Kardelen
Gözlerimi açtığımda beyaz bir tavan gördüm. En son hatırladığım bebeğimin kalbinin atmadığı ve acilen kürtaj olmamdı. Gerisi karanlık, o arada Nurgül ablayı gördüm.
Nurgül: “Canım kendine geldin mi?” dedi.
Kardelen: “O da gitti mi abla, bıraktı mı beni?” dedim, gözümden birkaç damla yaş aktı.
Nurgül: “Allah sabrını verir canım, sen dua et.” dedi. Allah’a hiç isyan etmedim, her zaman hayırlısını diledim ama şu an öyle bir acı var ki ona nasıl alışacağım bilmiyorum. Sonra camdan dışarı baktım.
Nurgül: “Hadi canım gel üstünü giyinelim, Selçuk geldi seni görmek istiyor.” dedi.
Nurgül ablanın yardımıyla üstümü giyindim; artık Selçuk ağabeyle evlenmek zorunda da değiliz. Hayata nereden, nasıl başlayacağımı bilmiyorum. Üstümü giyindikten sonra yatağa uzandım ve camdan dışarı baktım; hayat beni nereye götürecek acaba? Nurgül abla konuşuyor ama ben duymuyorum. O arada odadan çıktı.
Yaklaşık beş dakika sonra odaya birileri girdi ama ben bakmadım.
Selçuk: “Geçmiş olsun.” dedi.
Ama ben tepki vermedim, o arada bir ağlama sesi duydum. Dönüp baktığımda kucağında bir bebek ağlıyordu, galiba oğlu. Acıkmış. Selçuk ağabey Nurgül abladan mamasını yapmasını istedi, o an içimde bir şey kıpırdadı ve ben yedirmek istedim.
Kardelen: “Ben yedirebilir miyim?” diye sordum. Selçuk ağabey Fatih’i kucağıma uzattı, ben de aldım. Nurgül abla da biberonu uzattı, ağzına direkt verdim; çok acıkmış.
O kadar küçük ki... Biberonu tutup onu yedirirken elimi tuttu; eğilip elini öptüm. Ben kızımı, bebeğimi kaybettim, o da annesini; hayat ne tuhaf. Mamasını bitirdi ve kucağımda uyuyakaldı.
Kardelen: “Artık evlenmemize gerek kalmadı Selçuk ağabey.” dedim.
Selçuk: “O nedenmiş? Ben sana evlenelim dediğimde oğluma anne arıyorum dedim, hatırlıyor musun?” dedi. Evet, öyle demişti ama ben hayata nereden tutunacağımı bilmiyorum.
Kardelen: “Öyle ama ben hayata nereden başlayacağımı bilmiyorum Selçuk ağabey.” dedim ve ağlamaya başladım. Selçuk ağabey sandalye aldı ve yanıma oturdu.
Selçuk: “Kardelen, hayata nereden başlayacağım diyorsun; bak oğluma, ona tutun çünkü o şu an sana tutundu. Annem ve benden başkasının kucağında durmuyor normalde ama senin kucağında mışıl mışıl uyuyor.” dedi. Sonra Fatih’e baktım, o kadar huzurlu uyuyor ki.
Derin nefes aldı ve devam etti: “Ben sana başından dedim, oğlumun anneye ihtiyacı var ve bence oğlum onu seçti.” dedi.
Kardelen: “Aklım çok karışık, ne yapacağımı bilmiyorum.” dedim.
Nurgül: “Bak canım, sen nasıl ona derman olacaksan o da sana derman olacak, o yüzden iyi düşün.” dedi.
Selçuk: “Karar verirken oğluma bak, olur mu?”’ dedi.
Fatih’e baktım ve o an karar verdim, "Ben bu küçük adamın annesi olacağım." dedim.
Kardelen: "Tamam ağabey, evlenelim." dedi.
Selçuk: "Hastaneden çık, işlemlere başlayalım. Gelmişken seni de alıp gidelim." dedi. Ben sadece başımı salladım ve küçük paşama baktım. İnşallah ona güzel bir anne olurum…
…
Birkaç gün sonra
İstanbul’a dönüyoruz. Fatih ve ben arkada oturuyoruz. Bu hafta hızlı geçti. O akşam hastaneden çıktım, iki gün sonra resmi nikâh işlemleri için çıktık. Yıldırım nikâhı için ertesi güne gün aldık.
