Gülizar aynanın karşısına geçip sevgilisi gelmeden önce son kez makyajını kontrol ediyordu.Ayhan son geldiğinde Gülizar'a birbirinden güzel hamilelik elbiseleri almıştı.Gülizar ise sevdiğine güzel görünmek için çiçekli tulumunu giydi. Kapı çaldığında Gülizar elindeki tarağı bırakıp kapıyı açtı.Ayhan her zaman yaptığı gibi eli kolu gelmişti sevdiğinin evine. "Hoş geldin aşkım." Ayhan,Gülizar'ın yanağına sıpsıcak bir öpücük bıraktı ve şefkatlı bir sesle"Hoşbuldum prensesim nasıl?" "Prenses olduğu belli değil belki prenstir." "Benim için fark etmez gülüm ama ben kız olacakmış gibi hissediyorum." Gülizar,Ayhan'ın çocuğuyla bu kadar ilgilenmesinden memnundu ama eğer Haşmetoğulları soyunda kendine bir yer edinmek istiyorsa mutlaka erkek çocuk doğurmalıydı. Ayhan koltuğa oturduktan sonra Gülizar masadaki alkol şişesini açmak istedi ama Ayhan durdurdu. "Alkol kokusu sana dokunur" "Hayır,alkol kokusu bana dokunmuyor aksine sen rakı içmeyi sevdiğin için ben seni izlerken mutlu oluyorum." "Sağol,tatlım ama Gülseren hamileyken değil yanında eve alkol sokturmazdı." Gülseren'in adının geçmesiyle Gülizar yüzünündeki mutluluk sondu ve kızgınlık bir dolu sesle"Sana iyiyim dedim beni karınla kıyaslamayı bırak" "Özür dilerim seni kırmak istemedim."Gülizar'ın ellerini avuçlarının içine alıp öpücükler bırakmaya başladı. "Hatamı telafi etmek için ne yapabilirim?" Gülizar baştan çıkarıcı bir sesle"Bu gece benle kalırsan seni affedebilirm." Ayhan,Gülizar'ın boynundaki sadece kendisine ait olan gizli kuytusuna öpücüğünü bıraktı ve özür diler bir sesle"Maalesef bu gece eve gitmem lazım.Babam eve çağırdı." "Haşmet Bey"diye düşmanlık dolu bir sesle fısıldadı.Gülizar'ın bu hayattaki en önemli düşmanıydı o Gülseren'in arkasında durduğu Ayhan da babasının korkusundan karısını boşayamıyordu.Haşmet Bey,Gülizar'ı ikinci bir sınıf bir kadın gösterdiği için arkadaşları,akarabaları Gülazarla konuşmayı kesmişti esnaf Haşmet Beyin korkusundan Gülazar'ı dükkanlarına bile sokmuyordu ama çok yakında bunların hepsi karnında taşıdığı oğlu yüzünden değişecekti.O ikinci sınıf kadın saydıkları kadını konaklarına hanım yapacaklardı. "O zaman geri kalan vaktimizde bütün şefkatini ve aşkına bana ver." Ayhan konağa geldiğinde ev halkı çoktan uyumuştu bahçede sırtınla şal ile bekleyen karısı hariç.Evleneli 14 yıl olmasına rağmen Gülseren,Ayhan konağa girmeden uyumazdı. "Hoşgeldin Ayhan" Ayhan soğuk bie sesle"Hoşbulduk uyumadın mı sen?" "Seni bekliyordum aç mısın sofrayı hazırlatayım mı?" "Ben dışarda bir şeyler atıştırtımdım." "Kahve yapayım o zaman." Ayhan,Gülseren'in 14 yıldır bitmeyen ısrarlardan bunalmıştı alkolün de verdiği cesaretle"Beni rahat bırak artık Gülseren"diye bağırıp konağa girdi. Gülseren,Ayhan'ın üstünden gelen alkol ve ucuz kadın parfümünün kokusunu almıştı.Yine çocuklarını ve eşini bırakıp o ucuz kadına gitmişti. Gülseren harmonların da verdiği duygusallıkla sandalyeye çöküp gizli gizli ağlamaya başladı.Evlendiği günden beri gülmeye düşman gözyaşlarıyla dost olmuştu. GÜNÜMÜZ Leyla ateşler içinde yatıyordu ve kendini ateşlerden kurtulmak için mücadele bile etmiyordu.