Günler birbirini kovalıyordu, ama Şöhret’in zihninde zaman adeta durmuştu. Dolunay çıktığından beri her gece ırmaktaki ardıcın oraya gidiyor, saatlerce komutanı bekliyordu. Neden gelmediğini anlayamasa da onu tekrar göreceğine dair umudu sönmüyordu. Ancak günler geçtikçe bu umut yerini karmaşık düşüncelere bırakmaya başladı. *"Neden gelmiyor? Acaba o gün uzanıp onu öpmemi çok mu fazla buldu? Belki de vaz geçti? Ya da farkında bile olmadan onu kıracak bir şey mi söyledim?"* İçindeki huzursuzluk giderek büyüyordu. Murat’ın kendisine olan tavrında hep bir mesafe vardı, ama bu mesafeye rağmen onun da gözlerinde bir şeyler sezmişti. Peki, bu sadece kendi hayal gücünün bir ürünü olabilir miydi? Bir akşam, babası köydeki kahvehaneden eve dönmüş, olağandışı bir şeyden bahsediyordu: Köylüler as

