Tahir şaşkın ve içi içine sığmaz halde bakakalmıştı Gülce'ye. Öfkeliydi kendine. Bir küçük kızdan böylesi etkilenmiş olmak, öfkelendirmişti onu. Ne ara böylesi bir güzelliğe dönüşmüştü aklı almıyordu. Tahir buradan giderken, bebeğiyle oynayan ufak bir kız çocuğuydu. Şimdiyse hülyalı yeşil gözleri, örtüsünden taşan kumral gür saçları, küçük burnu ve pembe dudaklarıyla, cennetten düşmüş bir huriyi andırıyordu. Ondan az önce, hiçbir kadından etkilenmediği kadar etkilenmişti. Bunun bilinciyle, kendine olduğu kadar kıza da bilenmişti. Gözleri kızda fazla takılı kaldığını farkedince, zorlukla çekip anasına yöneltti. Yanına hızla gidip elini öptü. En son bir yıl önce gelmişti Maraşa. Geldiği vakitlerde eve uğramıyor, çarşıdaki evinde kalıyordu. Anasıyla da orada görüşüyordu. Gülsüm Ana öy