Ölümün sessizliğinin kendini hapsetmesini bekliyordu. Boran dün yaptıkların verdiği pişmanlıkla Leyla'nın başında iyileşmesi duası ediyordu.Dün gece Leyla'yı banyodaki duşakabinin içinde yerde titreyerek otururken bulmuştu.Leyla'yı kucağına alıp bayodan çıkartmış ve üstünü giydirirken Leyla yarı bir balgın haldeydi yatağa yatırırdıktan sonra titremesi geçsin diye sıkıca sarılmıştı ama Leyla bütün gece üşüyorum diye sağıklamıştı.Sabah uyandıklarında Leyla ateşler içinde yanında yatıyordu. Boran,sevdiği kadını hasta etmek istemimişti tek istediği Leyla'ya tamamen sahip olmak,vücudundan Yavuz'un izlerini silmekti ama dün gece Leyla'nın o yasemin kokusunu içine çektikten sonra kendini tutamamış ve kocalık hakkını almıştı ondan zaten eninde sonunda yaşanacak bir şeyi yaşamışlardı diye kendi teskin etmeye çalışsa da ateşler içinde yatan Leyla'yı gördükçe vicdanı ve kalbi onu rahat bırakmıyor canını yakıyorlardı. "Beni sevseydin bunların hiçbir yeri yaşanmayacaktı.Neden beni sevmedin Leyla?" Bu soruları ancak Leyla baygınken sorabilirdi gerçekte bu soruların cevaplarını duymaktan korkan bir korkaktı.Leyla ve Yavuz'u bir arada gördükten sonra bazı zamanlar kabuslarında Leyla karşısına geçer onu neden sevmediğini anlatırdı o gün Boran karamsarlık içinde uyanıp etrafında ne var ne yoksa hayatı konaktaki ve çevresindeki insanlara zehir ederdi ama şimdi her şey değişmişti Leyla onundu. Boran,Leyla'nın saçlarını ellerinin arasına alıp kokuyu içine çekti.Hayatı boyunca her zaman Yavuz'un bir adım gerisinde kalmıştı Leyla'yı elinden alınıncaya kadar bunları hiç önemsememişti ama Leyla'yı kaybettiği zaman içinde ilk defa kazanma hırsı dolmuştu sonunda ilk defa Boran kazanmıştı ve ödülü de yanında yatıyordu. "Sen benimsin"diyerek dudaklarını Leyla'nın dudaklarına yaklaştırdığı sırada Leyla acı çeken bir sesle"Affet beni" Boran kendinden bahsedildiğini zannederek elini Leyla'nın yüzünde gezdirerek "Bana ne yaptın ki Leyla asıl ben senden özür dilerim" "Affet beni Yavuz" Yavuz'un ismini duyan Boran elini Leyla'nın yüzünden çekti.Sinirle oturduğu sandalyeden kalktı aklındakileri yapmamak için kacıncı turu attığını bilmiyordu tek bildiği şey burayı biran önce terk etmesi gerektiğiydi. Boran dolaptan ceketini aldıktan sonra Leyla'yı odada yalnız başına bırakıp dışarı çıktı.Konağın avlusunda Leyla'nın verdiği kitabı okuyan Mavi,Boran'ı görünce ayağa kalktı. "Gelin hanım nasıl bir şeye ihityacı var mı?" "Ne ihtiyacı var bilmiyorum ama neye ihityacı yok onu çok iyi biliyorum." Mavi,Boran'ın dediklerinden hiçbir şey anlamamıştı ama Boran'ın