3.Törenin Kararı

1048 Words
Berfin'den ___ Güneş Urfa topraklarını aydınlatmaya başlarken bir gram uyku girmeyen gözlerimi acı ile gece kaldığım odanın penceresine diktim. Başıma ne gelecekti bilmiyorum! Dün gece Koçaslanların konağında kaldığım öğrenilirse başıma gelecekleri düşünemiyordum bile ama bir an önce evime gitmem gerekiyordu.Kimsenin uyanmadığını konakta ki sessizlikten anlıyordum.Hiç kimse beni görmeden çıkıp gitmek istiyordum ama dün gece bana yapılan yardımların karşılığı bu olamazdı. En azından Zilan Koçaslan'a teşekkür etmeliydim. Kaldığım odanın kapısı tıklanınca hızla oturduğum yerden kalkıp oraya yürüdüm.Açtığım kapının ardında Zilan hanım vardı.Bana tebessüm ederek konuştuğu sırada içeri girmesi için geriye çekilmiştim. "Hayırlı sabahlar kızım.Nasılsın merak ettim seni bütün gece?" İyi niyeti karşısında mahcup oldum.Benim yüzümden uyumamıştı ve onları rahatsız ettiğim hissi daha da arttı. "Özür dilerim.Benim yüzümden rahatsız da oldunuz.Ben...her şey için teşekkür ederim.Artık eve gitmeliyim." İlk başta ki cümlemle kaşlarını çatmıştı. Elini saçlarıma atıp anaç bir tavırla okşadı. "O nasıl laf güzel kızım?İsmin neydi senin?" "Berfin." dedim mırıltıyla. "Adın da kendin gibi güzel.Oğlum seni o hâlde bırakmazdı asla.Hem kahvaltı da et öyle gidersin." Hızla red ettim. "Çok sağolun ama gerçekten artık gitmem gerek.Yaptığınız her şey için Allah razı olsun." Elini öpüp doğruldum. "Dur deli kız.Oğlanı uyandırayım o bıraksın seni." Kapıya doğru yürüyordum ki sözleri ile ona döndüm.Bir an önce eve gitmek için acele ediyordum çünkü babam uyanmadan evde olmazsan beni bu halimden beter ederdi. "Yok ben kendim giderim." Bana kararsızca baktığında konuşmama devam ettim. "Gerçekten...Çok teşekkür ederim." Ayağa kalkıp bana doğru geldi ve beraber odadan çıkıp avluya doğru yürüdük.Kolu şefkatle sırtıma gitmiş bizi avluya doğru yürütüyordu.Ona dönüp gülümsedim ama patlayan dudağımın acısı ile yüzüm hafifçe buruşmuştu.Bana şefkatle baktı. "Allah'a emanet ol güzel kızım.Yardıma ihtiyacın olursa bundan sonra geleceğin yer belli tamam mı?" Samimiyet kokan sözleri karşısında gözlerim doldu.O ve oğlu olmasaydı belki de dün gece başıma çok kötü şeyler gelecekti.Kafamı sallayarak ona sarıldım.Geriye çekilirken yanlış anlamamasını umarak mırıldandım. "Şey... oğlunuza da teşekkür ettiğimi söylersiniz değil mi?" Eli koluma gidip sıcak bir tavırla okşadı. "Söylerim tabi güzel kızım." Kapıyı açıp adımımı avlunun dışına atacağım sırada duyduğum ses kıyametim oldu. "Orospu!Demek bütün gece burada yattın ha!Gebertmez miyim ben şimdi seni!!" Karşımda ki kişi abimden başkası değildi! Hızla bana atılıp saçlarımdan kavrayacaktı ki arkamda ki kadının bağırışı ile duraksadı. "Dur bakalım delikanlı!Ne bu çirkin sözler benim kapımın önünde!?" Abim Zilan hanımı umursamadan tekrar bana atıldı. "Namusumuzu beş paralık ettin orospu!Tüm gece kimin koynundaydın he!?" Söylediği çirkin sözlerle yerin dibine girdim.Bana yardım eli uzatan insanlar bu imaları asla haketmiyorlardı. "Abi.. bildiğin gibi değil!Lütfen sus." "Buradaymışsın gerçekten kahpe!" Babamın sesi de buna eklenince utanç tüm benliğimi sardı.Eve gittiğimiz de bana istediklerini yapsalardı ama böyle sokak ortasında, burada olmasaydı. Abim beni kolumdan sertçe kendine çekip yanağıma büyük bir tokat attığında dün gece kabuk tutan yaramın tekrar kanadığını hissettim. Üstelik burada kaldığımı nereden öğrenmişlerdi? Dün gece beni kurtaran adamın kollarına yığılırken gören olmuştu belki de bizi. Ama o sadece bana yardım etmişti! Zilan hanımın engel olma çabaları boştu çünkü artık beni onların elinden hiçkimse kurtaramazdı. "Ne yaptığını sanıyorsun sen şerefsiz!?" Duyduğumuz gazap yüklü ses ile hepimizin bakışları önünde olduğumuz avlu kapısına çevrilmişti.Bana yardım eden kişi. Kurtarıcım. Üzerinde sadece bir eşofman altı ile kendini buraya atmıştı.Yataktan kalkıp buraya koştuğu belliydi.Gözlerimi ondan çekerek bu halinin daha fazla yanlış anlaşılmaması için dua ettim. İsmini bilmiyordum ama onun bir Koçaslan olduğunu biliyordum. Bu topraklarda onları bilmeyen yoktu ve güçleri karşısında hiç kimse duramazdı. Babam ve abim onun kim olduğunu anlamışlardı.Söyleyecekleri tüm iğrenç sözleri yuttukları sırada O gelip abimin kolumu sıkarak tuttuğu elini çekerek ona sertçe yumruk atmıştı. Çığlığım sokakta yankılanırken Zilan hanım beni kendine çekip bir kaç adım geriledi. "Senin ciğerini sikerim lan!Gücün şu kıza mı yetiyor!?