Aram'dan
___
"Geliyorum güzelim.Arabayı aşağıda bırakacağım 'merak etme'."
Arabayı park ettiğim köşe kimsenin kolay kolay fark etmeyeceğini bildiğim bir yerdi.Oysa ki bana kalsa Hazan'ın kapısının önüne park ederdim ama sevgilim buna asla izin vermezdi.
Kulağıma dolan güzel sesiyle arabadan çıkıp onu görmek için acele ettim.Çok özlemiştim.
"Senin yüzünden bir gün yakalanacağız aşkım!"
Gecenin karanlığın da elimin tekini cebime koymuş hızlı adımlarla Hazan'la buluşacağım arka bahçeye yürüyordum.
"Keşke yakalansak da benimle evlenmek zorunda kalsan."
Sözlerim ile kıkırtısı doldu kulağıma.Derin bir iç çekerek adımlarımı daha da hızlandırdım.Konuşmasına izin vermeden devam ettim.Çünkü evlilik konusu açıldığın da geriliyordu.
"Hadi in aşağıya geldim ben Hazan'ım."
Beni onaylayıp telefonu kapattığın da yüzümden silinmeyen tebessüm ile telefonumu cebime koydum.
Bize eziyet ediyordu böyle Hazan.
Yaklaşık iki yıldır birlikteydik ama o babasının korkusundan halâ benimle evlenmek için bir adım bile atmamıştı.
Bizimkiler onu tanıyordu ama onun ailesi benden haberdar bile değildi.
Neden bu kadar korktuğunu anlamıyordum ve bu konuda ne kadar tartışırsak tartışalım bir yol kat edememiştik.
Parmağına taktığım ve sadece ikimizin bildiği yüzükten başka aramızda resmi bir şey yoktu.Ama ne derse desin bu sefer kesin karalıydım ki Hazan'ın bir türlü cesaret edemediği adımı kendim atacaktım.
Şimdilik ona söylemeyecektim ama en kısa sürede babasının karşısına çıkıp konuşacaktım.
Karanlık havada döndüğüm köşeden duyduğum bağırış sesleri ile kaşlarım çatıldı.Gözlerim sesin geldiği yüksek avlu duvarına kaydı.Bir şey görmem imkansızdı.
Adamın biri çok fena bağırıyor ve bağırışlarına ağlayış ve darbe sesleri karışıyordu.Müdahale etmek için adımlarımı hızlandırdığım da avlu kapısı hızla açılmıştı.
Karanlıkta seçemediğim cılız bir beden yolun ortasında duraksadı.Ne yaptığına anlam veremedim ama az sonra bedeni dengesiz bir şekilde sallanmaya başladığında ona doğru koştum.
Yaklaştıkça gördüğüm hali ile büyük bir küfür savurdum.Demin ki dayağı yiyen bu kız çocuğuydu!
Onu son anda yakaladığım da kollarımın arasına yığılan zayıf vücudu yediği dayağa daha fazla dayanamayıp bayılmıştı.
Bir an kalakalan bedenim ile ne yapacağımı şaşırdım.Kucağımda bayılan kız ile etrafıma bakındım.Onu burada bırakamazdım.Berbat bir haldeydi ve kucağıma sığınan yaralı bir kuş gibiydi.Elimin tekini bacaklarının altından geçirip dikkatlice kucağıma aldım onu ve geldiğim yöne doğru yürüdüm.
Ona vuran şerefsize bunun hesabını sonra soracaktım.Şimdilik kucağımda ki kızın güvenliği öncelikliydi.
Az önce kitlediğim arabanın anahtarını almak için arabaya dizimi yasladım ve onu kucağıma oturtur şekilde tuttum.Boşta kalan elimle hızla cebimde ki anahtarı alıp kilidi açmıştım.Kucağımda hiç yokmuş gibi hafif olan bedenini arkaya yatırıp sürücü koltuğuna geçtim.
Arabayı hızla hareket ettirirken bakışlarım arkamda ki kıza kaydı.Yüzünün hali içler acısıydı.Öyle ki yüz hatlarını anlamakta bile zorluk çekerdi insan.Direksiyonu sıkca kavrayan parmaklarımla eklemlerim bembeyaz kesilmişti.
Amınakoyduğum şerefsizi ne hâle getirmişti kızı!
Konağa doğru sürdüğümü fark edip bir an yavaşlamıştım ama onu nereye götüreceğimi bilmediğim için de yola devam ettim.
Hazan tamamı ile aklımdan çıkmıştı ve tek odağım arabamda ki kızın bir an önce kendine gelmesiydi.Bunun için eve gitmekten başka çarem yoktu.
Onu o halde orada bıraksaydım vicdanım ömür boyu peşimi bırakmazdı.Üstelik onu görmeseydim bile içeri girip o şerefsizin ağzını yüzünü dağıtacaktım zaten.Sadece kız öyle kucağıma bayılınca ne yapacağımı şaşırmıştım.
Konağın önünde durdurduğum araba ile hızla inip arka kapıyı açtım.Halâ baygın olan kızı kucağıma aldığım da avlu kapısına ayağım ile vurdum.Bakışlarım kafası göğsüme düşen ve kanlı yüzünü kapatan siyah saçlı kıza kaydı.En fazla onaltı onyedi yaşlarında görünüyordu.
Ona çok dikkatli baktığımı fark edip boğazımı temizledim.Sadece durumuna bakmıştım.
Kapı az sonra annem tarafından açıldığında gözleri kucağımda ki kıza değdi ve şaşkınlıkla soludu.
"Vey rebene!Bu kız kimdir Aram!?"