sinirli halini bildiği için ağzını açıp bir şey diyemiyordu. Boran sinirli bir sesle"Burada ne duyorsun gitsene hanımının yanına" Mavi ,Boran'ın gazabına daha fazla uğramamak için koşarak Leyla'nın odasına girdi. Boran karısından göremediği sevgiyi görmek için başka bir kadının yanına gidiyordu.Boran biliyorduki böyle yapmak Simge'nin canını daha çok yakacaktı ama şu an umrunda olan tek şey canının acısının geçmesiydi.Simge'nin evinin önüne gelince telefondan Simge'yi aradı üçüncü çalıştan sonra Simge telefonunu açtı. "Simge evinin önündeyim seni bekliyorum"dedi ve her zamanki gibi isteğini söyleyip telefonu kapacaktıki Simge incinmiş bir sesle"Ben aşağıya gelmiyorum."dedi. Boran emrinin ikiletilmesinden nefret ederdi ve bunu en iyi Simge bilirdi.Boran bıkkın bir sesle"Simge uzatma bekliyorum." Simge,Boran'ın sadece işi düşünce aramasından onun duygularını yok saymasından bıkmış bir halde"Boran artık evlisin beni rahat bırak ki kendi hayatımı kurabileyim." "Simge o beni sevmiyor hatta benden nefret ediyor bile olabilir." Boran'ın hüzünlü sesini duyan Simge daha yumuşak bir ses tonuyla"Ona da biraz zaman ver onun için her şey çok yeni" Boran çaresizlik dolu sesiyle"Bu yüzden sana ihityacım çok canım yanıyor" Telefonda 5 dakikalık bir sessizlik oluşturduktan sonra Simge pes etti.Boran'ın üzülmesine dayanamazdı.Onun gözünden akacak bir yaş için dünyayı bile yakardı. "Geliyorum ama sadece 5 dakika tamam mı?" "Tamam hadi gel artık bekliyorum" Simge üzerine aldığı hırkasıyla Boran'ın arabasına bindi.Boran hiçbir şey demeden arabayı çalıştırdı.Simge,sevgilisini inceliyordu sadece 1 hafta görmemişti ama saçı ve sakalı uzamıştı.Simge,Boran'ın saçlarına dokunmamak kokusunu içine çekmemek için kendiyle mücadele ediyordu. Boran arabayı ara sokaklardan birini park etti ve Simge'yi kollarının arasına aldı ama Simge artık evli olan biriyle bu kadar yakın olmak istemiyordu.Boran'ın kollarını itmek istedi ama Boran nadiren duyduğu çaresiz sesiyle"Sadece 5 dakika tamam mı?" "Tamam"dedi Simge ve Boran'ın erkeksi kokusunu içine çekti.İtiraf etmeliydi Simge bu kokuyu çok özlemişti. "Ben kötü biri miyim Simge?" "Hayır,sen çok iyi bir insansın hatta kendini bir sürü kadına aşık edecek kadar." "O zaman Leyla beni neden sevmiyor?" "Sadece seni tanımıyor tanısa sana anında aşık olur." "Gerçekten böyle mi düşünüyorsun?" "Evet,öyle düşünüyorum" Boran,Simge'nin çenesinden tutup kaldırdı ve gözlerinden akmakta olan gözyaşlarını gördü.Simge bir kadının için en kötü durumdaydı.Sevdiği adamı başka bir kadın için teselli ediyordu. Boran,Simge'nin canını yaktığında biliyordu ama şu an umrumda olan tek şey kendi can acısının geçmesiydi.Simge'nin çenesini kendine yaklaştırıp Simge'nin akan gözyaşlarına rağmen dudaklarına kapandı. Boran eve geldiğinde saat 22.00'nu geçiyordu.Boran,Leyla'yı merak ettiği için