Bulunduğum yabancı konakla tüm bakışlar bizim üzerimizdeydi.Oturduğum koltukta utançla büzülmüş aşiretin ağasını bekliyorduk.Gözyaşlarım eğdiğim başımdan dolayı eteğime damlıyor, gergin ortamda onun öfkeli nefesleri dışında bir ses çıkmıyordu.
Az sonra içeriye bağırarak bir adam girdi.
"Aram!Nasıl bir bok yedin sen!"
İrkilerek kafamı saniyelik olarak içeri giren adama çevirdim.Kaskatı yüzünde büyük bir sinir hakimdi.Ona doğru yaklaştığın da yanında ki güzel kadın da bana doğru geldi.Sanki beni tanıyormuş gibi şefkatle kolunu belime sarıp kulağıma fısıldadı.
"Korkma her şey yoluna girecek."
Ona döndüğüm de yüzümün halini gördü.Gözlerinde ki merhameti gördüm ama sanırım utanmamam için bu ifadesini hızla silmişti.Çok iyi birine benziyordu.
"Mirhat.Yanlız konuşalım."
Onun keskin ve buz gibi sesi odada yankılandığın da bir kaç saniyelik duraksamadan sonra salondan çıkmışlardı.Demek aşiretin ağasını olan Mirhat Koçaslan bu sinirli adamdı.
Ve Aram mı demişti o?
Dün geceden beri evinde olduğum kurtarıcımın adı Aram'dı demek.
Hayatını mahvetmek istemiyorum Aram...
Çaresiz ve gözyaşları içinde hakkımızda verilecek kararı bekledim...
***
Aram'dan
___
Avluya çıktığımız da Mirhat bana öfke ile döndü.
"Senin ben amınakoyim!Hangi akla hizmet kız kaçırıyorsun acaba!?"
Yanlış anlıyordu o da.Ben onu kaçırmamıştım.Sadece yardım etmiştim.Mirhat sinirle avlunun içinde yürümeye başladığın da sakin olmaya çalışarak konuştum.
"Anlatacağım!Bildiğin gibi değil!"
Hızla bana döndüğünde bağırdı.
"Anlat!"
Gergince çenemi ovuşturup konuştum.
"Seninle gece konuştuktan sonra Hazan'la buluşmak için arka bahçelerine gidecektim.Evlerine yakın bir yere arabayı bırakıp yürüyordum.Sonra ses duydum.İşte kızın şerefsiz babası dövüyordu kızı.Zor bela elinden kaçıp kendini sokağa atmıştı.Yüzü gözü mosmordu."
Söylediklerim ile kaşları derince çatılmıştı.Yutkunarak konuşmaya devam ettim.
"Ben de bırakamadım işte kızı orada!Ne yapsaydım, öldürse miydi o piç kurusu kızı!?Perişan haldeydi, bayıldı kaldı!"
Mirhat gözlerime anlamış gibi baktı.Benim öyle bir adam olmadığımı biliyordu.Üstelik bir sevgilim varken nasıl kız kaçıracaktım.
"Lan ne yapacağız peki şimdi?Bilmiyor musun sen töreyi,geleneği!Öyle alıp getirdiğin de kızı ne olacağını bilmiyor muydun!?"
Neden kimse beni anlamıyordu!Kız kucağıma bayılmıştı ne yapsaydım!
Üstelik ne olabilirdi ki?
"Ne?.. Ne olabilir ki?"
Sorduğum soru ile bana ifadesiz bir şekilde baktı.
"Aram bilmiyormuş gibi sorma!Bütün gece bir de burada kalmış kız!Ne düşünecek ailesi sence!?"
O şerefsizler istediklerini düşünebilirdi.Ben o kıza dokhnmamıştım!
Çaresizce kafamı ellerimin arasına alıp keskin nefesler aldım.
"Ailesi ile uzlaşmaya çalışacağım.Eğer uzlaşamazsak kızla..."