(rebene;kürtçe bir kelime olup şaşkınlık ifadesi için kullanılan bir sözcüktür.)
"Yol ver bir ana!Anlatacağım."
Annem kapıyı ardına kadar hızla açıp bana yol vermişti.
Kucağımda ki kızla beraber evden içeri girdim ve onu salonda ki koltuğa yatırdım.
Neyse ki babam yatmıştı da bir de ona laf anlatmak durumunda kalmayacaktım.
Peşimden hızla gelen annemin sesini duyduğumda koltukta ölü gibi yatan kızdan gözlerimi çektim.Işığın aydınlattığı odada aldığı darbelerin tahribatı daha çok belli olmuştu.Babası ya da kardeşi olduğunu düşünüyordum.
Ve yapanı öğrendiğim de onu yaptığına pişman edecektim!
Bir kadına, bir kız çocuğuna bunu yapan şerefsize dünyanın kaç bucak olduğunu gösterecektim!
"Aram kim bu oğlum!Bu hali ne zavallının!?"
Annemin ortalığı ayağa kaldıracak kadar yüksek olan sesi ile kıza arkamı döndüm.
"Ana bağırma milleti uyandıracaksın!Kim olduğunu bilmiyorum.Yolda rastladığımda bu haldeydi."
Annem söylediklerimle elini ağzına kapattı.
"Oğlum ne dersin sen!Kim yapmış peki bunu kıza!"
Gerginlik dolu bir nefes verdim.
"Bilmiyorum ama öğreneceğim!"
Annem kıza yaklaşıp şefkatle saçını yüzünden çekti ve yanağına hafifçe dokundu.
"Vah talihsiz yavrum!Ne hale getirmişler böyle seni."
Çatık kaşlarım içimde ki öfkeyi dışarı atamadığım için her geçen saniye daha da sert bir ifade alıyordu.
Duyduğum cılız inleme sesi ile kafam hızla koltukta ki kıza kaydı.
"Uyanıyor!"
Annemin telaşlı sesi ile gözlerini aralayan kıza eğildim.
"Ben bir bez falan getireyim oğlum.Elleri kırılsın yüzü gözü kandan görünmüyor!"
Kızın yattığı koltuktan kalkan annem önümden çekilmişti.
"İyi misin? "
Sesimle birlikte irkilip kendine gelmeye çalıştı.
"Dur sakin ol!Güvendesin."
Ama ona sanki seni öldüreceğim demişim gibi hızla toparlanıp sırtını koltuğa yapıştırdı.
"Nere-... "
Öksürüğü yüzünden kesilen sözüyle suratını buruşturmuştu.Zorlukla devam etti.
"Nerdeyim ben... Se-sen kimsin?"
Ayakta durmuş bedenime kafasını zorlukla kaldırıp bakıyordu.Koyu kahve gözlerinde ki korku ve çekingenliği net bir şekilde görüyordum.
Saçları yüzünün iki yanına dökülmüş,çenesinden akan kan kuruyarak beyaz teninde büyük bir leke bırakmıştı.
"Kim getirdi seni bu hale!"
Bağırmamla daha da küçülttü bedenini.Amacım onu korkutmak değildi. Sadece ona bunu yapanı öğrenmekti.
Tam bu sırada annem içeri girdi.Gözleri ikimizi arasında dolandı.
"Kendine gelmişsin kızım?Yaralarını temizleyeyim."
İsmini bilmediğim ürkek kızın gözleri benden çekilmiş ve anneme dönmüştü.
"Sağolun.. ben gideyim."
Ayağa kalkacağı sırada dengesi bozulmuş ve sendeleyerek koltuğa tutunmuştu.
"Dur kızım!Halini görmüyor musun?Az kendine gel Aram bırakır seni."
Yavaşça yutkunarak bana göz ucuyla baktı.Annemin onunla kurduğu yakınlığı kabul ederek yüzünde ki kanları temizlemesine izin verdi.Buruşan yüzünden ve içine çektiği keskin nefeslerden canının yandığını görebiliyordum.
Telefonumdan gelen mesaj sesiyle elim arka cebime gitmişti.Ekrana baktığın da mesajın Hazan'dan geldiğini gördüm.
Kahretsin ben onu unutmuştum!
'Aram neredesin!?Seni bekliyorum bir saattir!'
Kaşlarımı çalarak telefonu cebime attım.Sonra konuşacaktım Hazan'la.
Gözlerim yüzümde ki kanlar temizlendikçe ortaya çıkan çocuksu yüze kaydı.Annem hem ona güzel şeyler söylüyor hem de yaralarını temizliyordu.Yanağında ki beş parmağın izini görünce çenemi sıktım.Onların karşısında ki koltuğa oturduğum sırada konuştum.
"Bu gece burada kalıyorsun.Yarın götürürüm seni."
O an söylediğim şeyin yarın bana nasıl döneceğini bilseydim asla böyle bir şey istemezdim.Annem bana dönerek kararsızca baktı.Neden öyle baktığını biliyordum ama o an için bunu umursamadım.
Kısık bir ses odada yankılandı.
"Olmaz,ben dayımlara gideceğim.Babam orada olmadığımı öğrenirse bu sefer öldürür beni."
Demek ona bunu yapan babasıydı.Kaşlarım daha da çatılırken ona baktım.
"Hiçbir yere gitmiyorsun!"
Göz göze geldiğimiz de bunun bir son olmadığını bilseydim onu hemen şu an da alıp dayısının evine bırakırdım.
Hepimiz sessiz kaldığımız da yarın kopacak fırtınadan habersizdik...