hemen odasına çıktı.Odada Leyla'nın başında kitap okuyan Mavi'yi gördü. Mavi odanın kapısında Boran'ı görünce korkuyla ayağa fırladı.Boran eliyle otur işareti yaptı.Mavi temkinli bir şekilde sandalyeye tekrar oturdu. "Leyla nasıldı bugün?" "Ateşi düştü gözlerini de açtı 1 tabakta çorba içirip zorla ilaçlarını da içirdim ilaçları içince tekrar uyudu." Boran ceketini koltuğa attıktan sonra Boran eliyle Mavi'ye git işareti yaptı.Simge korkuyla odayı terk etti.Boran üstünü çıkarmadan Leyla'nın yanına yattı ve Leyla'yı kollarının arasına aldı.Leyla'nın yasemin kokusunu içine çekince Simge yaşadıkları için pişman olmuştu. "Özür dilerim Leyla" Leyla yarı uyanık yarı baygın haliyle"Üşüyorum"dedi. Boran ise kollarını daha sıkı sardı Leyla'ya bugün Simge'yle yaşadıkları için özür diliyordu kollarıyla ama vicdanı bu özürü kabul etmiyor aksine zaten boğazını sıkan ipini daha da sıkılaştıyordu.Boran ise bu iplerden kurtulmak için biraz önce özür dilediği Leyla'yı suçlumaya başladı. "Beni bir kere bile olsun sevseydin bunların hiçbiri yaşanmayacaktı." Ankara,Sevgi'yi ılık bir rüzgarla karşıladı.Sevgi arabanın camını açıp kendini karşılayan ılık rüzgarın yüzüyle dans etmesine izin verdi.Yıllar sonra Sevgi ilk defa nefes aldığını hissediyordu.Özgür olmak böyle bir şey miydi?hatırlamıyordu. Yüzünde mutlu bir gülümsemeyle Yasin karısını izliyordu.Yıllardır ilk defa Sevgi'nin yüzünde mutluluktan oluşan bir gülümseme görüyordu eğer onları gözetleyen taksi şöforü olmasa Sevgi'nin gülümsemesinden öpmek istiyordu. Sevgi kalabalık caddeleri izliyordu.İnsanlar elinde tuttukları özgürlüğün kıymetini bilmeden bir oraya bir buraya koşturuyor ya da birbirlerinin yüzüne bakmadan asık suratla yürüyorlardı. "Ankara'yı beğendin mi?" Sevgi için ŞanlıUrfa harici her yer ona cennetti.Leyla mutlu bir gülümsemeyle başını salladı ve neşeli bir sesle"Evet çok güzel keşke daha önce gelip görebilseydim." "Şu düğün yorgunluğunu atlatalım da sana Ankara''yı gezdiririm." Sevgi heyecanlı bir sesle"Biliyor musun?Hayatım boyunca Anıtkabir'i görmek istemiştim hatta Yakup abim"Sevgi abisini hatırlayınca sesinin mahzunlaşmasına engel olamamıştı. "Götürecekti ama kısmet oldu." "Bundan sonra sen istersen onu yapcağım"Sevgi'nin elini dudaklarına götürüp küçük bir buse bıraktı ve aşk dolu sesiyle"Çünkü sen benim kıymetlimsin." Şöforün öksürmesiyle Sevgi elini çekip kızaran yüzünü saklamak için camdan etrafı izlemeye devam etti.Sevgi sevip sevmediğini bilmiyordu ama hayatı boyunca Yasin'in sevgisinin tadını çıkartıcağından emindi.Bundan sonra Sevgi'nin hayatında sadece mutluluk ve sevgi vardı. Sevgi her zaman Haşimoğullarının yaşadığı o ihtişamlı ve lüks hayattan etkilenmişti ise o da bir ailenin parçası olduğu için ihtişamlı ve lüks hayattan kendine düşücek parçayla yepyeni bir hayat kuracaktı. Taksi arabayı durduğunda Simge