Öldürürüm lan seni!" Babam araya girmeye çalışıyordu ama o altında ki abime ardı ardına yumruklar atıyordu.Ağlayarak içine düştüğüm bu durumda kendime lanetler ettim.Benim yüzümden başı belaya girmişti. Keşke kurtarmasaydı beni dün gece! Abim yarı baygın bir halde yerde kalırken o ayağa kalkıp babama yaklaştı. "Namusumuzu kirletip bir de üstüne oğlumu dövüyorsun!Bu yaptığınızı tüm Urfa'ya duyurmazsam adam değilim!" Babama sinirle bakıp bağırdı. "Adamlığını siktiğim sen zaten adam değilsin!Senin gibi baba olmaz olsun!" Babama vurmuyordu.Yerde abim inim inlerken babam hızla bana gelip Zilan hanım engel olamadan kolumu tuttu ve beni onun ayaklarının dibine fırlattı.Acı ile inleyerek düştüğüm yerde ölmeyi istedim. Bu kadarı fazlaydı. "Ya kızımı alır namusumuzu temizlersin ya da tüm Urfa bu yaptığınızı öğrenir!" Beni bir çöp gibi onun ayaklarının altına fırlatmış ve bir mal gibi almasını söylemişti.Hayatım boyunca bu kadar utandığım başka bir an olamazdı! Tüm benliğimle şu yerin açılıp da beni içine çekmesini istedim. "Bana bak!" Yanımdan geçip babamın yakasını kavradı.Tam konuşacağı sırada Zilan hanım oğluna doğru yürüdü. "Oğlum!Dur bırak!Herkes bize bakıyor!Bırak gitsinler." Annesine bakıp bir kaç saniye burnundan soludu ve babamın yakasını silkerek geriye doğru itti. Sendeleyen ama düşmeyen babam abimi yerden kaldırıp son sözlerini söyledi ve arabaya binip buradan hızla uzaklaştı. "Akşam vakti kararınızı bekliyorum!" Burnundan soluyan adam hızla bana doğru geldiğinde irkilerek ellerimi yüzüme kapattım.Ama yaptığımın ne kadar yanlış olduğunu onun yüzünü görünce anlamıştım. Yumruklarını sıkarak bana bakıyordu.Beni kaldırmak istemişti sanırım ama o kadar öfkeliydi ki bana vuracağını düşünmüştüm.Sonuçta benim yüzümden sabah sabah başı belaya girmişti.Öfkeli olmak da haklıydı. Zilan hanım bana doğru gelerek beni yerden kaldırdı.Gözyaşları görüşümü kapattığı için kafamı yere eğerek konuştum. "Çok özür dilerim.Benim yüzümden-" Zilan hanım sözümü keserek beni kendiyle birlikte avluya yürüttü. "Senin suçun yok kızım.Geç içeri bir hâl çaresine bakacağız." Bu kadar iyi niyetli olmaları beni daha da utandırdı.Onların yerinde belki de başkası olsa beni o kapının dışında bırakırlardı. Avludan içeri girdiğimiz de onun da arkamızdan geldiğini gördüm.Yüzü kaskatı kesilmiş gözlerinde ateşler çıkıyordu. Avluda ki sedire oturduğumuz da ben hala ağlıyordum. "Ben gidip babamla konuşurum...sizi zor durumda bırakamam.Bırakın beni gideyim lütfen." Zilan hanım konuşacağı sırada onun sesini duydum.Üstü hala çıplak bir şekilde avluda ileri-geri sinirle yürüyordu. "Git de öldürsünler aynı dakika!" Sözleri doğruydu ama benim yüzümden onları da kendi karanlığıma sürükleyemezdim.Ölsem bile onu benimle.... benimle evlenmeye mecbur bırakamazdım. "Öldürsünler.Ama size daha fazla rahatsızlık vermek istemiyorum ben!Lütfen bırak da gideyim.Ben babamı ikna ederim." Yalan.Edemezdim.Eve adım attığım an dediği gibi kendimi ölü bulurdum.Ama gitmeliydim.Sırf bana yardım etti diye onu kendime mecbur bırakamazdım. Zilan hanım sakin olmasına çabaladığınbir ses tonuyla konuştu. "Seni anında öldürürler kızım.Buraların töresini bilmiyor musun sen?" Biliyordum. Ama ölmek benim için çok daha iyi bir seçenek gibi görünüyordu. "Halledeceğim ben!Kimse bir yere gitmiyor!Mirhat'la konuşup geleceğim!" Mirhat Koçaslan, Koçaslan aşiretinin ağasıydı.Evden içeri giren adamın ardından gözyaşları ile baktım. Törenin kararı ne olacaktı bilmiyorum ama bu işi sonunda bana yardım eden birinin hayatını mahvetmemeyi diledim...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD