Herkes bize bakıp konuşuyordu ama Selçuk elimi tutmuş dik bir şekilde yürüyordu. Hep birlikte Ali ağabey ve Nazların masasına yürüdük, orada yer vardı. Selam verip oturduk. Selçuk, Fatih’i benim kucağıma verdi.
Naz: “Kız o nasıl girişti, herkes hâlâ sizi konuşuyor.” dedi.
Ben hemen kızardım, “Abartma Naz, normal girdik işte.” dedim. Güldü.
Naz: “Tabii tabii normal bir giriş. Neyse boş ver; Seren ve Hacer teyzeyi anladım da baban neden sana bu kadar sinirli onu anlamadım.” dedi.
Derin nefes aldım: “Kaçtım diyeceğim ama annem öldüğünden beri hep bana karşı bu kadar sinirli, nedenini bilmiyorum.” dedim.
Naz: “Boş ver canım, ne olursa olsun sen onun kızısın.” dedi.
Üzgünce baktım, o arada gelin ve damat içeri girdi ve dans etmeye başladılar. Sonra herkes teker teker kalkıp eşlik etti. Ali ağabey Naz’la beraber kalkınca Selçuk Fatih’i aldı ve Münevver teyzeye verdi. Sonra elini uzattı, ne yapacağımı bilemedim ama elini tuttum ve beraber piste çıktık. Belimden tuttu, ben de onun omzundan ve dans etmeye başladık.
O bana dokununca heyecanlandım. Hiç konuşmadık, sadece gözlerime bakıyordu. O arada başka şarkı çalmaya başladı: Erdal Güney – Saklımdasın. Sanki gözleri bir şeyler anlatıyor ama ben heyecandan hiçbir şey düşünemiyordum.
Ne kadar sürdü bilmiyorum, zaman kavramım kaybolmuştu. Şarkı bitince masaya geçtik. Fatih beni istedi ve kucağıma aldım.
Naz: “Kızım ne güzel dans ettiniz, siz çok güzel bir çift oldunuz.” dedi.
Kardelen: “Naz lütfen!” dedim. Artık kıpkırmızı olduğuma eminim. O arada Seren bizim masaya geldi, Münevver teyzeye selam verdi.
Seren: “Nasılsın Selçuk?” dedi gülümseyerek. Selçuk sadece başını salladı. Seren çok bozuldu ve sinirle masasına döndü; o arada Hacer anneye ne dediyse sinirle buraya baktı.
Takı töreni başlamış, beraber takılarımızı takmış, masaya geri geçmiştik. Saat geç olmuştu, Fatih’in uykusu gelmişti.
Kardelen: “Selçuk kalkalım mı? Fatih’in uykusu geldi.” dedim.
Selçuk: “Olur, annemlere haber vereyim kalkalım.” dedi ve annesiyle babasının yanına gitti. Beraber kalktık. Selçuk yine Fatih’i kucağına aldı ve elimi tuttu. Bizimle birlikte Ali ağabey ve Nazlar da kalktılar. Beraber salondan çıktık, arabaya doğru yürüdük.
Naz: “Kardelen, yarın alışverişe çıkalım mı? Benim kıza kıyafet almam lazım.” dedi.
Kardelen: “Aslında olur, Fatih’in de kıyafetleri küçük gelmeye başlamıştı.” dedim.
Naz: “Yarın haberleşiriz canım, hayırlı geceler.” dedi.
Kardelen: “Hayırlı geceler.” dedim.
Selçuk: “Eksiklerin varsa kendine de al Kardelen.”"Dedi, gülümsedim. "Olursa alırım," dedim.
Beraber arabaya bindik ve yola çıktık. Fatih arabada uyuyakaldı. Eve geldik ve evimize çıktık. Ben hemen Fatih’in üstünü değiştirdim, o arada Selçuk mamasını yapıp getirdi. Uykusunun arasında mamasını yedi. Bitince gece lambasını yaktım ve sessizce odadan çıktım.
Odaya girdiğimde Selçuk yastık ve yorganını alıyordu. "İyi geceler" dedi. Ben de "İyi geceler" dedim ve odadan çıktı. Ben de üstümü değiştirip yatağa uzandım ve uyudum.
Sabah her zamanki gibi erkenden kalkıp Münevver teyzelere indim ve beraber kahvaltıyı hazırladık. O arada Selçuk, Fatih’le geldi ve beraber kahvaltımızı yaptık. Selçuk işe gitmeden bana para verdi ve gitti.
Naz’la mesajlaştık ve saat iki gibi çarşıya çıkacaktık. O saate kadar evime geçtim, oraları toplayıp süpürdüm. O arada Fatih uyudu. Saat ikiye doğru hazırlandık ve Fatih'i bebek arabasına yerleştirdim ve çıktım. Naz’la marketin önünde buluşacaktık.
Beraber taksi durağına yürüdük, orada Selçuk’un yanına gittik ve bizi boş bir taksiyle yolladı; işimiz bitince aramamızı söyledi.
Çok güzel vakit geçirdik; hem Fatih’e hem de kendime bir şeyler aldım. Naz da kızına hem de kendine bir şeyler aldı. İşimiz bitince bir kafeteryaya geçtik ve o arada Selçuk’u aradım, işimizin bittiğini, birinin bizi almasını rica ettim.
Biz birinin bizi almasını beklerken Seren ve Hacer anne geldi, bizi görünce yanımıza geldiler.
Seren: “Ooo, burada kimler varmış? Nasılsın Kardelen?” dedi.
Hacer: “Kızım, namussuz insanlarla konuşma,” dedi. İyice sinirlendim.
Kardelen: “Ağzınızı toplayın!” dedim sinirle.
Seren: “Yalan mı? Evden kaçan sensin, ben miyim? Yakında Selçuk da senin nasıl biri olduğunu anlar ve seni kapıya koyar,” dedi gülerek.
Herkes bize bakıyordu. Naz çok sinirlendi; koluna dokundum, ona baktım ve başımı sağa sola salladım. Artık susmayacaktım. “Beni kapıya koyup seninle mi evlenecek Seren? Hayal dünyan pek genişmiş,” dedim gülerek.
Çok sinirlendi. “Yakında göstereceğim senin gerçek yüzünü, merak etme,” dedi dişlerini sıkarak.
Naz güldü. “Ne güzel bir hayal dünyan var senin,” dedi. Seren ona sinirle baktı.
Hacer: “Az kaldı Kardelen, az daha sabret. Benim kızımın hayatını çaldın ve onu geri alacağız,” dedi sinirle.
Kardelen: “Ben olsam da olmasam da Selçuk, Seren’le evlenmezdi Hacer anne, bunu sen de biliyorsun,” dedim.
Hacer: “Bana bir daha anne demeyeceksin. Evlenecekti ama sen geldin, her şeyi mahvettin. Her zamanki gibi uğursuzun tekisin,” dedi.
Kardelen: “Neden sana anne demiyorum diye kaç defa dövdün beni, hatırlamıyor musun?” dedim.
Herkes bize bakıp fısıldamaya başladı. “Ne, yalan mı? Az dayağını yemedim boş yere, unuttun mu? Ama ben unutmadım, her şeyi hatırlıyorum. Sırf senin kızın değilim diye yapmadığını bırakmadın.”
Hacer, “YALAN!” diye bağırdı.
O arada babam girdi içeri, “Ne oluyor burada?” dedi.
Hacer: “Kızın her zamanki gibi yalan söylüyor, iftira atıyor.” dedi. Babam sinirle bana bakıyordu; Hacer Hanım ve Seren sinsice gülüyordu.
Kardelen: “Yalan ve iftira mı, emin misin?” dedim gülerek. Sonra Seren’e bakıp, “Ben buradayım ve bir yere gitmiyorum. Oğlumu senin eline bırakmam; annen nasıl bir anne oldu ki sen bu öksüze anne olacaksın?” dedim sinirle.
Babam o arada elini kaldırdı: “Hadsiz, sen nasıl konuşuyorsun?” dedi. Gözümü kapattım, tokadı beklerken ne oldu anlamadım ama bir şey olmadı. O arada baktık, Selçuk babamın kolunu tutuyor.
Selçuk: “Ben size Kardelen’e dokunmayacaksınız demedim mi?” diye adeta kükredi.
Babam ne yapacağını şaşırdı; Seren ve Hacer Hanım şok içinde bakıyordu. Babam kendine geldi, “Yalan söylüyor.” dedi.
Selçuk: “Benim karım yalan söylemez Zafer Bey, bence siz karınıza ve kızınıza bakın.” dedi.
Seren: “Bize haksızlık yapıyorsun Selçuk, yakında anlayacaksın.” dedi ağlayarak.
Selçuk: “Ben karıma kefilim Seren, kimin nasıl birisi olduğunu da biliyorum.” dedi. Seren çok bozuldu.
Selçuk: “Son kez uyarıyorum, karımdan uzak duracaksınız.” dedi.
Babam sinirle, “Ben onu evden kaçtığı gün sildim zaten.” dedi.
Ben de sinirle döndüm: “Acaba neden kaçtım, hiç sordun mu? Yok, sen sadece yargılarsın.” dedim sinirle.
Hacer: “Neden olacak, rahat battı.” dedi.
Acı acı güldüm: “Evet, rahat battı. Ben salağım çünkü! Nedenini burada anlatayım mı, ister misin?” dedim.
Hacer korkarak yüzüme baktı ama bu sefer susmayacaktım. "Sen benden kurtulmak için daha 18'ime yeni girdiğimde 30 yaşındaki akrabanla evlendirmek istemedin mi? Adam evlenip boşanmış; içki, kumar her şey var, hatırladın mı?" dedim.
Hacer: "Yalan, yalan söylüyor." dedi ama sesi titriyordu. O arada babama döndüm: "Sen de biliyordun ve izin verdin. Ben senin kızın değil miydim? Neden benden bu kadar nefret ediyorsun?" dedim.
Babam kendini savunmaya başladı: "Ben sen rahat yaşa istedim, adam zengindi nankör." dedi. Acı acı güldüm. "Bundan sonra hiçbirinizi hayatımda istemiyorum." dedim ve Selçuk’a dönüp "Gidelim mi?" dedim. Başını salladı ve hep birlikte çıktık. Yol boyunca hiç konuşmadık. Ama babamın benden neden bu kadar nefret ettiğini merak ediyorum. Elbet bir gün yüzleşeceğiz, o zaman kaçamayacak…