karşısında bir villa yerine sıradan bir apartman gördü.Burası Sevgi'nin yaşayacağı yer olamazdı.Sırf hayatını bir apartman dairesinde soldurmak için canını ortaya koyup babasının tüm imkanlarından vazgeçmişti. Yasin,Sevgi'ye heyecan dolu sesiyle"İşte bundan sonra hayatımızı geçireceğimiz evimiz"Yasin elini Sevgi'ye uzatarak"Hadi gel" Sevgi kendisine uzatılan eli tutarak arabadan indi.Yasin taksiden bavulları alırken Sevgi hoşnutsuz bir şekilde kenarda dikiliyordu.Acaba evleri tamiratta olduğu için mi buraya gelmişlerdi?Evet diye düşündü Sevgi.Koskoca Haşmet Ağa torununu bu apartman dairesinde oturturmazdı.Bozulan morali düzelmiş yüzü yine gülmeye başlamıştı. Asansörden indikten sonra Yasin valizleri kapının önüne çekip Sevgi'yi kucağına aldı.Sevgi komşulara rezil olmamak için Yasin'e kendisini bırakmasını istiyordu ama Yasin tutku dolu sesiyle Sevgi'nin kulağına "Seni kucağıma almamım sebebi seni direk yatak odasına götürmek istemem. Sevgi utançtan kızaran yanaklarını gizlemek için yüzünü Yasin'e göğsüne sakladı ve utangaç ve kısık bir sesle"Beni düşürüp canımı yakma ama tamam mı?" "Bundan sonra ne ben senin canını yakacam ne de başkasının canını yakmasına izin vereceğim." Sevgi bu koşulsuz sevgi karşısında adete mest oluyordu yıllardır ailesi dahil kimseden böyle güzel sözler duymamıştı. "İlerde ne olursa olsun beni sevmekten vazgeçme." "Söz veriyorum seni sevmekten asla vazgeçmeyeceğim." Sevgi,Yasin'in neden onu bu kadar sevmediğini bilmiyordu eğer Yasin,Sevgi'nin ailesinden kurtulmak için sevgisini kullanan bir bencil olduğunu bilse yine de onu sever miydi? Boran balayının geri kalan günlerinde vicdan azabını dindirmek için bütün vaktini Leyla'ya adadı.Sabah kalkıyor Mavi'den kahvaltı tepsisini alıp hasta yatağında yatmakta olan Leyla kahvaltasını ettirip ilaçlarını içeriyor öğlenleri konağın etrafında yürüyüş ve kitap okuma akşamları ise Leyla'nın kendisine tekrar zarar vermesinden korktuğu için sadece Leyla'ya sarılıp uyuyordu. Leyla ise Boran'ın yaptıkalarından habersiz kendisine olan aşkını suistimal ettiğini düşünerek üzülüyordu ve Boran'a olan kefaretini ödemek için Boran uyuyayıncaya kadar vücuduna batan dikenlere katlanmaya çalışıyordu Boran uyuduktan sonra Yavuz'u görebilmek için hasta vücuduna rağmen yıldızlara bakmaya gidiyordu zaten bundan sonra artık sevdiğinin yüzünü yıldızlardan görebilecekti. Yavuz evlendiğini öğrenmiş miydi acaba?Tepkisi ne olmuştu?O sevgi dolu mahzun gözler artık öfke mi doluydu?Düşünceler,sorular Leyla'yı her noktadan sıkıştırıp Leyla'yı uykusuz gecelere mahkum ediyordu.Sabah gün ışımaya başlayınca Boran'a yakalanmamak için yatağa geri dönüyor ve Boran'a en uzak olan yerde kolyesine sarılarak uyuyordu. Günler birbirine kovalarken sonunda kayınvalidesinin ve kayınpederinin konağa döneceği gün gelmişti.Mavi ve Leyla Avjin Hanım'dan korkularına aldıkları kitapları kütüphaneye geri bırakıp kimseye söylemeyeceklerine dair birbirlerine söz vermişlerdi. Mavi sabahın köründe kalkmış temiz olan konağı tekrardan temizlemeye başlamıştı.Leyla da Mavi yardım etmek için erkenden kalkmıştı ama Boran daha iyileşmediğini söyleyerek yatağa yatırmıştı. Akşam saatlerine doğru konağa siyah bir volvo yaklaştı.İçerisinden Arslan Bey siyahlar içinde olan Avjin Hanm ve Hatice indi. Hatice 20'lilerin sonunda genç ve güzel bir kadındı kocası Yakub'u kaybettikten sonra kayınvalidesi dolabındaki bütün renkli kıyafetleri toplayıp çöpe atmış ona artık dul bir kadın olduğunu söylerek ona göre davranması gerektiğini söyleyip duruyordu. Hatice için Yakub'unu kaybettikten sonra artık bu dünyanın anlamı yoktu ama içinde kalan en büyük ukde bir evlada sahip olamamaktı. Avjin Hanım konağına geri dönmenin verdiği huzurla her zaman sert ve donuk bakan gözleri biraz da yumuşamıştı. Arslan Bey ise gün geçtikçe konağın daha sessiz ve ıssız bir yer olduğunu düşünüyordu.Konaktaki insan sayısı her geçen gün azalıyordu.Elinde olsa bu konağı sonsuza kadar terk edip ara ara kaçtığı bağ evinde yaşamanı tamamlamak istiyordu. Birbirinden farklı düşünce ve isteklerle dolu kişi bir arada bir yabancı gibi yaşadıkları konağa tekrardan geri dönmüşlerdi. Leyla ve Boran ev halkını merdivenlerin sonunda onları bekliyorlardı.Arslan Bey kendisini karşılayan bu yeni evli çifte sıcak bir gülümsemeyle elini öptürürken Avjin Hanım sert bakışlarıyla gelinini inceliyordu.Gelini düğündeki halinden daha da zayıf gözüküyordu.Bu kadar zayıfken nasıl Avjin'e torunlar doğurabilecekti ki? Hatice küçüklükten beri tanıdığı o yüzünden hiç gülümseme eksik olmayan Leyla yerine gözlerindeki acı ve hüzün ile insanı boğabilen bir kadın görmüştü. Hatice,Leyla'yla olan garip benzerliğine gülmeden edemedi.İkiside 20'li yaşlarındaydılar ve ikisi de gülmek mutlu olmak yerine ailelerinin onları ölmeden gömdükleri benzerde yaşamaya çalışıyordu. Hatice,Yakub'u çok sevmişti ama Yakup ölünce kayınvalidesinin ona dayattığ mutsuzluktan kaçmak için babasının evine geri dönmek istemişti ama babası artık Şahkıran'lara aitsin diyerek kendi öz kızını evine geri kabul etmemişti ve kızını ölüm kokan bu konağa mahkum etmişti. "Bir şey içer misiniz?" Arslan Bey babacan bir sesle"Otur kızım Mavi ilgilenir bunlarla" Leyla tamam anlamında başını salladıktan sonra Boran'ın yanına oturdu.Avjin Hanım ise bu durumdan hiç memnun değildi.Beraber yaşamaların ilk gününde gelin kayınvalidesi ve kayınpederine hizmet etmeliydi burada onlarla oturup sohbet etmemeliydi. "Nasılsın Leyla kızım?Hastalanmışsın şimdi nasıl oldun?" Avjin Hanım yarım ağızla"Yine"dedi. Leyla,Arslan Bey'in babacan tavrı için kendisine laf sokmaya çalışan kayınvalidesini görmezden geldi.