Mirhat'ın daha sakin ama bir o kadar da otoriter sesini duyduğum da yutkunarak sordum.
"Ne?..Kızla ne?!"
Asla o ihtimali düşünmek istemiyordum!
Mirhat benim düşünmek istemediğim gerçeği suratıma haykırdı.
"Aram!Evlenmek zorunda kalacaksın kızla!Ne düşündün?Kızı öylece götürüp babasının kapısına bırakmayı mı!?Çocuk mu bu?"
Sözleri içimde amansız savaşlar başlattı.
Hazan...
Hazan'a ne derdim ben?
"Mirhat!Olmaz!Hazan var nasıl evleneyim ben!?"
Bana çatık kaşlarını altında ki ifadesiz likle baktığında sinirle avluda ileri geri yürümeye başladım.İçime sığamıyor, her yeri yakıp yıkmak istiyordum!
Ben nasıl o kızla evlenecektim!Üstelik çok küçük görünüyordu.Ben Hazan'dan başkası ile evlilik hayali kurmamıştım ki hiç!
"Onu kızı alıp yanına getirmeden önce düşünecektin!"
Mirhat'ın acımasız sözleri içimde ki çıkmazlar ateş aldı.Ona yaklaşarak konuştum.
"Bir şey yap!Mirhat bir şey yap!Seni dinlerler!"
Sonuçta bu aşiretin ağasıydı o.Onun sözü geçerdi bu topraklarda.
"Konuşacağım zaten!Dur bir yerde amınakoyim!"
Kafamı ellerimin arasına alıp onun içeri girmesini izledim.
Beni bu işten kurtarmalıydı Mirhat.
***
Berfin'den
___
Az önce kendini bana tanıtan Roni Koçaslan'ın bana uzattığı sudan küçük bir yudum alıp önümde ki sehpaya bıraktım.
"Neden dövdü baban seni?"
Mirhat Koçaslan'ın annesinin imalı sorusu ile ne diyeceğimi bilemedim.Dudaklarım aralandığın da Zilan hanım araya girdi.
"Ne yapacaksın Şermin?Yeri mi şimdi bu sorunun?"
Sert sesinden dökülenlerle Şermin Koçaslan yüzünü memnuniyetsizlikle buluşturmuş ve önüne dönmüştü.
"Kim bilir ne yaptı da dayak yedi..."
Sessiz fısıltısını sadece ben Roni duymuştuk.Kırılan gururum ve bu kadar sessiz bir insan olduğum için kendime lanet ettim.Boynum bükük söylenilen şeyi duymazdan geldim.Roni kolumu samimiyetle okşayıp fısıldadı.
"Takılma onun sözlerine.Herkese böyle."
Sözleri karşında sessiz kaldığım sırada içeriye Mirhat ağa girdi.
"Roni'm misafirimiz bir süre burada kalacak.Ben ailesi ile konuşacağım.
Akşam verilecek kararı öğrersiniz."
Yan tarafımda ki Roni kocasını onayladığın da ben içinde kaldığım bu durumun içinde utançla debeleniyordum.
Allah'ım lütfen Aram'ı zor durumda bırakmasınlar ailem.
Onları biraz bile tanıyorsam bu işin içinden çıkmamız imkansızdı ama yine de umut ediyordum işte.
"Gel canım biraz dinlen sen."
Ayağa kalkıp Roni'nin beni görtürdüğü yöne doğru fersiz bedenimle yürüdüm.
***
Berfin'den;
***
Ömrü boyunca sevilmeyen kızlar sevgiyi farklı bir erkekte aramaya başlardı.Sevgilisinde, kocasında veyahut oğlunda bile.Ama aradığı hiç bir sevgi baba sevginin yerini tutmazdı.Her sevgi farklıdır neticede.
Babam tarafından asla sevilmemiştim.
Adım Berfin'di ama hiç bir zaman adım kadar güçlü olamamıştım ben.Hiç bir zaman adım kadar dik duramamıştım.
Karları delip büyüyen çiçek değil miydim ben?Neden şimdi sığındığım bu yabancı konakta başıma gelecekleri korku ile bekliyordum.Gece boyunca bana verilen odada bir köşeye tüneyip kaderime ağlamıştım.İsyan değildi bu.Sadece yirmi yaşında ruhumun bu kadar yorgun olmasını kabul edemiyordum.
Sabah güneş doğduğunda kırpmadığım gözlerimle hala pencereden dışarıyı izliyordum.Kapı çalınca uyuşan bacaklarımla ayağa kalkmaya çalıştım. Gelen Roni olmalıydı.Onunla tanışmış, ne kadar güzel bir yüreği olduğunu görmüştüm.Beni hiç yalnız bırakmamış, hep yanımda durmuştu.Kapı kapandığında yavaşça oraya döndüm.
Geleni gördüğümde dermansız bacaklarım titredi.Beni kurtaran adam.Dün o sinirli adamın ismini bağırdığı kişi,Aram.Onun da hayatını alt üst ettiğimi hissediyordum.Zaten ben bulunduğum her yeri mahveden biriydim.Babamın deyimi ile 'uğursuz'dum.
Onun da hayatına uğursuzluk getirmiştim.Altları mosmor olan gözleri ve kaskatı olan yüzüne baktığımda geceden beri kurumayan yaşlarım tekrar dolmuştu gözlerime.Benim yüzümdendi.
"Konuşmamız gerekiyor."
Hissiz sesinden dökülen kelimelerle arkamda kalan tekli koltuğa oturdum.O da gelip tam karşımda kalan yatağa oturmuştu.Aramızda epey bir mesafe vardı.
"Mirhat dün akşam babanlarla konuşmaya gitti.Biliyorsun zaten.Ve herkes duymuş artık olanları.Yapılacak tek bir şey kaldı..."
Yumruk yaptığı ellerine değen bakışlarımı gözümden akan yaşla tekrar yere çevirdim.Duymak istemiyorum!Bana yardım eden birinin hayatını mahvettiğimi duymak istemiyordum!
...Evleneceğiz."
Ağzından zorlukla çıkan sözlerle hıçkırdım.Dizlerimin üzerine düşerken ona yaklaştım ürkekçe.Gözleri kan çanağı gibiydi ve benim dışımda bir yere sabitlemişti.
"Ö-özür dilerim.Özür dilerim... Benim yüzümden... Keşke.. keşke hiç kurtarmasaydın beni..çok çok Özü-"
Gözleri aniden bana değdiğinde hıçkırığım kesilmiş iç çekişe dönmüştü.Beni kurtarma dememe kızmıştı.Gözlerinden belliydi bu.
"Seni orada bıraksaydım ömrüm boyunca vicdan azabı çekerdim!"
Ayağa kalktığında ben hala ağlıyordum.Bir sevdiği vardı onun.Onları ayırmıştım.Ben bunun vicdan azabı ile nasıl yaşayacaktım peki?
"Akşam imam nikâhı kıyılacak.Haftaiçi de resmi nikâh."
Son sözlerini söyleyip odadan çıktığında alnımı yere yaslayıp içim dışıma çıkar gibi ağladım.Dişlerimin arasına aldığım elimi ısırarak sessizce ağladım.Evdekileri rahatsız etmek istemiyordum.Yeterince rahatsız etmiştim herkesi.
Ne yapacaktım ben?Kendimi geçmiştim de onun başkasını sevdiğini bilerek nasıl evlenecek,bir kalbin ahını taşıyacaktım?
Kapı açılınca yanıma çöken birinin varlığı ile irkildim.Kafamı yorgunca ve gözyaşları içinde kaldırınca karşımda Roni'yi gördüm.Hiç düşünmeden benimle birlikte ağlamaya başlayan kadına kollarımı sardım.