Ali’ye dönüp, sesimi alçaltarak, “Sence inelim mi… ya da ben tek başıma gidip bir bakabilirim,” dedim. Cümle ağzımdan çıkar çıkmaz ona ne kadar saçma geldiğini yüz ifadesinden anlamış oldum. Ali kaşlarını çatıp bana baktı. “Saçmalamayın,” dedi net bir tonla. “Bu kadar ıssız, sessiz, üstelik kapkaranlık bir yerde arabadan tek başınıza inemezsiniz.” Sonra ön tarafa bakıp kapıyı yokladı. “Ben önden çıkacağım,” dedi kararlı bir ifadeyle. “Siz de arkamdan geleceksiniz. Ne olursa olsun gözümün önünden ayrılmayacaksınız.” İtiraz edemedim. Sadece başımı sallayabildim.Açıkçası bu kuş uçmaz kervan geçmez yer içimi ürpertmişti. Arabadan önce Ali indi. Kısa ama dikkatli bir bakışla etrafı süzdü; karanlığın içinden çıkabilecek en ufak hareketi bile kaçırmamaya çalışıyordu. Sonr