İlk günden kimseyle kavga etmek istemiyordu. "İyiyim efendim ŞanlıUrfa'dan epey uzak kaldığım için havası çarptı herhalde" "Alışırsın yakında buralara" Asıl problem belki de buydu.Leyla buralara alışmak istemiyordu.Onun hayatı İstanbul'daydı.Sevdiği,arkadaşları,okulu. "Ayhan'dan duyduğum kadarıyla okulun bu yıl bitiyormuş." "Evet,efendim 2 hafta sonra sınavlarım var" "İstanbul'da değil mi?" "Evet,efendim" "İyi o zaman Boran'la beraber gidersiniz hem de balayı yaparsınız." "Teşekkür ederim Efendim" Sohbetin geri kalanında kocasına sözünün geçmeyeceğini bilen Avjin Hanım o insana korku salan gözlerini Leyla'ya dikmişti.Evli bir kadın nasıl hala okul işleriyle uğraşmaya devam edebilirdiki onun yerine Şahkıran ailesine layık olabilmek için konaktaki düzeni anlayıp eksiklerini kapatmaya çalışmalıydı. "Okul bittikten sonra ne yapmayı planlıyorsun Leyla?" "Çalışmak istiyorum" Avjin bakışlarını Boran'ın üzerine dikerek"Senin bundan haberin var mı oğlum?" "Ben Leyla'yı destekliyorum" Avjin Hanım öfke dolu sesiyle"Destekle oğlum aman desteklemezsen şaşırırım.Peki ya çocuk doğunca ne yapacaksın?" Leyla daha kocasına alışamamışken şimdi çocuk mevzusunu ortaya atmışlardı.Leyla'yı hapsettikleri altın kafes gittikçe nefes alınamaz oluyordu. Leyla'nın daraldığını hisseden Boran annesine sert bir sesle"Bunları düşünmek için daha çok erken anne." Bakışlarını Hatice'ye çeviren Avjin Hanım"Zamanında birileri de öyle düşünüyordu bak ne oldu bu koskaca dünyada yalnız kaldı." Hatice her fırsatta kaynanası tarafından çocuksuz olmasına laf edilmesinden bıkmıştı ama bu konakta kalmak istiyorsa bu lafları zorla da olsa kabullenmeliydi. Ortamın gerginleştiğini hisseden Arslan Bey oturduğu divandan kalktı ve normalde ailesine kullanmadığı otoriter sesini karısına karşı kullandı. "Avjin Hanım saat geç oldu hadi yatalım" Avjin Hanım kocasının otoriter sesini duyar duymaz ayağa kalktı.Gelinine ve oğluna dönüp"Siz de yatın artık fazla ortalıkta gezmeyin." "Tamam anne biz de yatıyoruz birazdan" "İyi geceler efendim" Avjin Hanım otoriter sesiyle"Anne dedi bundan sonra bana anne diyeceksin." "Peki efendim" Avjin Hanım kendinle inatlaşmaya çalışan hadsiz gelinine haddini bildirecekken Arslan Bey gür sesiyle "Avjin Hanım" diye bağırdı. Avjin Hanım sabah ilk iş gelinine haddini bildirecekti.Karşında Şahkıranların hanım ağası olduğunu bu konaktaki herkese tekrardan hatırlatcaktı. Avjin Hanım odaya gittiğinde somurtkan bir ifadeyle kocasına bugünkü davranışın hesabını sormaya hazırlanırken Arslan Bey yumuşak bir sesle"Artık insanları bu konaktan kaçırmaya çalışma" Ben ne yapıyorum ki?Sadece gerçekleri söylüyorum" "Avjin artık kabul et bu çocukların kendi hayatı var ve bırak hayatları hakkında onlar kendi kararlarını versinler" Avjin Hanım öfke dolu sesiyle"En son böyle dediğinde benim oğlum öldü" "Ama diğerleri yaşıyor ve sırf baskımızdan kaçmak için ölümü bile göze alıyorlar" "Sevgi'yi