Kardelen
Selçuk’un ailesinin tepkisi biraz sert oldu. Aslında bir tepki bekliyordum ama bu kadar sert olacağını beklemiyordum. Salonda kucağımda Fatih’le oturuyordum, bir süre sonra Fatih kucağımda uyuyakaldı. Uzun zamandan sonra Seren’i görmek beni tedirgin etti; bana etmedikleri eziyet kalmamıştı annesiyle. Ben evden kaçtıktan sonra ne dedilerse mahalleliye, herkes beni suçlu görüyor galiba. Selçuk’a âşık galiba; zaten beni hiç sevmezdi ama artık iyice düşman olarak görecek. Yaklaşık 10 dakika sonra kapı sesi geldi ve salona Selçuk girdi. Ve yanımdaki koltuğa oturdu.
Selçuk: "Kusura bakma Kardelen, annemden tepki bekliyordum ama bu kadar sert olacağını tahmin etmedim." dedi üzgün bir şekilde.
Kardelen: "Önemli değil ama annen benden pek hoşlanmadı galiba." dedim.
Selçuk: "Annemin ne düşündüğü önemli değil. Onun derdi şu; ben onun istediği kızla evlenmedim, ondan bu kadar tepki verdi." dedi.
Kardelen: "Annen galiba Seren’le seni evlendirmek istiyordu, sen de benimle evlenince tepkisi sert oldu. Seren ve annesi ben evden kaçınca ne dediyse artık mahalleliye, tepkisi ondan sonra sertleşmiş olabilir." dedim.
Selçuk: "Kardelen, ben Hakan’dan her şeyi öğrendim; sana o evde yaptıklarını biliyorum. Annem bana Seren’le evlen dediğinde düşünmeden hayır dedim. Kardelen üvey diye bunu yapan, benim oğluma ne yapmaz dedim içimden. Seren bize her gün anneme yardım için geldi ama Fatih onu hiç kabullenmedi. Ama seni ilk gördüğü andan beri kucağından inmiyor. Ben kendime eş değil, oğluma anne seçtim Kardelen; işte annem bunu anlamıyor." dedi.
Sadece başımı salladım. "Neyse bunları boş ver, gel senin nerede kalacağını ve Fatih’in odasını göstereyim." dedi.
Ben de kucağımda Fatih’le kalktım ve beraber yürüdük. İlk olarak Fatih’in odasına geldik; yavaşça onu yatağına yatırdım ve üstünü örttüm. Selçuk gece lambasını yaktı ve sessizce odadan çıktım. Bana mutfağın, banyonun ve en son kalacağım odayı gösterdi.
Selçuk: "Yarın gider yeni bir oda takımı alırız, bunları da ihtiyacı olanlara veririz." dedi.
Kardelen: "Gerek yok, ben yatarım." dedim.
Selçuk: "Kardelen, yarın gider değiştiririz, hatta yeni mobilyalar da alalım." dedi.
Kardelen: "Bence mobilyalar yeni, değiştirmeye gerek yok." dedim.
Selçuk: "Kardelen, bu eşyalar..." dedi ve öylece bana baktı. O an anladım, bunlar Özlem’le onun seçtiği eşyalardı.
Kardelen: "Tamam, yarın gideriz." dedim.
Dolaptan yastık ve battaniye aldı ve bir şey söylemeden odadan çıktı. El çantamdan pijamalarımı çıkardım ve üstümü değiştirdim. Yatağa uzandım ve gözlerimi kapadım. Allah’ım sen bana güç ver…
Selçuk
Odadan çıktıktan sonra kapıyı kilitleyip anahtarı üstünde bıraktım, annem eve biz uyurken girebilir. Sonra kanepeye uzandım ve kendimi uykuya bıraktım.
Sabah kapı sesiyle uyandım. Fatih kapı sesinden uyanmış ağlıyordu; kalkıp kapıya yürüdüm, Kardelen de uyanmış Fatih’in odasına geçti. Ben de delikten baktım, gelen annemdi; salona döndüm, yastık ve battaniyeyi aldım ve odaya götürdüm. Kardelen de oğlumla odadan çıkıyordu.
Kardelen: "Kim gelmiş?" dedi.
Selçuk: "Annem." dedim ve kapıyı açtım. "Hayırdır anne sabah sabah?" dedim. Annem direkt eve girdi ve etrafa baktı, hiçbir şey demeden Fatih’i Kardelen’in kucağından aldı.
Münevver: "Neden açmıyorsunuz oğlum, torunum acıkmıştır. Seren kahvaltı hazırladı, gel de yiyelim." dedi. Sanki Kardelen yokmuş gibi davranıyor. Annem sınırı aştı; yanına yürüdüm, oğlumu aldım ve Kardelen’e verdim. Annem kaşlarını çattı. Derin nefes aldım.
Selçuk: "Anne bak, sana saygısızlık yapmak istemiyorum ama sınırı aşma." dedim.
Münevver: "Sen ne yapıyorsun oğlum? Fatih’e ben bakacağım, tanımadığım birine güvenemem." dedi sinirle.
Selçuk: "Anne, ben Kardelen’e güveniyorum; oğlumu ona gözü kapalı emanet ederim. Hem Seren ne kahvaltısı hazırlıyor anlamadım, ben o kıza güvenmiyorum. Anne bak seni uyarıyorum, o kızı oğlumdan uzak tut." dedim.
Münevver: "Seren’i uzun zamandır tanıyoruz, Kardelen’e ne ara bu kadar güvendin oğlum? Sen iyice kör oldun gerçekten." dedi.
Selçuk: "Anne, Seren aylardır sana Fatih’e bakma konusunda yardım ediyor ama onun kucağına gelince oğlum sadece ağlıyor. Fatih, Kardelen’in kucağındayken ağlamıyor; hatta onun kucağında mamasını içiyor, uyuyor, o yüzden güveniyorum ama sen fark etmedin bile." dedim. Annem bozuldu ve bir an ne diyeceğini bilemedi.
Münevver: "Kahvaltı hazır, gel de oğlan yemek yesin." dedi.
Selçuk: "Anne ben evlendim, Kardelen benim eşim, onu yok sayamazsın. Anne seni son kez uyarıyorum, Kardelen’e saygı duymak zorundasın. Ben oğluma ilk olarak anne seçtim, bunu anla. Biz ailecek kahvaltıya gideceğiz ve eve yeni mobilyalar bakacağız, size afiyet olsun." dedim.
Münevver: "Yeni mobilya mı? Ne varmış bu mobilyaların, daha yeni!" dedi sinirle.
Selçuk: "Anne sen karışma, babam seni bekliyordur." dedim.
Münevver: "Beni kovuyor musun oğlum?" dedi.
Selçuk: "Hayır anne kovmuyorum, sadece hazırlanıp çıkacağız eğer müsaade edersen." dedim.
Annem sinirle evden çıktı ve gitti.
Kardelen: "Keşke annene sert davranmasaydın." dedi.
Selçuk: "Eğer biraz taviz verirsem annem senin üstüne daha çok gider Kardelen. Neyse boş ver, hazırlanalım acıktık." dedim.
Kardelen: "Tamam, önce Fatih’e mamasını yapayım acıkmıştır." dedi.
Başımı salladım. Kardelen, Fatih’le mutfağa gitti. Annemle bu konuda çok tartışacağız ama alışmak zorunda; Kardelen’i asla bırakmam.
…
Seren
Münevver Teyze sinirle eve geldi.
Seren: “Ne oldu Münevver Teyzem?” dedim.
Münevver: “Benim oğlum kör olmuş, gözü kimseyi görmüyor.” dedi sinirle.
Cihan: “Ne oldu hanım, bir sakin ol.” dedi.
Münevver Teyze olanları anlattı. Cihan Amca: “Oğlum haklı hanım, artık evlendi; sen de onun kararına saygı duy.” dedi ve mutfağa yürüdü.
Seren: “Sakinleş teyzem, hep o Kardelen yüzünden; kesin o dolduruyor Selçuk’u.” dedim.
Münevver: “Benim oğlum sözümden çıkmazdı, artık ne dediyse oğlumu bana karşı doldurmuş.”
Seren: “Sen merak etme teyzem, ben sana yardım edeceğim ve onu el birliğiyle buradan yollayacağız.” dedim.
Münevver: “İyi ki sen varsın kızım, sen de olmasan ben tek kalırdım.” dedi.
Ben de gülümsedim. “Hadi kahvaltı yapalım biz de.” dedi. “Tamam teyzem, sen geç, ben geliyorum.” dedim. Münevver Teyze mutfağa yürürken ben de camdan dışarı baktım; yan yana apartmandan çıkıyorlardı.
Benim hayatımı çaldın, bu savaş yeni başlıyor; Selçuk’u sana asla bırakmayacağım…