Akşama doğru duş alıp dinlendiklerinde Hakan ona dönüp, “Biraz sahile inelim mi?” dedi. "Hava çok güzel, biraz yürüyüş yaparız." “Olabilir,” dedi Duru hafifçe başını sallayarak. “Hava da çok güzel gerçekten.” Beraber evden çıktılar. Güneş gökyüzünde parlıyor, insanın hayata dair umudunu tazeliyordu. Sahile vardıklarında, denizden esen tuzlu meltem yüzlerini okşadı. Martıların çığlıkları, uzaktaki dalgaların ritmiyle karışıyor, her şeyi huzurlu bir maviliğe boyuyordu. Duru, Hakan’ın yanında olmanın kendine iyi geldiğini hissediyordu. Yürürken arada birbirlerine küçük bakışlar atıyor, küçük atışmalarla eğleniyorlardı. Birlikte ilerlerken Duru bir anlığına duraksadı, sonra Hakan’ın koluna girdi. O sert, kaslı kolun içinde yumuşak bir sıcaklık vardı. Hakan’ın gözleri bir anlık şaşkınlıkla