karıştırma" "Neden karıştırmayayım o da bizim kızımız" "O affedilmeyecek bir hata yaptı" "Bizim yüzümüzden yaptı.Yakup öldükten sonra geri de kalan iki yavrumuzdan ilgimizi alakamızı kestik." "Çünkü oğlumu kaybetmiştim" "Boranda Sevgi de bizim yavrumuz" Avjin Hanım kin dolu sesiyle"Sen çoktan Yakub'u unutup hayatına devam etmeye başlamışsın" "Evet,biz oğlumuzu kaybettik ama hayat devam ediyor" Avjin Hanım hüzün dolu gözlerini oğlunun fotoğrafına bakarak"Benim için hayat durdu zaman durdu ben hala 4 yıl öncesindeyim" "Avjin inşallah bütün evlatlarımızı kaybetmeden önce aklın başına gelir" Boran yatacağını söyleyerek Leyla ve Hatice'yi yalnız bıraktı.Birbiriyle uzun süredir konuşmayan iki eski dost rahat edici sessizliği bozmak istiyolardı ama nereden başlayacağını bilmiyorlardı. "Çok değişmişsin" Leyla karşısında oturan genç kadının eskiden düğün olmazsa olmazıydı.Evlenecek genç kızlar düğünlerine ilk önce Hatice'yi davet ederler kına gecesi Hatice'nin okuduğu ağıtlarla köyde ağlatmadığı genç kız kalmamıştı. "Sen de çok değişmişssin Hatice Abla hala daha düğünlere gidiyor musun?" Hatice'nin yüzünde acı bir ggülümseme belirdi.En son katldığı düğünde neşe yerine acı kahkaha yerine gözyaşı vardı. "Hayır,en son gittiğim düğünden sonra düğünlerden nefret ettim." "Ben de en son katıldığım düğünden sonra düğünlerden nefret eder oldum." Leyla'nın itirafı karşısında iki kadın kahkaha attı.Leyla ne zamandan beri acılarına gülmeye başlamıştı?Büyümek bu muydu?Canını yakan acılara kahkaha atmak mıydı? "Özür dilerim" "Neden özür diliyorsun?" "Eğer benim bir tane bile çocuğum olsaydı kaynanam bu kadar üstüne gelmezdi." "Senin bir suçun yok kader denilen zalim oyunun bize oynadığı oyunun sonuçları bu" "Ben kaderiimden asla pişman değilim ama tekrar bu dünyaya gelsem yine de Yakub'u seçerdim onunla evlenirdim" "Ben de"Cümlenin devamını getiremedi Leyla ben de Yavuz'u severdim diyemedi.Yine yaşadığım bütün acılara rağmen onu sevemedim diyemedi. Aklına bir zamanlar en sevdiği yazarın kitabında okuduğu cümle geldi."Hayat söyleyemediklerimizden ibarettir"o zaman bu sözün sadece korkakların bir bahanesi olduğunu savunurdu ama şimdi o da söyleyemediği cümlelerle doluydu. Leyla yatak odasına girdiğinde Boran banyodan çıkıyordu.Boran karşısında Leyla'yı görünce utangaç bir sesle"Banyo müsait artık geçebilirsin." "Bugün için teşekkürler." "Ben ne yaptım ki?" "Annene karşı beni korudun" Boran,arkadan Leyla'ya sarılıp kafasını Leyla'nın yasemin saçlarının arasına gömerek"Ben sadece antlaşmamıza uydum şimdi sen de antlaşmanın kendi kısmını yerine getir" Leyla vücuduna batan dikenlere rağmen antlaşmanın kendine uyan kısmını yerine getirdi ve Boran uyuyayıncaya kadar sabretti.Boran uyuduktan sonra ise kendini yine onu bekleyen yıldızlara bıraktı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD