"Yani, Aslan'ın gırtlak kanseri olduğunu mu söylüyorsunuz?" Ecevit Bey, iki eliyle birlikte peçeteyi burnuna götürüp sümkürdü. Karşımda omuzları sarsıla sarsıla ağlarken başını onaylar anlamda sallayarak peçeteyi kapatıp burnundan uzaklaştırdı. "Öğrendiğimde o kadar üzüldüm ki kalbime stent taktılar." Çatlak çıkan sesinden dediklerini anlamam zaman alsa da anlayınca kalbine dikkat kesildim. Şu an üzerinde gömlek olduğu için ameliyatlı yerini göremedim. Fakat, o kadar içten hıçkırdı ki inandım. Eliyle kalbini işaret ederek "Aha, şuracığıma taktılar." dedi. Göğsüm, o böyle anlattıkça daraldı. Başımı dışarıdaki deniz manzarasına çevirdim. Nefes alamamanın verdiği gerginlikle bluzumun yaka kısmını tutup çekiştirdim. "Birde HIV virüsünden dolayı böyle bir hastalığa yakalandı, öyle mi?" koc