Fatih’in bütün bakımıyla ben ilgileniyorum. Çok uyumlu bir bebek ama sadece yanımda uyumak istiyor paşam. Nikâh günü için Nurgül abla beyaz sade bir elbise verdi. İlk başta istemedim ama Selçuk ağabey "Evliliği gerçek sanmalılar." dedi, ben de itiraz etmedim.
Nikâh şahidimiz Gökhan ağabey ve Nurgül abla oldu. Nikâhtan sonra en yakın camiye gidip imam nikâhımızı da kıydık. Sonra eve geldik. "Yarın yola çıkarız, ona göre hazırlan." dedi.
Birkaç kıyafet koydum bavuluma. Aile albümlerimi, Hakan’ın her zaman kullandığı hırkasını ve kızımın en sevdiği oyuncağı aldım. Gerisini Nurgül abla ihtiyacı olana dağıtacak. O gece Fatih’le uyudum, yanından kalkınca hemen hissediyor ve uyanıyordu.
Sabah erkenden kalktık ve yola çıkmak için hazırlandık. Vedalaşma vakti gelmişti.
Kardelen: "Nurgül abla, Gökhan ağabey, her şey için çok teşekkür ederim. Buraya taşındığımızdan beri her zaman bize destek oldunuz, sizin hakkınızı ödeyemem." dedim ağlayarak.
Nurgül: "Helal olsun canım, sen de helal et. Sen de en zor zamanlarımızda bana destek oldun. Gene gelin, özletmeyin kendinizi." dedi ve ağladık. Gökhan ağabeye baktım.
Gökhan: "Helal olsun kardeşim." dedi ve sarıldık birbirimize. Bana hep ağabey oldu burada. "Sen benim küçük kız kardeşimsin, bunu unutma ve ne zaman, nerede bana ihtiyacın olursa bir telefonun yeter." dedi. Sadece başımı salladım ağlayarak.
Gökhan: "Bacım sana emanet, onu üzme." dedi.
Selçuk: "Emanetin başım üstüne, sen merak etme." dedi.
Arabaya bindik ve yola çıktık. Ben camdan onlara el salladım. Nurgül arkamızdan su döktü ve el salladılar.
Mahalleye az kalmıştı.
Selçuk: "Gelmek üzereyiz Kardelen. İlk tepkileri ne olur bilmiyorum ama ben halledeceğim." dedi.
Kardelen: "Tamam, Selçuk ağabey." dedim.
Selçuk:’ Bana artık ağabey deme kardelen yoksa anlaşmalı evliliğimiz ortaya çıkar bana artık sadece ismimle seslen’ dedi.
Kardelen:’ Tamam dikkat ederim bundan sonra.’ dedim nasıl olacak bilmiyorum ama.
Yaklaşık on dakika sonra bir evin önünde durdu araba. Arabadan indik Fatih’i ben aldım ve evin bahçesine girdik.
Selçuk: ‘ Burası bizim alt katta annem üst katta da biz oturacağız. Evin içi büyük dört artı bir odaların kendine ait banyoları var. Evi gezdiririm sonra.’dedi
Sadece başımı salladım o arada Selçuk geldi ve elimden tuttu şaşırdım’ Hazırımsın Kardelen?’ dedi. Derin bir nefes aldım ‘ Hazırım’ dedim.
El elle yürüdük içeri girdik ve ailesinin kapısını çaldık kapıyı Seren açtı gözlerime inanamadım onun burada ne işi vardı o da beni görünce bir an şok oldu sonra ellerimizi görünce kızgın gözlerle baktı.
Selçuk:’ Kapıdan çekil de içeri girelim’ dedi Seren’i tersleyerek. Seren kapıdan çekildi bizde ayakkabılarımızı çıkardık ve içeri girdik.
Münevver:’ Ne oluyor burada oğlum bu kız kim?’ dedi sinirli bir sesle.
Cihan:’ Oğlum neler oluyor?’ dedi
Selçuk: ‘ Anne baba ben evlendim eşim Kardelen.’ dedi
Hep bir ağızdan ‘ ne ‘ dediler. Sanki annesi bozuldu bana çok sinirli bakıyordu. Babası şaşırdı kaldı. Seren beni gözleriyle öldürdü. Allah’ım sen bize güç ver…